16 Ekim 1981
(28 Eylül 1981
tarihli tebliğde geçen 'Almayı denediğiniz günden,
değerlendirmeye geçiniz.' cümlesi ile, 'Güne kadar gelişeni gözden
geçiriniz, gerekli olan nedir düşününüz.' cümlesinin biraz daha
açıklanmasını lütfeder misiniz?)
MEVLÂNA’yım ben!
1 MEYDAN’a gelenlere selam olsun, konuyu bilenlere selam
iletilsin. Kuşun kanadı ile vardığı, çiçeğin tozu ile
gördüğü her yapıdan, kendine yön arasın.
2 "Geldim bülbül sesine, dedim 'Ver nefesine, uyma
sakın nefsine, cefa etme kafesine.' dedi, YUNUS'um sözü aldı:
3 "Aldım geldim severek, 'Kader.' dedim gülerek, kahrı
benliğimden silerek. Olmuşa uydum, uyana sevindim. Yandım
ateşine, durdum güneşine. 'Olacak.' denilen, seferde bulunan her
kuluna selam olsun. Yerden aldığım dalı, toprakta yaprak versin."
dedi, YUNUS'um yürüdü.
4 "Altın yazı yazacak, kaydı YAZAN'dan okuyacak."
dedi, ALİ sözü aldı:
5 "Dalın özü, halin sözü, kulun gözü
BİR'dedir, BİR'de kalacak. Her görevli, kendini savunan değil,
savunulan olduğunda konuyu açık aldığını bilecek. Döğüşe
değil, verişe hazır olalım! Her verilende SIRRI'nı harf-harf
aldığımızı bilelim. Eline çevre aldı isen, bil ki her ilmeği bir
düğümü çözer, çevre de kulunun serini süsler, başın sargısı olur.
Doğuş gününe geldiniz, yenide kendinizi buldunuz! Deryada olan,
deryadan çıkandan elbet şanslıdır. Aymayı bilmek için, oltaya gelmek
gerektir. 'ALLAH'ım oltaya gelmeden buldursun, güzeli öylece bildirsin!'
deyiniz.
6 Ağacın dalındayım, GÜL'ün halindeyim,
Selamı'na vasıta oldum, ALLAH'ım şükründeyim.' dedi, ALİ yapıya
gelenleri selamladı " Dörtler'e görev olsun, her
biri kalede kalsın, sözümüz alacaklar." dedi, yürüdü. (Bu gece mi?) Üç gece sonunda.
7 "Kement attım, atı tuttum." dedi,
SARI SALTUK söze girdi:
8 "Kartal yuvası aradım, yavrusunu
kolladım. Ele alamadım, sözü bilemedim. Yavru geyik ele geldi, dizi dize vurdu.
Anladım ki ulaşılan ulaşılamayan varmış, bilene dünya
darmış, bilmese bileceği karmış. Alacağım vereceğim,
sizler ile sevginin temelini göreceğim." dedi, SARI SALTUK yürüdü.
9 Gözüm sevende değil serendedir, sereni
bilendedir, bildiğine uyandadır. 'Bildiğimiz nedir? derseniz,
YARATAN'ın yarattığı gibi kabul edendir. Kartalı dağın zirvesinde,
geyiği ormanın sergisinde görüyor isen, gördüğün gibi seviyor isen,
'ALLAH'ım senden RAZI olsun!' derim. Kaygu; bilmeyenin duyduğu korkudur.
YUNUS'um der ki: "ALLAH'ım gerekmese idi, 'Kaygu denen duyguyu
vermezdi." 'EYVALLAH!' dedim. Ne var ki, umutsuzluk derecesindeki kaygu,
kulunun kendinden kendini silmesidir, olumsuzluğu bedene mal etmesidir.
MEVLANA'yım!
10 Aldım cümleniz ile niyaza durdum.
Vereceğin O'ndan ise, göreceğin O'ndandır. Kement her kulunun
yapısına gelir. Kul bilirse sıyrılır. Almayı dilediğin gerçek elbet
açılacak. Kendini, kendinden geleni düşün. Oyun gerçeği siler. Meyve
vergiyi elde bildirir.
11 Üç sözümüz yolunu bilene geçerlidir: 1) 'Ata bindim
inemem!' demeyin. 2) 'Yolu geçtim, sorana gösteremem!' deyip kaçmayın. 3) DOST
KAPISI değiştirdi iseniz, 'Gölgede kaldılar.' diye söz etmeyin. Her
oyun, oyuncu bekler. DOST KAPISI dileyene değil, dilenene açıktır! Onun
için, asla söz almaz. Çünkü hataya değil sevaba açıktır. Giydiğim
fistan benim, dediğin destan senindir. Sen seni bilirsin, sen beni sadece
görürsün. Gördüğün, 'Güzel çirkin.' diye ayrıya düşmedi ise; 'Seni
beni sildik, sende bende O'nu bulduk!' derim, niyazımı cümleniz ile beraber
ederim. ALLAH'ıma emanet olunuz. Her görev alan, diğer görevli ile yerini
görsün; desin ki: 'Zincir olalım, halkada yerimizi bilelim. Kapak tencereye
uygun geldi ise, kaynayan su taşmaz; aldığı görevde yerini bilen kul,
şaşmaz! Zincirin her bir halkası, bütünü tamamlar. Senin benim yerim
ayrı değildir. ALLAH'ıma emanet olunuz, sohbet sofraları kurunuz.
ALLAH'a ısmarladık.
12 (Geçen gün
gökyüzünde bulutların şekillendirdiği büyük kuş neyi
anlatıyordu?) 'Aşamam!' denilen yolu, 'Ulaşamam!' denilen
mesafeyi gösterir. Aldığı gibi, verdiği kadar. 'Her bulut rahmet
getirmez.' denirse de, meydan her kulunun zahmetini görür, her kulu
RAHMETİ'ni bulur. ALLAH'ıma emanet olunuz. (f'nin sorusuna da cevap var mı?) EYVALLAH!
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH