5 Ocak 1982

(Kainatın yaratılış sırrı nedir? Gayret ve niyet de O’ndan ise, kullarının yaratılışının ana nedeni nedir?)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Bundan şundan gelmedik, ‘Düzen aykırı!’ demedik; güzel ile çirkini ayırmadık, selam ile kulluğuna talip olduk. O’ndan geldik, O’ndan bildik, öylece O’nu bulduk. O nerde? Ben, beni bildiğim yerde; ben, seni sildiğim günde; ben O’na erdiğim yönde. (Yani 365 yönde, değil mi?) EYVALLAH! Olumun, varlığa denktir. O’ndan her zerren payını alır, AŞK’ına senden sana katılır.

2 “Ağaç idim dal oldum, dalında gülü gördüm. Çiçek idim döllendim, her böceği arandım. Ateş iken küllendim, gölde balık avladım.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Her kapıda durursan, her kulunda görürsen, her zerrede bulursan; senden sana dönersin. Kulunu görmedi ise, sevgi ile sarmadıysa, gelişin hikmetine varmadıysa; dumanı silsin bekle, çiçeğini açsın bekle, böceğini uçsun bekle. Sen seni bildiğin günden aradığın, ben miyim? Elbet ALLAH’ım! (Kapıdan maksat, gayret değil mi?) Arama.

4 Gerçek sende, sen O’nda. Her zerre O’ndan gelişir, O’nun ile bileşir; zerreler yerini bildikte, her zerre aynı anda ‘SEN’denim!’ dedikte, kendinde olan sırrı çözer. Daha önce verdik: O, O’ndan, O’na, O. Her zerreni aynı anda, ALLAH ADI’nı zikretmeyi alıştır. Atomun, bileşik hali, bölünme yolu. Bölme için, gerekli enerji, yapıya uygun gelir. Gerçek satır-satır okunur; ‘Kader.’ dersen, dokunur; bilmeyen sakınır, bilen, ‘HAK’tan!’ diye bakınır. Geliş odur ki; her zerre senin ile O’ndan çizilir, sen silinir, O bilinir. (Bu herşey O’ndan demek değil midir?) Her zerrende yerden göğe varlığın enerjisi görülürse, varlıktan ötesi asla yer değildir. (Yerden murat nedir? Dünya mı?) Yer veya sonsuz vardır kul için.

5 AŞKI’na ezel dedik, AŞKI’nda ebedi gördük; aynayı elden ele dolaştırdık, sonsuzda, bileni bilmeyeni eleştirdik. Gördük ki; ne dediysek O’ndan; ne bildiysek, O’na; kahrettiysek, O’nun ile. Zulmünde kulluğu sildik, kederinde kaderi böldük; derledik topladık, gördük ki; gülsek de ağlasak da, cümle kulunu bağlasak da, gelen geçen ile gönül eğlesek de, bir gün bohçayı dereceğiz, kulu ile ereceğiz. O’ndan gelen zerreleriz, her zerremizi cümle ile kaynaştıracağız; o zaman sen ben, O olur; beden, kendinden kendini siler, O’ndan olduğuna, O’nun ile kaldığına, O’na dönen her kulu ile sevinir-sevinir. Sevinen de O’dur, seven de, sevilen de O’dur!

6 Eylem, yapının bitmesini sağlar. Aşık niyaz ederse, yolu maşuka yönelir. Her zerre aynı hedefe katılırsa, geçici olana değil, gerçekten dolana yer verir. Gayretimiz her zerreyi aynı hedefe yöneltmektir. (Yöneltmek O’ndan değil mi?) Kemer aldıysan beline, örtü koyduysan keline; atın üstünde dik durursun, güneşten korunursun.” dedi, YUNUS’um yürüdü.

7 “ ‘Yoğun çalışma.’ dedik, daha önce verdik, konuya öyle girdik.” dedi ALİ sözü aldı: 

8 “Gelişin artı veya eksiye denk değildir. Kundak, O’nu senden açar. Kainatın oluşu; O’nu senden seçer, O’nu senin ile geçer. O seni bilir, O senden seni görür. Senin senden sıyrılmana, kabından ayrılmana niyetin, gününde seyirden çıkar.

9 “Ak ile kara, gördüğün değil bildiğin ise, ‘Zerreler hizmete hazırdır’ deriz. Binlerden, milyonlardan, milyarlardan beklediğin hizmet; senin niyetin ile yeri siler, sonsuzda her gelen bilgiyi böler. BİR olan, zerrelerde kendinden doğandır. Her zerrende tekliği buldu isen, her zerren ile tekliğe talip oldu isen, kainat sana tepsi olur. (Yani ikram eder, değil mi?) EYVALLAH! Kor isen küllenmede hayır bulursun; yer isen, SEVGİLİ’ye dönersin. Alacağın bileceğin, her niyazda birbirine katılacağın görülür. ‘Birbirine katılmak nedir?’ denildi. Her niyazda, uyuyan zerreler, uyanana katılır. (RUH’un zerreleri değil mi?) EYVALLAH! RUH’un zerreleri; bedendeki her zerreyi döllendirir, bildiğince yollandırır, yandığınca küllendirir. (İnşallah, tekliğe talip olmadayız, değil mi?) EYVALLAH!” dedi, selamını iletti

10 (Talip olmak bizim irademizde değil mi?) Her kulu yerini bilse, rehbere gerek kalmaz. (Sır mı?) Konuk gelse yuvana, şahin olsa yoluna; ‘Uymaz.’ mı dersin,  yoksa ALLAH’ımdan uydursun mu beklersin? Elbet ALLAH’ım niyet ettirir, çünkü her zerrende O var! (O halde neyiz, niçin yaratıldık?) Mahzene girmezse, üzüm suyu sirke olur. Sır olan sırda kalır. (DÖRT ER’e verilecek sır mı?) Ayağından başına alacaksın; ne var ki, kendin bilecek, kendinde kalacaksın. Çünkü, bilinen, arayana verilemez, her zerresiyle katılmayan çözülemez, çözülene anlatmak gerekmez! Olumunu, olduğu gibi niyazına kat! Niyazını cümle için et! Her canı, her niyazında an!

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH