|
13 Haziran 1980 (HAZRETİ ALİ efendimiz, 6.6.1980 tarihli tebliğdeki
beyanlarında, insanlara hitap ettikten sonra, 'Kayguyu siliniz, ahlak
yerindedir biliniz.' buyuruyorlar. Buradaki 'ahlak' kelimesinin delalet
ettiği anlamı açıklar mısınız?) MEVLÂNA’yım ben! 1 Geleceğiz
göreceğiz, 'Yerde ne var?' diyeceğiz. Soruya geleni, kayguda olanı
niyaza vereceğiz. Kuşak beli sıkmasın, kul körpe fidanı sökmesin.
'Yerden gelen nedir?' diyene sözüm: Yerde yaratılan vardır, gökte bilim. Yorum
elbet yeterli gelmez, çünkü bilime kulun aklı ermez. 'Armağan verdik.'
dense, olmuş meyve yense; yorum dünyadan gelir. Bilinen başka, bilim
başkadır. Görünen bilinendir. 'Örtüyü açalım.' diyene de ki: Gücün yeterli
gelmez. 2 "Adım attım öteye,
taşı vurdum katıya." dedi, YUNUS'um sözü aldı: 3 "Beraberlik
oluşur, iki alem buluşur, ADI ile bilişir. Görünen değil
bilinen yeterlidir. Asma üzüm yüklüdür, kulun sırrı saklıdır, bilen bilmiyen
haklıdır. Sözü HAK'tan alırız, satır-satır veririz. Verilene uyanda, 'Yolum
nerde?' diyende, elbet ahlakın var olduğu görülür. Her olay niyet ile ölçü
alır. Demde güzel gelen, yarına değerini bildirmez. Öyle oldukta hata
mıdır? Günde anda niyetine 'Hayır' diye başla. Yanılandan olmazsın,
ahlakına söz almazsın. Elbet yorum kuldan olmaz, ALLAH'ım gönüllerden uzak
kalmaz." dedi, YUNUS'um yürüdü. 4 "Birde ben,
birlikte sen olursan, kendini ayrıda bulursan; yakın gel çözeyim." dedi,
KAYGUSUZ söze girdi: 5 "İpte adım atamazsın, çünkü cambaz olamazsın, geyik, yerini bilemezsin.
'Doyumsuzluk nerden?' dersen, kendini bulamazsın. Geldik yaya, durduk
ağaya. Dedik: 'Ne oraya, ne buraya?' Yapıya el verdik, kapıya söz ile
durduk. 'Konuk geldi.' diyene, 'EYVALLAH.' dedik. Geçit dileyene açıktır."
dedi KAYGUSUZ yürüdü. 6 ALLAH'ım
sana bana YOLU'nu açar, ALLAH'ım senin benim gönlümü seçer, her bilen dilenen
yollardan geçer. Elbet geçilen yolda, seçilen kulda ahlak vardır. 'Düzende
yerim var.' diyen, her varolanı yerinde gören, ahlak sahibidir. 'Sen mi aldın,
ben mi verdim?' diyenden değiliz. YAR'dan ayrı kalmadık, kulunu ayrı
görmedik. Gayrette olsa, hataya da düşse; bilmeyi kendine uyumlu kılan,
ahlak sahibidir. 'DOST KAPISI.' dedik, HAK yapısı gördük. Geldik YUVA'da
durduk, duranları selamladık. Ele kaşık gereklidir, DOST'a AŞIK
gereklidir. Suyun başı bizdendir, suyun aşı sizdendir. Her kulu
katıldıkta, sofraya nasip atıldıkta, ayrıda olmaz, ahlaktan uzak kalmaz. 'Gel.'
dedik GÜL bahçesine çağırdık. Toprak ekine, suyu köküne geçerlidir. Suyun
verdiği kulun aldığıdır. 7 "Düz ova vergilenmez, düz ağaç
sargılanmaz, sözü bilen sorgulanmaz." dedi, PİR SULTAN ABDAL söze girdi: 8 " 'HAY.' dediysek, düzene değil
sezene. Söz dediysek, YAZAN'a, kusur bulmadık dizene. Düzene ayak atanlar,
ayağı pula satanlar, her gölgeyi 'Kaygu' diye sezenler, uzak kaldı, niyete
uyanı bilmeden gezenler, 'Olur olmaz.' diye yozanlar; adımızı saraydan attılar,
sözümüzü bilmeyene kattılar. Bilen bilir gözleriz, gören bulur izleriz,
cümlenize söyleriz. MERYEM nerden aldıysa 'Yeri nerde?.' dediyse, ABDAL da onu
söyler. Ağaç köklü değilse, kökü saklı değilse, bulana el
veririz." dedi, ABDAL yürüdü. "Dayandığın ağacı kökleme,
ata gücünden fazlasını yükleme. Açılacak, ne var ki, dar köprüden
geçilecek." dedi, MERYEM sözü bağladı: 9 "Mendil yeterli midir yerden verene?
Sedef geçici olana değil, seçimi bilene gereklidir. Konuk geleni verdik,
bilmeyi dilediğini serdik. (Bayan h. için
mi? -h. Avusturyalı bir sopranodur-) 'Aktığı yeri buldun mu?' dedik,
'Aradım.' dedi. Değirmene un vermeden, değirmenci söz almaz. Dostluk
alışan ile verişende bağlanır. Geldiği günden,
bildiğini arasın. Bilenden sorduğu, yeterli günde değil, gelene
bağlıdır. Eklenen yerde, düzlüğe dönsün, güneşin
doğduğu yere baksın, kendi içine dönsün. Güzeli orada
bulacaktır." dedi, MERYEM sözü bağladı. 10 Hancı yolcuya bağlanır, yolcu handa
eğlenir, bir verse üç alır, gideceği yerde kendini bulur. Ne saç
sayısını arttırır, ne yerini düze bıraktırır. Geçerli olanın niyazı edilir. Her
olay ALLAH'ıma havale edilirse, düzenin sözü yerine gelir, YAZAN'a öylece
uyulur. Gölgede kalmayalım, her olayda kendimizi olaya adapte etmeyelim. Koyun
atın görevini yapamaz, at devenin yanında duramaz. 'Alışalım, olanı
olmayanı alıştıralım.' dersek düzene karşı çıkmış oluruz.
Yaratılan YARATAN'ın malıdır. Kulunun himmeti olmaz, asla zimmetinde kalmaz.
Yerimizi bilelim, verilen kadar gayret gösterelim. Cümlenize selam olsun. Her
dost HAK ADI'na sözü bulsun. ALLAH'ıma emanet olunuz. Güç geleni sebep sormadan
çözünüz. Deyiniz ki: 'Güçlüğü yerinde bilmezsem bildir ALLAH'ım.
Çözemezsem göster ALLAH'ım.' Tasarruf sahibi O'dur. Çözen çözdüren odur. O'ndan
olan, O'ndan çözülür. Yerimiz SEN'in ile bellidir, cümlemiz SEN'in
dilediğin haldedir. 'Şükür.' diyelim, şükürde selameti bulalım. ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|