15 Ocak 1982

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kapılara bakanlar, demde düzeni oluşturur; selam cümlenizi buluşturur. ‘Kapılar nedir?’ dendi. Kul gözünde ‘senin kapım, benim kapım.’ denilir, gerçekte hepsi de HAK KAPISI’dır.

2 ‘Andım SEN’i bilerek, sevgimi cümleye bölerek, geldiğim halde kalarak.’ diyelim, her hatadan ALLAH’ımdan af dileyelim. ‘Olursa verir, severse görür’ diyene de ki: ‘Oldurur, her hal ile gördürür!’ Bilen sensin, görecek senin ile; sevecek, senden gelse de. Ayrı ağaç bulursan, gölgesinde kalırsan; gördüğünü değil, uyduğunu bilirsin, sağında solunda olan ile anılırsın.

3 Elin her kulun sırtında ise yakınsın, dilin her kulun sırrında ise uzaksın. (Sırrından murat, sırrını tutmamak mı, yani gıybet etmek mi?) EYVALLAH! Sen senin ile O’ndan olduğun gibi, her kulu da kendinden kendine bulur, kendi ile yoluna gelir. HAK sırrını sana bana değil cümleye verir, cümle O’nu görürse. 

4 “Sarı yaprak dökülür, dalda dikene takılır. Daldan dikenden değil, yapısındandır.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

5 “Kalemin yazanına, almayı dileyen her kul katılır, ayrıya değil yerinde olana söz verilir. Yazımız tümüne verildiği günde, kaydın yeri düzendendir. Sözümüz bizden verilirse, imtihandan sonradır. Talep ile alınırsa, imtihana hazırlıktır.” dedi, YUNUS’um yürüdü.

6 Her sözün sırrını kendinde ara, ‘Göremedim?’ dersen, bekle! Konunun açığında her kulu vardır, açık değil ise imtihana kadardır. ‘Almadım’ diyene de ki: ‘Aymayı bilirsen, yapıya gelirsen, alınan sende kalır.’ Yol bizden sorulursa, ‘Yürüdük.’ deriz; sizden sorulursa, ‘Niyetlendik.’ dersiniz.

7 “Bilenden olalım, el ele yürüyelim.” dedi, KAYGUSUZ söze girdi:

8 “Ayva narı alırsan, çiçekleri bulursan, yediğin ile kalırsan, duyduğun sendedir, uyduran HAK’tan; yapımız açıktır girip bakarsan. ‘Yapı nedir?’ denildi. Her kulun gönlüdür. (Ayva nardan murat nedir?) Saya-saya oluşan, mevsimlerde buluşan, yaprağı birbirine çalışan.” dedi, KAYGUSUZ yürüdü.

9 “Konuk geldi söz ile, suyu geçti saz ile, güzele gönül verdi, yapısından haz ile. Kardık kar ile pekmezi, sorduk hal ile çekmezi. Dediler, ‘Kar soğuk, pekmez tatlı; alacak bilen kulunu dilenen atlı.’  ‘Almayı diledi mi?’ dediler, yardımcı olana sordular. YAZAN izin verdiyse, kulu ‘ALLAH!’ dediyse; elbet at ile gelişiriz, dilenen yolda buluşuruz. Adımı sorana vereyim, SARI SALTUK. Her tepeden bakındım, hatalardan sakındım. Gelse gelmese, Güneş ışık vermese; aydan yıldızdan sordum, yine de her zerrede, seveni sevileni sardım.” dedi, SALTUK yürüdü.

10 Atalım örtüyü, tutalım tartıyı, bilelim artıyı. Göz-göz açılır, kul sözü ile seçilir. Gelmeyen, her rengin verdiğini, her kulunda renklerin yapıcı olduğu hali gördüğünü açar.

11 YAHYA sözünü alır, kapıda ayak verir, dizini yere vurur:

12 “YUNUS ile alıştığın, MEVLANA ile buluştuğun, yumak elde dolaştığın açıktır. Güzel, seven ile buluşur; güzel, bilen ile oluşur; güzel, silen ile bilişir. Öyleyse her var olan, gördüğün yerde, duyduğun gibi, sevdiğin kadar oluşsun, her sayfada dilenen sırlar söyleşsin.” dedi, YAHYA yürüdü. (Bir kişiye mi verdi bunları?) EYVALLAH!

13 Bileni CAN ayırmaz, göreni cam örtmez, seveni kaygu dürtmez. Diyelim ki; ‘Kaygu de benden, yargı da.’ kulluğumu bilesiye kadar, güzelliği olduğu gibi göresiye kadar. CAN senindir, kan sende; yol senindir, AŞK sende! Gönül benim kapıma, gönlüm senin kapına, getirir de götürür de, ağacına gölge verir, toprağına oturtur da. Gel beraber olalım, gel birlikte bulalım, oldu isek, gölgesine kilim serelim. Diyelim ki; ‘Az da alsak, çok veririz, çünkü YARATAN’ın hazinesini görürüz.’ Dediysem ‘Gelmedin?’ deme bana ‘Sevmedin!’ HAK verdi gözüm gördü, dilim cümleye yaydı. Elbet dil de buldurur, sevemezse soldurur. Öyle oldukta kulu uzakta kalır. ALLAH’ıma emanet olunuz. Her satıra başlarken, ALLAH’ımı ve RESULÜ’nü anınız! ALLAH’a ısmarladık.

14 (13 Ocak 1982 tarihinde, Niğde ili Aksaray ilçesi üzerinde, gökyüzünde renkli ışıklar saçarak geçen parlak gök cismi hakkında bilgi verir misiniz?)

MEVLANA’yım!

15 Kopma değil, geçmedir, seçme değil, düzenden ayrı kalan, seferini tamamlayan. (Dünyadan gönderilenlerden o zaman?) Ayağını çekip, kendi halinde bırakılan. ALLAH’a ısmarladık. (Makina mı bedensiz varlık mı?) EYVALLAH! (Süper güçler birbirinin uydularını yok ediyor, onlardan birinin sonucu) EYVALLAH!

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH