9 Haziran 1980 Miraç
Kandili
MEVLÂNA’yım ben!
1 Gökten çağırdılar
cümle alemi. 'OL, GEL!' dediler. Geleni aldılar. 'Cümle sevsin.' dediler.
'HAY!' diyelim, kendimizi bulalım. 'Diri olan bilir.' diyelim. 'YAR!' diyelim,
cümleyi saralım, birliği kuralım. Birlik bedende kalmaz. Birlik cümlede
ölmez. Geldiler, desek, yerden gökten BİR oldular. Kapılar açık gelene,
gönüller açık sevene, yollar açık bulana. Yerde gökte BİR oldu, cümlesi
YUVA'da durdu, ALİ sözü aldı:
2 "MELEKLER adını
versin, MELEKLER kanadını görsün, MELEKLER bahçene girsin. Desin ki: 'Dalınla
yaprağınla, sen de gülsün. Yaprağın huyundur, çiçeğin ruhun.'
Selam göklerden size gelsin. Selam göklerde sizi bulsun. Cümlesi sizlerle
birlikte kalsın.
3
'Ölen ölsün.' denilen,
'Bulan gelsin.' denilendir, AŞK sofrasına konulanı yenilendir.
Cümlenize
kutlu olsun, her yaratılan mutlu kalsın. ALİ'den cümlenize üç öğüt
gelsin: Hata sizdendir, bilici olun. Atâ, HAK'tandır görücü olun. Üç
günden öte
küs kalmayın, affedici olun. ALLAH'ım affedicidir. AŞKI ile yananı
görücüdür." dedi, ALİ RESULÜ'nün Selamı'nı gönüllere aktardı. "Alın
bilin, kutluluk mertebesine erin. Umutlar sizlerledir, gönüller açık
olsun." dedi, ALİ güldü, gönüllerde açan çiçeklere sevindi, yürüdü.
4 Gökten çağıran
O'dur. ALLAH'ım affedicidir. Her günahın elbet bedeli vardır. Unutulmasın, en
son mekanı AŞK'tır. Fidanı dikersin, yaprağını seçersin, meyvesini
toplarsın. Gün gelir kurur. Kimi toprakta kalır çürür, kimi odun olur ocakta
yanar, devirlerini tamamlar. Asla yerde kalmaz.
5 "Adım-adım
yürüdüm, yerde odun sürüdüm, ak sakal gördüm sarıldım, akan dereye vardım
gerildim." dedi, YUNUS'um söze girdi:
6 "Ömür
gerçek sözündür, amir bulacağın ÖZ'ündür. Gelmeden bilemezsin, dönmeden
diyemezsin. ALLAH'ıma emanet olunuz. Gelenler söze girer biliniz."
7 "AHMET YESEVİ adım, geldim verdim
sözüm, her yiğide ilettiğim sazım, ayrı söylemez." dedi, sözü
HACI BAYRAM'a verdi:
8 "Altın tasa su koysan, bakır tasa bal
akıtsan, tadı kendin bulursun, elbet suya yönelirsin." dedi, sözü HACI
BEKTAŞ'a verdi:
9 "Dal elime gelmedi, kök dizime vurmadı,
toprak alnımı almadı, düzenden şikayetim olmadı." dedi, sözü PİR
SULTAN ABDAL'a verdi:
10 "Karşı karşıya gelsem, gölden
aldığım balığı versem, bilenden yerini sorsam; şikayeti olmazdı,
benden sırrı almazdı." dedi, sözü KAYGUSUZ'a verdi:
11 "Üç öğün aşa, üç güğüm taş
vermezsin. Beş öğün namaza, onbir öğüt almazsın, elbet yoldan
kalmazsın." dedi, sözü SARI SALTUK'a verdi:
12 "Dövmedin ezeni, bilmedin sezeni,
sormadın susanı. Elden alır, GÜL'den bilir, cümlede rahmeti görür." dedi,
sözü HAMZA DOST'a verdi:
13 "AŞK ağı örülürken, AŞK
bağı görülürken; cümlemiz bir haldeyiz, cümlemiz bir yoldayız. Cümle ile
elden ele alışırız, kainatı öylece dolaşırız." dedi, cümlenizi
selamladı. "AHMET YESEVİ'den alan, gönlünü kaygudan silene selam
olsun." dedi, cümlenize selamını iletti.
14 'ALLAH ALLAH.' diyelim, AŞK çorbasını
içelim. 'Nerden, nasıl?' denildi: Ocak yanarsa, kazan dönerse; elbet YAZANA
güler, AŞKI'na döner.
ALLAH'ıma emanet olunuz.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH