19 Şubat 1982
(MUHİDDİN-İ
ARABİ hazretlerinin resmini vermesini diliyoruz. YUVA’ya yeni gelen bir
canın ulusunu YÜCE ALEM’den diliyoruz. Gözlerinden yoksun olan n kuluna YÜCE
ALEM’in bir önerisi var mıdır?)
MEVLÂNA’yım ben!
1 ‘Konular hep yüzeyde, genişleyen toplum düzeyde.’
denilir. Koşuya başlayan her koşucu başladığı yere
döndüğünde ‘Aynı yerdeyim’ derse de, devrini düşündüğü an
kazandığı yarıştan haz duyar. Cümlenize selam olsun. Gelenler
sevenlerin selamını alsın. Yerimiz değişmedi. Günümüz bilindiği
kadar alışanın
ulaştığı yerde doğruyu bulur.
2 “Adım-adım yürüdüm, aldığım kadar getirdim.” dedi,
söylediği her söz ile kendini kanıtladı. YUNUS ile alıştık, her
sözüne gülüştük, olduğu gibi görmeye çalıştık:
3 “Adım YUNUS. Akan su gibi dolaştım, diledim deryaya
ulaştım, Ay’dan alana bulaştım. Dedim ki, ‘Güneş’te meydan
sardım, her ağaca yolu sordum, ‘Kayıp.’ diyene gölgede kilim serdim.’
‘Meydan sarmak nedir?’ denilir: Meydana geldin mi her kulunu sararsın,
ağacı ile toprağı ile böceği ile seversin. Saran gönüldür,
MEYDAN her var olanı içine alandır. MEYDAN’ı sarmak gönül iledir.
4 Çarşı pazar dolaşma arayım diye, var olanla
dalaşma bulayım diye. Sensin yaratılan, sende YARATAN, suyu ile sende
olanı yücelten. Aldığını verebilsen, sardığını görebilsen, soğuk
sıcak demeden alışırsın, kainat bende der dolaşırsın.” dedi, YUNUS’um
sözü YESEVİ’ye verdi:
5 “Deste-deste başağı, belde sıktım
kuşağı, toz gördüm tuz serdim, her kulunu AŞKI ile sardım,
O’ndan O’na sordum: ‘Geldim niye? Sevdim nerde?’ Aldığım kadar
gördüğüm yerden sana ulaşacağım, kainat adına senin ile
dolaşacağım.” dedi, YESEVİ sözü HACI BAYRAM’a verdi:
6 “Üç koyun besledim, üç bahçeyi süsledim,
seveni sevileni aşık olup yoluna döküleni gözledim. Seven sevilen
BİR’dir, bilmedi dersen kördür, bilmeyene dünya zordur. DOST olduk
halimizce, DOST bildik yolumuzca, selam dedik gönlümüzce.” dedi, HACI BAYRAM
yürüdü.
7 “Elde balı getirdim, yemedi derse üzüldüm.”
dedi, SARI ANA sözü aldı:
8 “Ballar bizden sizedir, haller kuldan
sözedir, nazar aşıkta gözedir. Gel alalım, yerini yoluma bağla
gülelim.” dedi, SARI ANA sözü YAHYA’ya verdi:
9 “Güneş gördük yüzünde, sesi aldık
sazında, meydan verdik düzünde. Gelişen oluşana, çalışan
bilişene denktir.” dedi, YAHYA yürüdü.
10 “Destiler dola-dola, kazları yola-yola,
çağırdın bildirelim kula.” dedi, KAYGUSUZ ABDAL sözü aldı:
11 “Suya gelsen destin boş mu kalır,
destini kırsan gönlün hoş mu olur? Sular bize bizden gelir, her güzellik
HAK’tan bulur, dolan desti bize de mi kalır?. Sultan suya göz atsa, desti verip
söz etse, gölgesine sığınmam, etrafında dolanmam. ‘Gel beraber alalım,
HAKK’ı SULTAN bilelim.’ derim, ekmek aşı su başı tatlı-tatlı yerim.”
dedi, KAYGUSUZ cümlenizin gönlünde kalan kaygulara “Yoksul kalsınlar.” dedi.
Yanılma yok. “Kaygu yoksulu olsunlar.” dedi, selamladı yürüdü.
12 (Aydan alan
derya mıdır?) Geceyi sorarsan, ay ile aydınlanırsın, Güneş’i
sorarsan geceni de aydın görürsün. (Tam
teslimiyet değil midir bu?) EYVALLAH! ÖZ’ünde olandan gönlüne
dolandan ayrıda kalmayasın, senden seni asla ayrı görmeyesin. Gerçek sendedir,
senin bilginde! Kervan gidenin götürenidir, SAHİP gelenin bekleyenidir.
Senden sana ulaşan, bilginde gelişendir. ‘Sudan geldik suya
döneceğiz’ sözü odur! Bilgindeki gelişme seni sana buldurur,
kaynağında buluşturur. Suda gelişen değil buluşan
vardır. Suyu buluşturan varlığında olan bilgidir. Dağdan yerden
dolaşır, deryaya öylece ulaşır. Gelişen bilginizdir.
13 DOST KAPISI’nı açtık, cümleniz ile buluştuk. Saracak
eldeki güzeli serecek, niyazına gelen MUHİDDİN resmini verecek. “Her
dala tutunma kırılan olur, her duvara dayanma yıkılan olur, elden ayaktan kalma
seçilen olur.” dedi, MUHİDDİN selamladı.
(Resim
verilir: MUHİDDİN-İ ARABİ HAZRETLERİ)
14 Gözden sözü açarsan söz ile gerçeği
seçersen de ki: ‘Gölgeyi sildim, var olanı ALLAH’ımın İZNİ ile
gönlüme aldım.’ Selam olsun cümlenize, selam olsun cümlenizden. El ayak
doğruya gelsin, gönüller en güzeli bulsun.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
(Sorulan
ULU’nun adı nedir?)
15 YESEVİ dedik verdik. EYVALLAH!
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH