20 Mart 1980 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzur her kulun dileğidir. Her kul birbirinin eleğidir. Cümlenize selam olsun. Gelen gülen, halden bilen kullarına RESULÜ Yardımcı gelsin. Elbet gelir. 'HAK' diyene verir. Çünkü bileni, olanı, seveni görür. GÖREN'e hizmettedir. GÖREN elbet HAK'tır. GÖRDÜREN HAK'tır. Sebebin veren HAK'tır. ALLAH'ım RAZI olsun. Cümlenizden.

2 'Katı gelen söz açmaz, dağlar taşlar yol açmaz.' diyene sözümüz. Katı geleni yumuşatalım, dağları taşları yola bağlayalım. Güneşte olumlu gün başlar. 'Ne demek?' dendi. Sevgisizlik akımı sevgiye dönüşür. Her kulu 'ALLAH.' diye konuşur.

3 Dediniz mi kuşlara 'Gel beni ara.', dediniz mi çiçeklere 'Bul beni.' Elbet yaban çiçeği seni bulamaz. Senin onu araman gerek. Yaban çiçeği çoban ile hemhal olur. Ondan alır, ona verir. Bahçende olan çiçek yerini bulduğuna sevinir. Unutulmasın sevildiğine, çiçek de böcek te sevinir. (Yaban çiçeğinden murat nedir DEDE’ciğim?) Elini vermediklerin, YUVA'da görmediklerin. (Tebliğ alınma sırasında GARİB, arkasından fısıltı halinde bir ses duyar) RABİA'nın sesini, onun nefesini aldınız (RABİA HATUN) ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun. Geldi, müjdeyi versin:

4 "Yedi gün doldu en güzeli oldu. Duman dağılacak, beklenen güne eğilinecek. Dumandan maksat günün olayları. Rum'un dağıttığı eklenti değil beklenti olacak. ('Rum'dan maksat nedir? - Bir can ekler- 'Yabancı devletler' dedi) EYVALLAH. Kağıtta çözülür, öğütte sebep aranır, gerekli söz yerine iletilir." RABİA yerini aldı, sözünü verdi: "Suyun aktığı yerin güneyine inecekler, yok diye dönecekler. Yarım gün sonra uyanacaklar. Aldıkları istihbarata dayanacaklar. Altın deyip kokulu suya bulanacaklar.

5 'Yanan dönen SENDEN'dir ALLAH'ım, bilen bölen SENDEN'dir ALLAH'ım, arayan aratan SENDEN'dir ALLAH'ım. Dayandık SANA, umduk ALLAH'ım. Güvendik SANA, bulduk ALLAH'ım.' diyesiniz. Niyazda selameti bilesiniz." dedi, RABİA sözü devretti.

6 "Soyunduk ÖZÜ'ne, dayandık SÖZÜ'ne, uyandık GÖZÜ'ne. Geldik dağın düzüne." dedi, duman yürüten, yumuşak sözlü, ahu gözlü TABDUK sözü aldı:

7 "Soğuk gelse yol vermez, 'Sıcak.' dese su görmez. Aldık verdik eline, izin diledik diline, niyaz ettik haline. 'Al, ver.' diye, iznini verdik. HAK ADI'na düşeni gösterdik. ALLAH'ıma emanet olunuz. YUNUS misali, İZİ'nde kalınız." dedi, TABDUK yürüdü.

8 (Kimin için alındı?) "YUNUS adı anılsa, 'YUNUS nerde?' denilse. Adıma denk gelirse, sözümü hemen alır." dedi, YUNUS'um söze girdi: 

9 "İzni HAK'tan alınır, bilinen su için verilir. Kalıp bizde olaydı, düz ovada duraydı, düzen güne gelmezdi, dolaylı söz vermezdi. 'Alıp geleyim, sorun güleyim.' diyene; 'Suyu bildiğince iç.' deriz. Boyalı suyu görene açarız." dedi, YUNUS'um yürüdü.

10 Taç giyse kral dese, bilene ayak uyduramazsa, taçtan tahttan ne alır, dileyene ne verir? Taç, bilim olsun, taht ilim versin, cümlenize gülsün. ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun. Üç günde çözülür. Sanılmasın bezilir. 'Bezdireyim.' diyen kendi yorulur.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH