23 Haziran 1982 Ramazan’ın 1. Günü
–İstanbul
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kurak değil yapımız, kapanmadı kapımız.
2 ‘Eşsiz yaratan, bildiğini öğreten,
gördüğünü yönelten, geceleri aydınlatan, yerden gökten kendinden kendine
dönen döndüren ALLAH’ım; SEN’in ile SENİ bulduk, SEN’in ile SEN’de olduk,
SEN’in ile SANA gelelim! Her bir zerrede SENİ bilelim!’ Selam olsun cümlenize,
selam olsun cümlesine. ‘Kainat BİR’de, kainat zorda.’ diyene de ki: ‘Her
olay yazıldığı gibi oluşur, kader yazılan ile buluşur.’
3 “Bal aldım arı diye, gül aldım sarı diye, ‘ALLAH’ım!’
dedim, korusun diye. Kumaş uzun saramam, YUNUS olsa soramam, sergiyi ben
kuramam. Yaprak doldu ağaca.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:
4 “Geceler söze geldi, kulları dize geldi, her var olan
göze geldi. Saz aldık elimize, söz verdik dilimize, ‘Nasip.’ dedik gönlümüze.
‘Yolun uzun gelemem, yağı tuz veremem.’ diyene de ki: ‘Gelsen, artık ben
kilimi seremem. Döne-döne çalışan, dona-dona alışır; kar yağsa
buz tutsa, soğuk terde buluşur. Gel gör kendini bende, gel gör
kendini senden.’ Konuk gelse suya dönse, yapıyı bilmedikçe konukluğuna
uymaz.” dedi YUNUS’um yürüdü.
5 Yeri göğü YARATAN, cümle halkı GÖZETEN, Görücü'yü KENDİ seçer. (Görücü kim?) RESULÜ!
“YERLERİ GÖKLERİ O’NUN İLE OLUŞTURDUM! CÜMLE
YARATILMIŞI, O’NUN İLE BULUŞTURDUM!” DİYEN ALLAH’ım, ADI ile
Adı’nı birleyen ALLAH’ım, “GÖZÜM O’NUN İLE, SÖZÜM O’NUN İLE
CÜMLENİZİ BİR’LER!” DEDİ. (Nuru’ndan oluşumuzu mu?) EYVALLAH!
6 ‘Kavak yüksek varamadım, bağı buldum
deremedim, her güzeli sevdim ama çirkin diye saramadım.’ diyene de ki: ‘Güzel
her zerrede oluşur, sevsen her zerren O’nun ile buluşur.’ Katıldık
akan suya, atıldık esen yele, sarıldık koşan kula. Bir gün alırım diye
değil, her an bulurum diye.
7 Ne YUNUS ne MEVLANA, ne İSA ne YUŞA birbirine
eklenmez, her biri ayrı kapıdan beklenmez; ne var ki, RESULÜ ile denklenmez!
‘BİR’sin ALLAH’ım!’ diyelim, BİR’liğini bildiren ile BİR’liğimizi bulalım. RESULÜ’nün Nefesi’nden
verdiğini, nefesimiz ile alalım! ‘Nefesinden verdiği nedir?’ denilir.
Günün her anı, nefesin olduğu halde yaşar; nefes yettiği anda,
dünya seni boşar. Nefes, geldiği gibi, RESULÜ’nün Nefesi’ne katılır!
Onun için seçilmiştir RESULÜ! ‘Doğduk SANA ELHAMDÜLİLLAH, doyduk
buna ELHAMDÜLİLLAH! -Bu, dünyadır-. DOST aradık, DOST olduk; geldik SANA
ELHAMDÜLİLLAH!’ Dört duvarı BİR’ledi, HAKK’ı için terledi, halkı için
gürledi; almayı bildiği kadar, verdi, verdi. “O!” dedi! O’nun yüzü
güneşe benzer, o’nun huyu nefese benzer.
8 Kement attı isek taya, arayalım bulalım kaya,
oturup düşünelim: ‘Neymiş, ne olmuş, nerde kalmış?’
bilelim. YUNUS ile söyleştik, ALİ ile sözleştik, geldik burda
buluştuk. “DÖRT KAPI’yı bilsinler, sadece RESULÜ’nden gelene uysunlar.”
denildi. “...da gelse yere atma, yerden tozu kimseye katma; çağırandan
gayrıya sözünü katma. ‘Kimden aldım?’ dediğin günde, el ele
oluştuğun, DOST ile buluştuğundur. ‘Gemiye yer bulayım.’
diyen, limana girer.” dedi ALİ yürüdü.
9 Her kapıyı açarsan; şaşkına
dönüşürsün, bilir bilmez konuşursun, uyar uymaz çatışırsın.
Yeniye ‘Olmaz.’ diyen, meyveyi ham yiyendir. Yeniyi ele aldı, elinde hamur
oldu; yerden bulduğu ile gönlüne ... kurdu. Kapıya el vurduysan, çiçeğe
‘Gül.’ dediysen; bekle Güneş’i alsın, kendini öylece bulsun. ‘Ayrıya
varayım, her kapıya sorayım.’ diyene sözümüz, senden gelmez, cümlede kalmaz.
Ayrı-ayrı dönmez, yaktığın ateşin sönmez. Dağılanı topla,
eğilene ekle, olacağı bekle. Her kulu HAKK’adır. ‘Eyledim gönlümü
viran, HAK’tan bekledim her an.’ diyene de ki: ‘Senin de benim de aldığım
BİR’dir; cümlenin bulduğu HAK’tır.
10 Ne özel gelen alır, ne ‘Güzel.’ denen bulur.
Her kulu kendini birlese, gayrıya gönlünü verir. Her zerre O’ndandır, O’nun ile
alırsan; her zerre O’ndandır, kendini bilirsen; her zerrede sen varsın, kendini
birlersen. RUH, senliği benliği siler. RUH aleminde kadın erkek
yoktur. Göçtüğün anda, O’nun olan her zerrede, BİR’liğin
yüceliğini idrak edeceksin. İdrak ettiğin an, aldığın gibi
bulduğunu güdeceksin. Uzun günün bittiğinde, güzel günü
güttüğünde, umduğuna kavuşursun. Buradaki buraya, oradaki oraya
aittir. Bilinmeyen, yerini bilinene verir. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun.
Uymayı denediğiniz günde, ALLAH’ım yardımınıza gelsin. ALLAH’a ısmarladık.
Esmerse ‘Yeri?’ denilir, güneşe öyle bakılır, kement yerini bulursa
atılır. ‘Söz.’ diyene de ki: ‘Dün ile bu gün birdir, yarın da bir olacak. Erden
aldığın erden bulacak. Eğriye dönmedi, doğruda kalacak,
geldiği yere dönecek.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH