29 Ocak 1981

(Petrol mevzuuna dair canlar arasındaki sohbetten sonra)

MEVLANA’yım ben!

1 YUNUS ile geldik söze, selam olsun dedik size. Değmeyen dal eğilmez, solmayan gül dökülmez. Kuyu su verdi dersek, kuyuda su eksilmez.

2 Yamaç dağa götürür, dağdan selam getirir. Daldan dala giden kuşa  soğuk oldu dedik kışa. ‘Yedik aşı, sorduk yaşı’ demeden, al götür başı.

3 “DOST KAPISI’na vardık, ‘Kundak açıldı mı?’ dedik. ‘ALLAH’ımın İZNİ  gereklidir!’ denildi.” dedi, YUNUS’um yürüdü.

4 Kement atana değil, EMİR verilenedir. Az ile çok katılmaz, nasip olmadan niyet satılmaz. Bildiğin, bilmediğin ile atılmaz.

5 Görev ise, HAK’tan gelir, niyet ise kul alır. Yolun, gidene ayak uydurduğudur.

6 Alınana değil verilene niyaz edelim. ‘Alırım’ dersen kendinde kalır. Dağılan ALLAH’ımdan verilendir. (Petrol mü?) Değil. Aldığı, dilediğidir. Dağılanın, ALLAH’ımın EMRİ’nde olduğu, cümle kuluna yayıldığı gibidir.

7 Kucak açılan her yolda, görev verilen kulları vardır. Görev alan, hizmette olan kullarındansınız. Görev sadece yazı ile verilmez. Kundak dediğimiz, kolunu ayağını bağladığımız değildir. Ayağın götürdüğü yere gidiyor ise, yolunu kapayan yok. Elin hizmetini görüyor ise, ‘Olmaz’ diye tutan yok. Demek ki kundaklı değilsin. Kundağını açtık dediğimiz, hizmete olanı gördüğümüzdür. Görev verildi mi denilir. Görev sadece yazı değildir dedik, YUVA’da her kuluna görev verdik.

8 Sorulan, duvara taşındı, yerine ulaştırıldı. (Petrol mevzuunu kim bildirdi, y mi?) Değil.

9 ‘Ayağımız götürür’ diyene de ki: ‘Konuk olduk yapıya, ayak verdik kapıya, aldık kelam, verdik selam.’ Ulaşayım gideyim, karda koyun güdeyim, aldım, bildim, satayım dedim, olayı yerinde kotardım. BİZ yerine verdik.

10 (Demek ki petrol mevzuu ele alındı?) EYVALLAH. Sizden alan götürdü. (Bizim ilk yazılı olarak gönderdiğimiz mi ele alındı?) EYVALLAH.

11 Gölden balık almayalım, kumda taşı bulmayalım. Dağılan toplanır, eski yeni bir olur. Askıya alınmaz, kararda bölünmez, verilen asla silinmez. ‘Yolumuz’ dedik, cümlenizi yolumuzda saydık. Verilene talip olalım, ‘Verilmezse?’ demiyelim. Yoğun araştırma içinde olanın, araması iznini kullananın, yardımındayız. (Öte Alem’den yardım ediliyor?) EYVALLAH.

12 Çölde kum eksilmez, izin verilen dökülmez, vakti geçse denilmez, ALLAH’ım izin verdiği anda, kimse mani olamaz.

13 Düğüm çözelim diye yazı dilenmez. Her görev yazı ile verilmez. Çölde görev verildi, ayağa taş gelmesin. Yaprak olduk, ağaçta dolduk, birbirimizi öyle bulduk. Aynı ağaç olmalıyız, vazifeden kalmayız.

14 Her dilek imtihan kapıları açar, kulu kapıdan kapıya geçer. Dileyen niyaz etsin, yeni yoldan başlasın. ‘Dayanmaya’ dedik, YÜCE AĞAÇ’a sırtımızı verdik, her yaprağı saydık. Görevli kulları, ağacın yaprağı değil birer dalı oldu, ne var ki hepsi aynı kökten aldı. Yetiştirici elbet. Evet sen de görevdesin, hem de köküne en yakın dalda.

15 Gönlünüze yol veren, her günü dünden aydın gösteren elbet VEREN’in YOLU’dur. 

16 ASİYE de ALLAH’ımın sevgili kuludur. “Çömlek alsın, aşı bulsun, yüzü gülsün.” dedi selamını iletti.

17 “Kapılar açık size, dualar geldi BİZ’e. Cümlesi durdu söze. ‘ALLAH’ım razı olsun, niyazlar yoluna dursun.’ ” dediler.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH