|
25 Nisan 1980 (Ölmüş bir kişinin arkasından yapılan 'Hatim', 'Mevlit',
'Tevhit tespihi' gibi törenlerin, onun ruhu üzerindeki etkisi nedir? Yugoslavya
başkanı Tito örneğinde olduğu gibi;
bitkisel hayat yaşayan vücutlardaki ruhun durumu hakkında bilgi verir
misiniz? Aldıklarımızı ne şekilde vermeliyiz? Şimdiye kadar
yaptığımız çabalar yerinde midir? Ara toplantılar hakkındaki görüşleriniz
nedir? 'Altı' ve 'Yedinin bir daha açıklanması mümkün müdür? d'nin (A.B.D.)
şifa bekleyen mektubu?) MEVLÂNA’yım ben! 1 ÖZ'e verdik göze girdik,
sözde durduk, cümlenizi gördük, 'Selam.' dedik. Yerden aldığım taşı,
sofraya verdiğim aşı; yiyen bilir, gelen görür, 'Düzende aykırı olan var.'
diyen yanılır. Gölgeyi dersen güneştendir, sevgiyi dersen ateştendir. 2 Yaman sözü edilir, her
sohbette katılır, gerçeğin aynasında cümlenizi görür. "Gördüğüm
yerde buldum, dilenen yönde kaldım." dedi, YUNUS'um sözü aldı: 3 "Bulut güneşi
örtse, rahmet toprakta artsa, kimdendir? Taşı toprağı verdik, suyu
kilimi serdik, 'Duvarı örün.' dedik. BİR olun, BİR'lik gelin, binayı
birlikte kurun. 'Cam var, camcı yok.' dersen, rüzgara kapı açarsın. Yapıya kul
olalım, kapıya kul gelelim, verileni bilelim. 'Bende var, sende yok.'
demiyelim. Her kulu 'Bir bina kurayım' derse, hiçbiri olmaz. Derlenin toplanın,
bir binada HAK'lanın. 'Oldum olası, geldim bilesi.' diyenin, olduğunu
bildiğini YÜCE ALLAH'ım görür. Boynuna astığına, 'Güzel.' diyene de
ki: Demde benimdir, gelende ele alanın. Doğruyu aradığın
değişenden değildir." dedi, YUNUS'um yürüdü. 4 CAN bedende oluşur, RUH gidende gelişir, gittiği yerde bilişir. Değişen
olmadıkça, RUH ayrıya geldiğinin idraki içindedir. Ne acele eder, ne
çekimser kalır. Gördüğü aydınlıktır. Doğruyu görür. 'Ne demek?'
dendi: Her yaratılanın varacağı yeri idraki, dünya perdesinin
örtüldüğü anda başlar. DOST dediği, var edilenle
BİR'liğe gelir. Varolanın idraki, gölgesiz ölçüsünü bulur. Onun için,
uzun yatanla kısa gidene dert etmeyin. Örtü elde olaydı, dileyen açabileydi,
kısa güne talip olurdu. (Kısa
günden murat, 'Kısa ömür' mü DEDE’ciğim?) EYVALLAH. Her söz yerini
bulur, kapıya her adım atan dilediğine yönelir. 5
Dayandığımız YÜCE'dir, bilmediğimiz gecedir, her gül açmadan goncadır.
Bildiğim bana yetse, sana yetmez. Bilgin sende kalsa, toprağa
gömdüğün altına benzer. Kuşağın sıktığı bilindiği
anda, gevşetileceği düşünülür. Elbet düşünen sensin. DOST
sevgi ile beslenir. Her niyazda DOST bahçesi süslenir. Geleni sevgin ile
beslersen, gidende anmak az mıdır, vereceğin söz müdür? Gönlünü
açtığın, cümlesini seçtiğin bilinir. Niyazlar HAK ADI'na edilir, her
andığına noksansız iletilir. Nasıl ki susayana su verirsin, niyaz
bekleyenleri öylece beslersin. Elbet ruhlarını aydınlattığını görürler,
hep birden gelirler nasiplerini alırlar. Küçük büyük denilmeden, azı çoğu
yenilmeden, söze sözün katılmadan; umar ve alırlar. Elbet huzura varırlar. Her
zerre sizlere, her damla onlara. 6 Yapıya
dönelim, kınamadan çalışalım. Önce çalışmaya alışalım. Demde
uyum istenir. Gelende doyum beklenir. Önce uyum, sonra doyum. Uyan doyar, doyan
dağıtır. Ağızdan değil, gönülden katılalım. DOST için gerekirse
ateşe atılalım. Sönmez ocak, dinmez bucak. Dağılan toplanacak, her
bilen katlanacak. Her kul kendini eğitirse, ununu öğütür. (DEDE’ciğim undan murat nedir burada?)
Nefsini, ruhunun kafesini, yapının hevesini. ('Un' değil de, 'Buğday' oluyor değil mi
DEDE’ciğim?) Dağılan, buğdaydır. BİR'den
dağılır, değirmende toplanır. (DEDE’ciğim,
YUNUS babanın 'Boynuna astığın...' sözü, tebliğler midir?)
Ayna. YUNUS'um 'DOST.' dedi geldi, YUVA'da postu gördü. Hazır posta gönül
verdi. "Aldım oldum bileyim, cümlenizi göreyim. 'Her heveste ahenk
vardır.' diyeyim." dedi, postun ucuna oturdu. 'Oturdun, versen.' dedik,
sözü YUNUS'um ile paylaştık. Dağdan taştan getirdi, ağacın
gölgesine oturdu, cümlenize dilenen aşı kotardı. Sözde uyum geçerlidir,
ÖZ'de doyum seçerlidir. ÖZ'ünü bilmen için, aynaya bakman gereklidir. ('Ayna'dan murat nedir DEDE’ciğim?) Ayna
her bakana, baktığı yönü gösterir. 7 'Selam.' diyen kuluna, 'Selam.' dedik yoluna,
burdan oraya, girdik koluna. Adım-adım alışır, bildiği yönde
gelişir, HAK ADI'na çalışır. EYVALLAH. (d için mi?) Evet. Geminin aldığına, yoluna
saldığına yerini verir. 'Geminin aldığı kim?' denilir. a. (a YUVA'nın 11 yöneticisinden 6.sı olan Musevi asıllı
A.B.D vatandaşıdır.) Elinin yandığına üzülür, gönlünün
yandığına sevinir, dünyaya geldiğine yerinir. YUNUS misali döner
durur, elbet dilenen yere yürür. (Kim
DEDE’ciğim? d mi, a kardeş mi?) a. Açan gülden yaprak alsın, kaynatsın
suyunu içsin. ('Açan gül' yaprak mı, gonca gül
mü?) Gül çiçeğin yaprağı. Goncanın açılmışı. (DEDE’ciğim, hangi hastalığın
şifasıdır?) Geçerli olan, adını alan değil derdini
bilendir. ALLAH'ıma emanet olunuz. 8 ('Altıyı
vermedin DEDE’ciğim?) Altı üstü birdir bunun, açık gelecek konun. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|