9 Mart 1982

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kuş sesi yoldan gelir, her sözü geleni bildirir. Selam olsun, kuşun sesinden her kulu kendine geleni bilsin. ‘Kuş sesi nedir?’ denilir. Seyyar yolcu gidiş gelişi bilir, konakladığı her yurttan söz getirir. Aldığım alacağım, bildiğime ekleyeceğim, günüme göre katlayacağımdır.

2 “Olacağın gününde, söz verdik anında” dedi, YUNUS’um girişe daldı:

3 “Daldım güldüm, seherde günü bilenlerle kaldım, açılan her perdenin ardında, RESULÜ’ne uyanı gördüm.

4 Her ağaç iletendir. ‘Gerçeğin perdesini gönülden açasınız’ dedik, ağacın altında tefekkürü onun için verdik. Seyrine durmayız elbet! ‘Oluşan sudan, kaynaşan yerden, gelişen selden dağılanı toplayınız’ dedik, daha önce verdik, her kuluna görevini bildirdik, ‘Uyumayınız!’ dedik. Olacağın elbet duracağı yoktur. Gelişene günün yorumu bağlanır. Her kulu BİR’liği tefekkür ile bulur. Dört Er’e verdik, ‘BİR’liği kurun!’ dedik temele eğildik, binanın oluşuna cümlenizi katılın diye görevlendirdik. ‘DOST! DOST!’ diyelim, olmuşu yiyelim, olacağı bekleyelim. Hamlığını hoş görelim, diyelim ki, ‘Güneşe dönük kaldı, olumu geçi buldu, alacağımız düzeye geldi, vereceğimiz yüzeye kaldı.’ Elden eli bırakmadan, sözü yanlış anlayana usanmadan verelim. ‘Vergi haline geldik’ diyelim.” dedi, YUNUS’um ALİ’nin gelişine sözü bıraktı:

5Her zerreyi sayarsan, her giyindiğini soyarsan, BİLİMİ’ne denk olursun, kendinden kendini silersin. ÖZ O’dur, söz O’ndan. Her kalfa ustasını taklit etse, dağılan toplanır!

6 ‘Ayağım dalda, gönlüm Gül’de, yolum halde’ dedik güne kadar geldik. Çiçek çiçekten alır, böcek böceği bilir, insan insanı bulur. Bulduğu zaman kullukta olur. Kulu isem köleyi bilmem, kulluğu asla vergiden almam, ÖZ’ü bilirsem kayguya düşmem.

7 Geldiğimiz, güne kadar verdiğimiz, her kulunda gördüğümüzdür, sevindiğimiz, ER kulunda ördüğümüzdür. ALLAH’ım RAZI olsun, ER kuluna her an hizmetimiz kalsın. Sayacağız, aşacağız, el ele verdik, aştığımıza şaşacağız. Elbet dileğiniz üzere. Aşanlarla beraber olacağız, bırakmayacağız! ‘ALLAH, MUHAMMED’ diyenlerden ayrı günü seçmeyeceğiz! ‘ALLAH!’ diyen cümle kullarına, MUHAMMED ile olanlardan ayrıda değiliz! ALLAH’ım yarattığını ayırmaz! Her kulu O’nundur, O’ndandır, ER kulu O’nadır! ‘ALLAH!’ diyenin yönünü biz değil ALLAH’ım tayin eder! MUHAMMED ümmeti, geldiği günün değerini bilse, kendinden kendini koruyanı görse, eğriye asla dönmezdi, RESULÜ’nün Adı’nı bir an silmezdi! Her gelen PEYGAMBER kendi ümmetini sayar, sadece o bilgi ile soyar. RESULÜ, SALLALLAHÜ ALEYHİ VESSELEM EFENDİMİZ, ‘FAHRİ ALEM’ oldu. Kainat için aldı, kainat için verdi, kainatta her var olanı ümmeti bildi; ‘Ümmetim!’ Dedi, kainat için DİVAN’a durdu. YÜCE ALLAH, RESULÜ’ne her verdiğini kainat için verdi.

