27 Ocak 1981

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gökte yıldız Güneş Ay, cümle aldı kainattan pay. Selam olsun, gelen yumuşak desin.

2 YUNUS sofrayı kurdu, TABDUK helvayı kardı, YUVA’daki DOST’luk sofrasını. Gördük ‘ALLAH.’ diyeni, gördük helva yiyeni, dostluk helvasını tüküreni. Aradık mı adını, sorduk mu gönlünü, dedik mi yolunu? Dostluk helvası tükürene. Komşu olsam, kapına gelsem, ‘Su ver’ desem, ‘Olmaz.’ mı dersin? Fakir olsam kapına gelsem, ‘Aş ver’ desem vermez misin? Kapıdan çıktıkta, verdiğini tüküreydim, suyunu dökeydim, ‘Gelme.’ mi derdin, yolunu mu çevirirdin? Dostluk DOST’tan alınır, suyun aktığı yerde kulun çokluğu görülür, sofra kurulur, tokluğa götürülür. Alana almayana, bilene bilmeyene EYVALLAH. Ne var ki, tükürene, ALLAH’ım izin vermez; sahibini bilen at sahibini tekmelemez.

3 Akmayan çeşmeye kul olmayız, dolmayan destiyi ele almayız; gönlünü ele aldık, dünden güne getirdik, hatada bırakmayız. Sormayı denediğin açıktır. ‘Daha önce dediğin.’ dersin, yorumuna dilediğini eklersin. Dağda çiçek oluşsa, böcek ona doluşsa; arı balını alamaz, her çiçekte bulamaz. Almayı dilediğin, vermekten kaçındığın görülür. Almadan veremezsin, vermeden bulamazsın. Her perde gözde açar, gönülden geçer. ‘Her gönülden geçen, olumlu mudur?’ dersin. Elbet değil akıldan süzülmedikçe. Önce akıldan süzmeyi öğretiriz. Gönül; akılla RUH’un kapısıdır. Yorumda hataya düşme. Günü beklemek, dilediğin olayın kapısı değildir. Senin için yazılana her gün uyacaksın, ‘Kuluyum, beni görür.’ diyeceksin, pişmiş aş, olmuş meyve yiyeceksin, aklınla oldurduğunu diyeceksin.

4 Kiracı her zaman çıkacağı günü bekler. Elbet çıkacak. Konuk gelen her kulda, gönülden uyan kalır. Kement sende, salıver gitsin. ‘Koşuya gideyim.’ demez, ‘Koşudan alayım.’ der, ikide bir döner. Sağlığın düzendedir. ‘Hataya izin vermeyiz.’ dedik ya.

5 Geçici olanı örttük, yeni yorganı diktik, yoluna su döktük, ‘Çamur gitsin’ dedik. Düz yola eğilirsin, her sorduğun için ‘İşim düşüm?’ dersin. Düşünü silersen, işin olur. Düşlediğini silersen, işinden alırsın. Senin düşündüğün. ‘Düşünü sil.’ dedik. ‘Daha önce verdin.’ dediğinde, yorumunu kendin yaptın. Değil. Önce doğruyu aldın, sonra sildin, dilediğine yordun. Düşünü silersen, işin olur. Gayretle hayretle yöneldiğin zaman, selamlaşırsın. Hayır. Sabah akşam beklersin, uykuda unutursun. ‘Düşündüğünü sil at.’ dedik.

6 Saymayı denediğin, kuruş-kuruş verdiğin, sendendir. Biriktirdiğin; ne dün, ne gün, ne de yarına yön verir. ‘ALLAH’ımın yazdığına uyarım, O’ndan geleni duyarım’ de.

7 ‘Gözümü sende bıraktım’ diyene de ki: ‘DOST’un sofrası yerde, hani tüküren nerde?’ Gözünü HAKK’a çevir, geldiğin yerden devir. Olmadım olamam, ALLAH’ımın YAZDIĞI’na karşı duramam. 

8 ALLAH’ıma emanet olunuz, şüpheyi siliniz. Her sorulanı verdik, çünkü gönlünü gördük. ‘Hayır.’ dedim. ‘Olmadım.?’ deme. ‘Olamaz.’ denilen, bulunana eklenmez.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH