5 Mart 1982
(19 Şubat
1982 tarihli tebliğde MUHİDDİN-İ ARABİ Hazretleri
‘elden ayaktan kalma, seçilen olur.’ demişti. Bu cümlenin anlamı nedir?
Meditasyon nedir, tefekkür ile arasındaki fark nedir? 19 Şubat 1982
tarihli tebliğde KAYGUSUZ ABDAL ‘Destiler dola-dola, kazları yola-yola.’
demektedir. Kazları yolmaktan murat nedir? YÜCE ALEM’den f kulunun ULU’sunu
diliyoruz.)
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kapıların açığında buluşuruz, her olayı
düzeninde konuşuruz, HAK ADI’na her zerremiz ile çalışırız. Cümlenize
selam olsun.
2 Seherden beri kendini kendinde bulana, yerini HAK ADI’na
çizene MERYEM’in selamını getirdik: “Dalmayı deneyen denize sevgi duyandır,
denizden gelene uyandır. Varsın bulmasın döner gelir.”
3 ‘Açılan her kapı her kuluna mıdır?’ denilir. Kulu kapıya
geldi ise elbet! Kulu yapıya katıldı ise, kapıyı bilir eşikte durur.
Konuya geldi isek, kazdan sözü açtı isek, yolmaktan değil, çağırmak
yola davettir. Kazdan maksat kınanan değil, yola bakan, düzenli olup
sadece kendi toplumuna uyan demektir halbuki. Var olan, kuluyum diyen her
varlık, her toplumda kendini uyum ile birleştirendir. Var olan, her
yaratılandır. Kulunun kulluğu, her yaratılan ile sağlıklı
birliği bulmaktır, yani her toplumun yaşantısında kendisine
düşen hizmeti yapmaktır. Gerçek açıktır dediğimizde, yalnız sen bana
ben sana hizmette değil, her anını var olana hizmette görmek.
4 “Ayağıma su geldi, soğukta yolu gördü, YUNUS
sözü kesintisiz aldı. Gittiğim her kapıda danıştığımı buldum,
yoruma kendim girdim. Dedim ki: ‘Açacağım, dökeceğim, yoluma uyanı
toplayacağım. Kalanı gelenler alır, her kulu kendine göre olanı bulur.
‘Aldığım bana yetti.’ desem, dersin ki, ‘Dünyada konu mu bitti?’ Elbet ne
aldığım yeter, ne de konu biter.
5 Mendile sildim teri, niyaza duran gelsin
beri, soracağım olacak; görenin, bilenin, arayanın sepeti dolacak.
Gönülden aldığın kadar görgüden bulur musun, görgüde olduğun kadar
halinden verir misin? Selam olsun, ÖZ’den ÖZ’e söz gelsin.” dedi, YUNUS’um
aldığı gibi sözü verdi.
6 Dört duvar örtmez çatısı olmazsa, çatı örtmez
duvarlar örülmezse. Olumuna niyazdayız örülenin, olumunda niyazdayız örtülenin.
Her nokta birbirinde buluşur, kainat noktada birleşir, her kulu
çeşit-çeşit söyleşir, bir noktada çatışır. ALLAH ADI
BİR’den BİR’e oluşturur, ne var ki her biri kainatta dolaştırır.
Olacaksın, bulacaksın, döneceksin. Ne düşene yanalım, ne düşersin
diye kanalım. ALLAH BİR’dir, BİRLİĞİ’nde yaratıldık,
yorumsuz kaldığımız günde dahi gözetildik. Eşsiz güzelliğinde çirkine
yer verdik, RAHMAN olan ADI ile şımartıldık. Dönüşümüz O’ndan
O’nadır, sevgimiz sadece O’na.
7 Aynayı eline aldığında göreceğin, elden
bıraktığında sildiğin nedir? Sadece hayal! Hakikat; silinmeyen,
bölünmeyen, yalnızlık bulunmayan, ben sen diye ayırmayan. Gerçekteyiz,
gerçektesiniz! Yanılma yok. Gerçekteyiz dediğimiz, RUHLAR’ın
birliğidir. Gerçektesiniz dediğimiz, bedenleriniz dahilinde
oluştadır. Gönülden yorumlandığı gibi, aynı
halde.
8 Güneşe baktım da sıcağı
düşündüm, aydan aldığımda, karanlığa katlandım. Isınan ben
miyim, ısıtan güneş mi? Dönenden aldığım kadar, dönene uyduğum
da gerçektir. Demek ki, güneş bana verdiğini gine benden alıyor, öyle
ise her yaratılan birbiri ile tamamlanıyor.
9 “Geldim girdim, sözü yarıda aldım.” dedi,
YUNUS’um yeniden söze başladı:
10 “ ‘Söz gelse yerim olsa, gönlüme karlar dolsa,
hepsini eriteceğim, kor oldukta cümlenize dağıtacağım’ dedim,
‘Alan olur mu?’ dediler, her kulunun yanan ateşinden söz ettiler.
‘Olsunlar, bulsunlar, diledikleri kadar yansınlar.’ dedim, sözümü sorana
bağladım. Geldiğin günü sayarız, gönlünde giyineni soyarız, açmazsan
kapını nasıl gireriz?” dedi, selam verdi yürüdü.
11 “Dağdaki ateş benden, yoldaki heves
senden, ya BİR’lik kimden? Dört duvar örüldüyse BİR’liğe
kapıdır, çatısı örtüldü ise, cümleye yapıdır.” dedi, ALİ söze geldi:
12 “Damdan dama gitmesen, yoldan yolu bulmasan,
gönülden anılmazsın YEMEN’den çağrılmazsın. Her olay bağlanandır, her
düzen gözlenendir, gelene gidene söylenendir. Almak, vermeye mecbur kılar,
vermezsen yeniden alamazsın, dönmeden olamazsın. ‘Dönmek nedir?’ denildi.
Yeniden devir.
13 Selamını getirdik, diz üstüne oturduk, her sohbete
katıldık. Olan, olmayandan sorumludur, olmayan bilgisinden zorunludur.” dedi,
selamet diledi, ALİ yürüdü.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
14 (Beşinci
elemanın niteliğinden söz etmek olası mıdır?) Her sözden aldığınızı,
gönülden uyduğunuzu satır-satır alınız, halinize bakınız. Olumunda uyana
selam deyiniz, yani uyumda olan halinizi selamlayınız. Evet kendi kendinizi! (Bu oluşta çam ağacının
hikmeti var mı?) ‘Her ağaç görevdedir.’ dedik, daha önce verdik.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
15 (f’nin
ULU’sunu sormuştuk) YUNUS’um geldi, soruyu sordu, selamını iletti.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
Sözlü
tebliğ:
(26 Şubat
1982 tarihli tebliğin yorumu yapılırken alındı)
1 Yolcu: Kul
Han:
Gönül
Hancı:
Akıl