|
28 Mayıs 1982 MEVLÂNA’yım ben! 1 Kor olduk kardan geçtik, her soruyu gönülden seçtik.
Cümlenize selam olsun, muhabbet, hepinizde birbirini bulsun. 2 “Katık yaptım otunu, yastık yaptım kumunu, gezdim buldum
yolumu.” dedi, YUNUS’um söze geldi, söz ile göze, “Aldığım kadar.” dedi. 3 “Tas elimde olaydı, yol gözümde kalaydı, her arayan
bulaydı; ‘Çağıran bilir.’ derdi, her derdini silerdi. Gezdim yeri taradım,
sevdim cümlede aradım, yumuşak halde kaldım. Ben aradım, sen aradın;
noktada BİR olduk, kaydını öyle bulduk. Aydın yüzün görülür, ‘HAK SEVERSE’
denilir. HAK SEVER; kul, kendi kendini yerer. 4 Uyumadım geceler. ‘Ölmek’ dedim, kendimi denedim, her
satırda yokladım, her seferde bekledim. Denildi ki: ‘Beden sende kaldıkça, sen
kendini buldukça yoğun yükünü atarsın.’ Sordum, ‘AZRAİL ile sohbeti
nasıl tadarsın?’ TABDUK dedi ki: “AZRAİL, can almaz, göbeğin keser.” (Yeni doğuş için?)
EYVALLAH! Dedim, ‘RUH'ta göbek var mıdır, dünya bu kadar dar mıdır?’ Dedi ki:
‘Bildiğimi söyledim. Uykunda gezdiğin yerden, bağın seni
döndürür, uykun seni kandırır.’ ‘Göbeğimi makas ile mi, kama ile mi
keser?’ dedim; ‘Akım ile keser.’ dedi. 5 Suyun giydirdiği, soyun
uydurduğudur. ‘Sefer nedir?’ denilir: Her kulun kendinden kendine seferi
vardır. Her göz bakar, seferi kadar görür, ‘Seherde kalkınız, niyaz ediniz!’
dediğimiz odur. Seferiniz uzun olur. Her kul, kendi seferinde kendini
bulur.” dedi, YUNUS’um çıktığı her seferinde, bir noktadan öbür noktaya
ulaştığını söyledi. 6 “Devir kulun seyridir.” dedi, YUNUS’um sözü
MERKEZ’ime verdi: 7 “Bozuk olan dizilir; kanadı kırılan süzülür; her
kuş, kendi birliğine yazılır. Askıya koydu isen, dağılan yerini
bulur.” dedi, MERKEZ’im sözü HACI BEKTAŞ’a verdi: 8 “HAK SÖZÜ EMİR’dendir, DOST gözü
AMİR’dendir. ‘ALLAH! ALLAH!’ dediysen, kulu kulda bildiysen, insan-ı
kamildendir. ‘Artı-eksi’ demiyelim, koruk ekşi yemeyelim. Güneş
alır üzüm olur, bağda kul kulu bulur.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü
PİR SULTAN ABDAL’a verdi: 9 “Uzun tahta tavana, kısa varsa tabana.
Yerden aldığın toprak, elden verdiğin yaprak; ne sana, ne de bana.
‘RABB’im benim’ dediysem, kuru lokma yediysem, senin yerinmen gerek.
‘Yumuşak geldi huyu, kapıya değdi boyu.’ dersen; beni O’nda kınarsın,
gün geldikte yanarsın. Denilir ki: ‘Çalışaydın, dilediğini alışaydın,
kuru lokma yemezdin.’ Yediğim lokma, paylaştığımdan kalan oldu.
ABDAL sofrayı öyle buldu, yerden gökten şükre daldı. Her lokma
ortaklıdır, paylaşmazsan artıklıdır.” dedi, PİR SULTAN ABDAL
cümlenizi selamladı, yürüdü. 10 “Söz diledim YUNUS’tan, ‘Alamazsın.’ demedi;
KAYGUSUZ, asla kendini YAR’dan ayrı bilmedi. ‘Kemer dar geldi.’ diyene de ki:
‘Kemeri çekelim, sefere çıkalım, yolu bulduk bakalım.” dedi, KAYGUSUZ yürüdü. 11 Elden dilden verdiğimiz, cümlenizde
kayıtsız gördüğümüz, aydın güne açılacak; anda beklenilen, satır-satır
eklenilen, sabır hamurunda yoğurulan, elbet yerini bulacak. 12 Yedi görevliler desinler ki: ‘Aldık, verdik mi?
Yerini bekleyen görevi satır-satır yaptık mı?’ 13 Altı görevli, kendinden kendine sorsun. 14 Onbir görevli toplansın. Yapıya, kapıya her
görevli sahip çıksın. 15 ‘Yirmi yedi görevli tamamlansın.’ denilir.
Daha önce verdiğimiz a gelecek. (Neyzen mi?)
EYVALLAH! a, seyrini bulacak, her satırı aldığı gibi verecek. a ile yoruma
katılacak. Kendini silmeden gel, bilgini bölmeden bul. k’ye denileni, yerini
açılanı, görgünden ayırma. 16 Beyan ettik sözünü, ayrı tuttuk yazını, ‘Gel
gör.’ dedik tozunu. DOST KAPISI’na dursun, çağrıldığı yere varsın,
ÖZ’ünü öylece bilsin. Gelecek yerde, bulacak günde, olacak yönde. Yolda
bilinir, geldiği gün verilir. ‘Adı nedir?’ denilir: 17 YESEVİ söze geldi, sözü, bir anda aldı: “Çağrı, yetersiz kalmasın; hiç bir kulu ÖZ’ünü kapalı tutmasın, aldığını
toprağa gömmesin. Ses yetmezse, gücünü dağıtsın, kendinden kendini
eğitsin. YESEVİ’nin değil, ALLAH’ımın EMRİ’ndendir. ‘DOST
göründüm, post sarındım’ denilmesin. DOST, katıksız bilinendir; DOST, cümle
kullarına bölünendir.” dedi, yürüdü, selamı cümlenize iletti. 18 ‘Yirmi yedinci kim?’ denilir, her satırda
sorulur, ER kişiden anılır, b. Kapı-kapı dolanır, her kulu ile hallenir.
Kendine kendin ile bak, kendini kendinde gör, bilgini gönlün ile yoğur. Göreceksin, her satır BİR’liğine götürür. ALLAH’ıma emanet olunuz. 19 (n: ‘YÜCE
ALEM’in bildiği bir ‘Duvar’ olayı var. Bu nedir acaba?)
Kundak, her kulunun ezgisidir; kuşak, bezgisi; kader, yazgısı. Gün-gün okuyalım,
her gün bilgimiz ile gönlümüzü dokuyalım. ALLAH’a ısmarladık.
|