6 Haziran 1980

MEVLÂNA’yım ben!

1 Bak göreceğin her yana, bak bulacağın her yere. Derin kuyu ses verir, serin suda kendini bulur. Yerden göğe kim ne dilerse görür. Cümlenize selam olsun, akan suda kendini bulsun. 'Derin kuyu ses verir.' denildi, sesin oluşu soruldu. Yerden yere bakarsan seninle olanı görürsün, yerden göğe bakarsan O'ndan geleni bilirsin. Kuyuya ne dersen onu alırsın. Dediğinizi değil, DEDİĞİ'ni alalım, aldığımızı kainata verelim.

2 "AŞKI süzülmez, almayandan sezilmez, güzelin bilindiği yerde 'Geçici.' diye yanılmaz. Düz duvara ayak atmam, yeşil çayıra odun katmam, düzene uydum çürük satmam." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Kaşığın elde kaldı. Yerini bilsen söze ne gerek? Uyduğun yerde duyarsan, kundak misali açarsın. Geleceğe uymak pazarlığa düşmektir. Gün, anında yaşanır." dedi, YUNUS'um yürüdü. 

4 Satın aldım elmayı, dosta sordum kalmayı. Geldin kalasın, oldun bilesin. 'Gelmediğim?' deme, uymaza uyma. Altın tartıya, sirke tortuya, kendir çiçeğe vermez, değirmene koysan çekmez. Ne var ki, yersen mideye çökmez. Eler, dokur. Gölgeye çekilenin toprağa çakıldığı söylenmesin. Güneş onu bulur. Her yaprak güne göre güneşten nasip alır.  En üstte olan yapraklar her an güneşten nasip alır. Dağ yeri görür, yer de dağdan nasip alır.  Ayrıyı, ALLAH'ım değil kullar görür, yerini aldığı ile ölçer. 'Olumu, bildiğimiz kadar anlatırız.' denilir. Asmayı dikerken salkımını bilemezsin. Almayı diledik, gelmeye niyet kurduk, nasibin önünde durduk.

5 "Aştığım yerde kendime düzen aradım, kumdan taneyi gördüm, saysam sayamam, dursam göremem." dedi, KAYGUSUZ söze girdi:

6 "Lafı lafa bağlayan, günü günden bekleyen yersiz kayguya düşer, olana günde şaşar. Koruk rengi bulacak, gönül AŞK ile dolacak. Her arayan görecek, dilediği yerde kalacak. Saymaya niyet kursan, her yaprağa damla versen, 'Alacağım sende.' desen; dağılana el verirdin. Çember dileyen olmaz, dileyene 'Hayır.' demez. Dostluk çemberi elbet. 

7 Geldim sevgi bağına, döndüm AŞK'ın ağına. Öğüt veren aradım, her kapıyı zorladım. 'Kara bulut.' dediler, rahmet diye gözledim. Sazı aldım elime, ses verdim kalemime, söz geçirdim gönlüme. Dedim: 'Yalan yaraşmaz.' Dedim 'Haram gelişmez.' Dedim: 'Seven sürtüşmez.' Dedi: 'Uyduğum gibi.' 'Karabulut ' denilen, nefis ile yenilendir. Yediğin ile boğulursun, her hale eğilirsin. Dost zahmete 'Rahmet.' der. Her kulu pişmemiş aş yer. Yerini bulunca, ocakta olunca; elbet aşını pişirir, bilmediğini aşırır. Meyhane derman ister, sakiye ferman göster. 'Aldığım yeter' dersen, gönülden dileyene sor, sevgini, eleyene sor. Geçici olandan kendini ayır. Kaymayı dileyen, buza yönelir. Yanmayı dileyen güneşe yönelir. Saydığın her halde kulun niyeti görülür." dedi, KAYGUSUZ yürüdü.

8 (Her, yer arayanın dilediği, mertebe midir?) EYVALLAH. Dünyaya bağladığın, dünyada eylediğin senindir; 'HAK.' dersen, yolundur; varmayı dilersen halindir. 'Gidelim.' dediğin, varmayı dilediğin sonundur. Elbet dünyada manada doğuşundur. Doğuş değişmez, sanılmasın gelişmez. Varsam O'na, birsem bana. Birim, varım. Dünya ve ahiretin özüdür. Dünyada birim, ahirette varım. Almayan alacağı günü bekler, varlığına dileneni ekler. 'Oyuna top gerek.' diyene de ki: Sözümüz yerindedir. Top elden ele dolaşır, oynayanlar halleşir. Suyun, şerbete katıldığı da, çamur ile karıldığı da olur. Gine de su değerini kaybetmez, ateşe atsan yanmaz. Öyle oldukta cehenneme 'Ateş' denmez. Suyun dili olsa, denize ve bataklığa sorulsa, elbet deniz mutluluğunu söylerdi. Suyun cenneti cehennemi odur. (Batıni anlamda mı DEDE’ciğim?) EYVALLAH.

9 Göz gözden alır, göz gözden bulur. Göz söze verir, almayı dilediğimiz her meyveyi bilsen bilmesen bulur. Gören göze nasip aldık, güzeli cümlenizin gözünde bulduk. 'ALLAH'ım RAZI olsun.' dedik, YEMEN'den gelen selamı ilettik. HAZRETİ ALİ dedi ki: "Görgü perdesine niyaz edenler, her kulunu bir bilip elinden tutanlar, gönülden 'Kara bulutu' 'Rahmet' diye ananlar, 'Cami' diye gönüllere dalanlar; kayguyu siliniz, ahlak yerindedir biliniz. Biliniz ki, aydın güne açıktır. Biliniz ki dört yönde verilen, dilendiği halde görülen düzene meydan verildi, her gelen sofra kuruldu. 'Soframız açıktır cümleye.' denildi, gelenden gelmeyenden RIZASI istendi. ALLAH'ıma emanet olsunlar, selamımı alsınlar. YEMEN kapısı, BİRLİK’tir yapısı. Kapısına varalım, yapısında olalım."

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH