|
21 Şubat 1980 MEVLÂNA’yım ben! 1 Kaşık verdik eline, tatlı gelsin diline, dönme duran
gölüne, yol ver akan suyuna. Cümlenize selam olsun. 2 Kundak çevirene, elden devirene günün yorumu sorulmaz,
altın kapı, açılmadan bilinmez. Yol münasip, dayanacağına. Verilene
gönülden katlandın, aşmadığın duvara dayandın. Ötesi açıktır
geçilecek, kement yapılmadan tutulacak. 'Uzak dur!' denilene uyduğun görülür,
ayağına niyazında dilediğin serilir. 3 Gemiye geleni, yolda soruyu alanı düşün! 'Elden
gelmedi, düzen vermedi.' denildiği günde, "Hayırdır, hayır
getirecek, sana yük geleni götürecek." denildi, LOKMAN'dan öyle verildi.
Düşeni tuttuğun, taşanı attığın günde, şaşana söz
verme! Varolana, darlık geçerli değildir! Sazı eline alsa, geçen günden
sözü verse, LOKMAN'a geleni bilir, düzende aykırı olanı bulur. DOST yerini
alsın, LOKMAN niyaza dursun. 4 Yaprak verdiği günde naneyi kurutmadan kaynatınız,
taze papatya ile karıştırınız, su niyetine içiniz. Geçesiye. Derman VEREN,
derdine değil kuluna sevinir, sevindiği için, 'Şükür ALLAH'ım!'
dediği için. Korkuyu silelim, günden öteye gülelim! 'Nerde?' dediğin,
LOKMAN'ı sorduğun, yattığı yer mi, elinden tuttuğu yer mi?
Güneş'in dönüşe hazır olduğu yerde. 'Yattığı yer?' denir.
Yaprak-yaprak kaynatalım, az demletelim. Olduğu gibi. Sarısı dağıtır,
beyazı öğütür. Derman HAK'tandır, bizden değil. Derman YÜCE'den
gelir, sözü bizden verilir. Sütten aldığı kadar ayakta kalsın, yumurta az
yesin! Konuk gelene sözüm. Dört duvarı ördüğün, kapıya geleni
gördüğün, verdiğini bilir, alacağına duacı olur. Üç elden
geçmeden karar verme, 'Vermem.' diyene kızıp işini dürme. Kapalı duran
açılır, gelecek DOST şüpheleri siler. 5 Ayrı-ayrı derilmesin, karar gelecek defterden
silinmesin. Geçerli olan, dünden gelen değil, yarına verendir. Her sayfada
izi görülür. Karar ayna misali görüntü halindedir. Gözden alana, 'Derdim!?'
diyene. Nemden uzak dur, yapısı yünden olan elbise giy. Ottan olmasın. Pamuk
değil. Ayağına başına, mevsim demeden, yağmur güneş
vermeden dolaş. Yerden gelmez, sudan aldığındır. Toprağın
sıcağı güzeldir, kum değil. 6 "Yoldan aldım, yapıdan geldim, LOKMAN'dan
sordum. Derman, sözün şakası değil, derdinin yakasıdır." dedi,
YUNUS'um söze girdi: 7 "Dardan sözü veremem, 'Kaldı, gitti.'
diyemem. Elden aldım, günden bildim, niyaz ile gönülleri sardım." dedi,
selamladı yürüdü. 8 "Toprak elden geçerse, kul topraktan
seçerse, DOST elini açarsa, elbet toprağı altın olur, kapıyı öyle
bulur." dedi, KAYGUSUZ yaydan fırlayan ok gibi geldi: 9 "Toprak bana verdiyse, sana gelendir,
toprak sana verdiyse, gelene varandır. Elden ele ulaşır, her kulunu
dolaşır. Birde bine varırsın, attığını görürsün. Toprağı
taramazsan, verdiğini aramazsan, ne alır ne bulursun, güne gelende ne
görürsün?" dedi, KAYGUSUZ geldiği gibi döndü, "Alacağın,
vereceğin." dedi, kendinde olanı söyledi. 10 Yumuşak gelene 'EYVALLAH!' dedik,
cümlede HAK ADI'na uyum gördük. ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|