|
28 Mart 1980 MEVLÂNA’yım Ben! 1 Yorgan düzende gelen, yastık bedene uyandır, sesin
geldiğini duyandır. Cümlenize selam olsun, düzende her kul yerini bulsun. 2 “Pervane olsam döne-döne gelsem, ‘Oyun.’ diyen her
kuluna, gözde sözde ‘Aşkın.’ desem, cümle ile AŞK oduna yansam” dedi,
YUNUS’um söze girdi. 3 “ 'Yeşil fistan dar gelmez, sarı destan yol
vermez’ desem, ‘YUNUS darda kalır mı, renkten renge alır mı?’ denilir, demde
her rengin adı söylenir.” dedi, YUNUS’um sözü KAYGUSUZ’a verdi: 4 “Kara ata binersem, karlı tepeye inersem, yorum
sizden gelmezdi, bahçemde gül açmazdı. Dosta dostu anlatsan, candan alıp
CANAN’a iletsen, söze nokta koymazdın, sen nefsinden soyamazdın. 5 Altı atlı yola gitse, altı çoban sürü gütse, yol
taş ile örtülür, sürü kurt ile ürkütülür. SAHİBİ gölgeyi siler.”
dedi, KAYGUSUZ yürüdü. 6 (DEDE’ciğim,
bu altı rakamının bir özelliği var mı acaba?) Dost dumansız
kalandır, altı cümlede kendini bulandır. (Altı yön mü yani?) Altının yanda yönde değil, kumda adı
vardır. Kumun sayısını alamazsın, altı ile bölemezsin. Yedinin başkan
sayıldığı duvarın öyle örüldüğü bilinir. Dostun altısı bir araya
geldikte, düzende huzur görülür. Ne var ki YAZAN’a uyulur. Kayıtsız
oluşmaz, olumsuz gelen buluşmaz. Doğru eğriye mihenktir,
görünen kainatta ahenktir. Elde, dilde, gönülde aynı şarkıyı söylersen,
söyleyeni dinlersen, dumanı dağıtmış olursun, altıyı bir arada
bulursun. Karışık değil açıktır. Okuyan BİR'dir, YAZAN
BİR’dir, çözen BİR’e uyandır. Kaşığı ele alsan, ocakta
beklesen, aşını yersin, 'Ne güzel.' dersin. Kesin bildiğin budur.
Uykuya dönüşen, bedende gelişen, O’nun ile buluşan, sen misin, O
mu? Ocakta yiyeceğini bilirsin, uykuda göreceğini bilir misin? 7 'Ayağım yere bastı, elim dalını kesti.’
diyene sözüm. Her kul yere basar, ne var ki dalı türlü niyetle keser.
‘Ağacı budayım, meyveyi bol alayım’ diyen, günü gelince elbet yiyendir.
‘Vurayım.’ diye kesen, kendi kendine küsendir. Bilmesi gereken, vuran
vurulacağını bilmeli, kendini öyle bulmalı. ‘Dar yol bana gelmez,
dileğime götürmez.’ diyenin, yürümeye niyeti yoktur. ‘Kapı kulu olayım,
kapıda su göreyim.’ diyene de ki. Kulluk HAKK’adır. Gidenin yolu su. 8 CAN gülerse CANAN bilir, CANAN söylerse CAN bulur,
birbiri ile hemhal olur. Gör sende olanı, gör senden bulanı, gör bilende
kalanı. Gönül yandı alev-alev. Yolumu bulduğumu MEVLAM diye yandığımı
bilen kim? Dönen gelen, dünden veren kim? Demde ayran içersen, yolun diye
seçersen, alev-alev yanan gönlüne dönersin, AŞKI’na kanarsın. ‘Yetmez.’
diyene de ki: Gönül açıldıkça açılandır, geçildikçe seçilendir. Gün günün
yorumuna girer, her gün geçen günü sürer. Altı düzen bulaydı, altı elde
kalaydı, doğuşa değil oluşa düzen gelirdi. Saman yerde
kalmaz, ota gerek duymaz. Güçlük geçerlidir. Doğan yerini düzende bulur. 9 ‘Günleri saydık, olumsuz geldi.’ diyene sözüm:
Yorum uyumsuz oldu. Dağılan toplanmadan uyum bulunmaz. ‘Ayağımı yere
bassam, yerde taşa vursam.’ denilmesin. Daha önce verdik, ÖMER’in (HAZRETİ OMAR) sözünü
ilettik: Yemeyene, giymeyene, sevmeyene gönlünü kapatma. Yiyene, giyene, sevene
elini kapatma. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Alanı vereni, göreni seveni
yardımcısız bırakmasın. ALLAH’ıma emanet olunuz. 10 (DEDE’ciğim,
Sarı destandan murat nedir söyler misiniz?) ‘Olacak gelecek.' diyen,
bildiğince söze giren, sarı destan yazandır. Yazımız O’ndadır, O’nun
kaleminde. Senin benim yazımda, onun bunun sözünde kader okunmaz. Ne derlerse
desinler kula dokunmaz. Kumdan geldik, kuma döneceğiz. ‘HAK YOLU, odur.’
diyeceğiz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|