8 Her biriniz bir ağacın altında oturunuz, SALAVAT getiriniz, o’ndan-RESULÜ’nden- şefaat dileyiniz! Göreceksiniz kapılar açılacak, öbek-öbek geçilecek. Ummak değil bulmak gönlünüzü hoş edecek. Taşan dereler önünüzde sükuna erecek, kopan kayalar gözünüzde kum tanesi olacak, düze öyle serilecek, ve sükunette, her ocakta hayırlar yapılacak. O gün topluca olalım, sükunette kalalım. (Hangi gün?) Kement atılan günde. (Bize ‘O gün’ bildirilecek mi?) EYVALLAH! Kaynasın kazanlar oynasın kızanlar, ağlasın yozanlar! Ayağımız tozlu olsa, sileceğiz geleceğiz, cümlemiz BİRLİK’te kalacağız.

9 RESULÜ’nün Selam’ı ile geldik. ‘Hayır ola’ diyene, “Hayır ALLAH’ta” dedi. Bizden yardım bekleyene, ALLAH’ım “HAZIR OLUN!” dedi, SELAMI’nı iletti! “Dileyen her kulu, dilediğince yardım alır. Dilenen cümle için ise elbet cümlemiz hazır olur.” dedi, RESULÜ cümlenizi Selamladı.

10 Ayaktayız asla oturmadık! Cümle ile BİR olacağız, ‘Kement atılan günde’ gelenlerle birlikte kalacağız. Şahit olunuz ki, ‘Silenden’ diyene, ‘Gün; kaydolandandır’ dedik, soğuk suyu geçen günde verdik” dedi ALİ yürüdü. 

11 Eli elden bırakmadı, YUNUS sözü diledi, dönmedi:

12 “Ayağım dondu ise, soğuyan sudandır, eriyen kardandır. Gönlüm kor oldu ise, KORUYAN ALLAH’ımdandır” dedi, YUNUS’um yürüdü.

13 s doluyu alsın, aldığı kadar bulsun, görevine sahip çıksın. Sözü bağlayıcı, gönlü ekleyicidir. Daha önce dedik, görevini ‘a’ diye verdik. Kayıtta öyle kaldı, a ile okundu, öylece dokundu. Seherde alamazsa, seferde yoruma düşsün, aldığına verdiğine kendi de şaşsın.

14 “Yaprağı ele alır, ağaca selam verir, duvarda aksini görür. Dersem ona ‘İtme duvarı yıkılır’ der ki, ‘Benim gücümde ne kalır’” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

15 “Göklere yazı sığmaz, yerlere sözüm yetmez, kul sevdiğine kin gütmez! Kin güderse bu kervan gitmez! Açalım, açılalım, sevelim seçilelim. Geldik devran eyledik, güldük seyran eyledik. ‘Ağa’ dedik, beyledik, lokma için bekledik, ‘Verse verse ALLAH’ım verir’ dedik, döndük HAKK’a yöneldik. Veren O, alan O, bilen O, gören O! Beyler-beyler, yerden göğe kime kimlik eyler? Elbet o da bilecektir, beyliği kendinde görecek, ‘ALLAH’ım!’ dedikte, beylikten soyunacak” dedi, PİR SULTAN ABDAL yürüdü. “Selamın O’na olsun, ne beye ne beyliğe takılmasın, olduğu yere çakılmasın.” dedi. 

16 Ayağına eline, gönüldeki DOST’una selamımız olsun. Yoruma gelen konu, bildiğiniz halde kalsın, olduğu gibi okunsun. (f’nin hazırladığı yazı mı?) EYVALLAH! Herkes bilsin, yorum asla! Gelenin, gerçeği verdiği bilinir. RESULÜ dahi yardımcıdır.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

17 (Bu tebliğ teksir edilsin mi?) Üç hafta okunsun, alan gelen bilsin, yazılsın dağıtılsın.

Sözlü tebliğ:

18 Meditasyon bedenin fikri, tefekkür RUH’un zikridir.