25 Mayıs 1982
(Dört ER’in 4.
Toplantısı)
(Dört ER’in 18
Mayıs 1982 tarihindeki toplantısı, yorum özeti: Genel olarak canlar, Dört ER’in
birbirinden kopuk, aykırı fikirli, ayrı havada olduğunu söylemektedirler.
Ayrıca, YÜCE ALEM ilk görev tebliğlerini Dört ER’e vererek
başlamakta, uygulamalara geçilmesini de ilk önce Dört ER’den istemektedir,
daha sonra diğer canlara bu uygulamalar aktarılmaktadır.)
MEVLÂNA’yım ben!
1 ‘Huzur ile yerinizi alasınız, kendi halinizle cümleye
güzeli gösteresiniz.’ dedik. Bekledik olasıya, özledik doyasıya. Asla
gizlemedik. Her söz birbirini tamamlar, saymayı deneyen konuyu tanımlar.
Gerçeğe, ‘Uymaz.’ derseniz,
‘Duymayı deneyin.’ deriz.
2 “El ile dize vurdum, dizdeki yarayı sardım.” dedi,
YUNUS’um sözü aldı:
3 “Koyun kuzu gelişecek, her kulu tek konuda
söyleşecek. Almaya doymadıysan, vermeye düşünmeden katıl. Kendin
uymadığın konunun yargısına düşme. Ne VERİRSE VERSİN, az
ile çoğa şaşma. Duvar örüldükçe, örenler görüldükçe; hizmet
senden sana oluşur, her hizmet eri kendi konusunda buluşur. ‘Yan-yana
olamadık, birliği bulamadık.’ denilen gerçektir. Daha önce verdik, ‘Sende
onda değil, her kulu hatayı kendinde arasın.’ Yorum geçerli değil. (Hangi yorum?) Aranızda
söyleştiğiniz. Dört ER’in birbirinden ayrı yönde oluştuğu (yorumu). Unutulmasın,
binada her köşe birbirinden ayrıdır; ne var ki, yapıya destek olan, ayrı-ayrı
dört köşedir. Birliği yapının bütününde oluşturunuz. Yapının
bütününde gerçekleştirilen birlik, dört köşeden geçer. Çatıya
bütünlük getiren, dört köşedir. (Bu dört köşenin oluşması için dört yolun meydana gelmesi
gerekiyor. Dört ER’den dört yol sorulması bu mudur?) Her köşe,
kendinden gayrı olanlarla bütündür. Köşeler, hem içe hem dışa
dönüktür.
4 Koruk senden beklemez, ne alsa, bilgisine eklemez. Amma
sen; koruktan da alırsın, yapraktan da, üzümden de. Bunca aldığınla kendin
ile kendini oluşturur, kendin ile ÖZ’ünü buluşturursun. O’na
demelisin ki: ‘ALLAH’ım, her an benimlesin SENİN ile olayım, SEN’den
gelen ile dolayım!’ ” dedi, YUNUS’um yürüdü.
5 Şap ile şeker buluşsa,
aldığı ile verdiğini konuşsa; ayrı dilden söylerler, her
söyledikleri ile birbirini paylarlar. Umulan değil, ortaya konulandır. Her
konuda şap ile şeker gibi ayrı-ayrı söyleşebilirsiniz, noktayı
aynı anda koyabiliyor iseniz. (Yalnız Dört ER’le mi ilgili bu söyledikleriniz? ‘Köşelere, temel
bilgiyi Dört ER koymalı.’ şeklinde yorum yapmıştık.)
EYVALLAH!
6 “Yazma koydum başıma, ‘Kalem.’ dedim
kaşına, oturdum çeşme taşına. Akan suya doyamadım.” dedi, SARI
ANA söze geldi:
7 “ ‘Dur!’ diyene güleceğim, yolunu ben vereceğim.
YUNUS MEVLÂNA misali, denilecek ‘SARI ANA’nın masalı.’ Yol açık, gelin. Dört
ER’den yapınıza uyanı bilin. Yumuşak gelen her olaya uyun. ‘Yoğun
çalıştık.’ derseniz soracağım, ‘Neye alıştık, ne ile oluştuk?
Nerde kimin ile buluştuk?’ Her nokta birbirini tamamlar. Azdan gelen, çok
ile biter. ‘Biten nedir?’ denildi. Binanın kuruluşu. DOST eli elinizde
oldukça, DOST sözü gönlünüzde kaldıkça; ‘Sırtım dayalı.’ demeyiniz. Sırtınızda
dayalı olan, çalışana destektir çalıştığın kadar.” dedi, SARI
ANA her sorana selamını iletti.
8 (‘Dört ER’den
yapınıza uyanı bilin.’ cümlesini biraz daha açar mısınız?) Yapıya gerekli olan
malzeme, senin ile, onun ile, öbürü ile yerini bulur; kalfa değil , ehline
sorulur. ‘Ehil’ denildi, her birinize görev verildi. Oyun değil, aslınız
ile oluşturunuz; kapalı gelen her konuyu, bilginiz ile karıştırınız.
O zaman gerçek size ayan beyan açılacak.
9 Taş yerdeyse kenara alalım, ‘Gelen
alsın.’ demeyelim. Her yönde O’nu bulalım, ‘Hani, nerde?’ demiyelim. Ne
bulursak onu yiyelim, ‘Midem almaz.’ demiyelim. Her olayın başında Dört
ER, noktasında da. ALLAH’ıma emanet olunuz. Aldığınız emaneti, noktası ile
teslim ediniz. (Kime teslim edelim?)
MEVLANA’yım!
10 Görevimi aldım, noktası ile teslim ettim.
Sizler de aynı görev ile yüklüsünüz. ‘Yapamazsam?’ yok. Yapacaksınız aldığınız görevi noksansız teslim edeceksiniz. (Görevi teslim edeceğimiz, SAHİB’e mi?)
Elbet! SAHİP’ten başka alacaklı var mı? Mülkü MALİK’ine teslim; RUH’u,
HALİK’ine teslim.
11 Yirmi yedilileri tamamlayacağız, gelen
güne vereceğiz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
12 (İlk
paragraftaki ‘Duymayı deneyin!’ den maksat nedir?) Saymak,
SIFATLARI’na yönelmek. (Dolayısıyla duymak
da, ZATINA yönelmek değil mi?) EYVALLAH!