27 Temmuz 1982

(Dört ER’in 4. Toplantısı.)

MEVLÂNA’yım ben!

1 ‘SEN’den geldik, SANA döneceğiz, SEN’in ile oldur ALLAH’ım! SEN’den geldik, SANA döneceğiz, SENİ buldur ALLAH’ım! SEN’den geldik, SANA döneceğiz, SEN’in ile doldur ALLAH’ım!’ (ç: O alemde mi, bu alemde mi bulmamız?) Alemler RABB’indir, dünya kabın. Elbet bulacağındır, dolacağındır, ‘GEL!’ dediği günde döneceğindir. (ç: Neden ‘ALLAH’ demedi de ‘RAB’ dedi acaba?) Niyazımız odur ki, MUHAMMED ile oluşalım, O’nun ile buluşalım.

2 Soruda gelişen, ‘OM’ diye söyleşilen, ‘O’ ve ‘MUHAMMED’dir! Ağacın verdiği O’dur, O’ndandır, O’nun iledir.

3 Asla kayguya düşmeyelim. Dört dediğimiz, ER’lik görevine atadığımız, her biri ile gönül bağına düğüm konsun dediğimiz gerçektir. Düğümden kayan, kaygu etmesin; gün gelir, yeni görevde kendini bulur. (z: Düğümden maksat nedir?) Verilen görevin yükünü kaldıramayan. (f: Bu yanıt, düğümden kaymanın yanıtı) ‘Atadığımız günde bilmiyor mu idiniz?’ denilir, ‘kayacak olanı?’ Gelmiş, olmuş ve gelecek bilinir; çünkü yazılıdır. ER’lik; söylenemeyecek kadar büyük, yaşandığında ulaşılacak yakınlıktadır. Düğümden kayan, yaklaşılacak anda, hizmete katılmayandır. Öyle ise, görevi devreder. (z: Geçici bir süre için?) Değil. Yeni göreve verilinceye kadar. (ç: Dört ER görevi dışında değil mi?) EYVALLAH!  Elbet biliyor idik; geçtiği günün hizmetini verdi. Aynı görevi, yeni görevli yürütecek. (s: 16 nisan 1982 tarihli tebliğde HAZRETİ ALİ, Dört ER’e yerden göğe niyaza duracağım; ne var ki, hizmetten kalanın yerine Dördüncü ER’i vereceğim” demişti) EYVALLAH!

4 “s yoğun çalışacak, z aldığı her olaya alışacak, t dilediği noktaya ulaşacak. Günün gelişini, düzen buluşunu dilenen hale getirmek, sizlerden daha önce istendi. Denildi ki, ‘Önce kendi aranızda kenetleniniz. Güzel çirkin demeden, hata kusur bulmadan, çiçek bulsan yolmadan.’ Az yiyin, az uyuyun, her satırı doya-doya okuyun, bilginizi cümle ile dokuyun. (z: Cümle ile dokumaktan murat, diğer canlar ile istişare mi, başka bilgiler aramak mı?) Birliği kurmak! DOST KAPISI açıktır, şahit istemez. ‘Dördüncü görevli kimdir?’ denilir. -EYVALLAH!- (ç: Kime EYVALLAH? z’nin gösterdiğine mi, benim işaretlediğime mi?) ç. (s: Yukarıda belirttiğiniz görev konumlarını, ç’nin görevini biraz daha açmanızı, yorum yapmanızı diliyoruz) Verilen görevin yorumu yapılmaz, beklenir. Kamuya hizmet, konuya girmektir. Hizmete girmek, konuyu görmektir. Her biri birbirine bağlıdır. ç dünden görevlidir, bu günden değil. Devir tamamlandı, görevli görevi devraldı. Olay budur.

5 Az ile yetindiğin günden beri, çok ile toplandın, HAK ile katlandın, adın ile paklandın." dedi ALİ alınan görevde, hizmetin himmet göreceğini müjdeledi.

6 “Sağdan sola eğildik, mümin dilinde övüldük, HAK önünde eğildik. Ser verdik, sır aldık, cümlede O’nu gördük. Her adım yerinde olacaktır, her görevli, görevini yaptığı halde kutlanacaktır. Asla şüpheniz olmasın.” dedi, ALİ, görevden kalanın da kaygu almamasını diledi.

7 Düzende YAZILAN’a uymak gereklidir kazılana değil. (ç: Kazılandan maksat nedir?) YAZILAN, düzendir; kazılan, düzeni bildiğince kurayım diyen. Boş tarlayı kazmaya çalışmaya benzer. Ekilecek toprak kazılır, elenir, bellenir.

8 Görevini cümlemiz kutladık, kutlayınız. HAK ADI’nı her biriniz dilinizde katlayınız. (s: ‘HAY’ ile mi?) EYVALLAH!” dedi, ALİ “ ‘HAY’ ile hâl birlikte düzen verir; kulu kendini öylece bulur.” dedi, RESULÜ’nün Selamı’nı iletti yürüdü.

9 MERYEM dedi ki: “Her öğün ADI’na dur. Eğildiğin sadece O olsun. Açacağın her kapı O’nun ADI’nı versin.”s

10 ALLAH’ıma emanet olunuz. Deyiniz ki: ‘Her görev mutluluk getirir, ERLİK kutlanır.’ 

11 (s: Giriş paragrafında ç’nin bir sorusu vardı: Neden ‘ALLAH’ demedi de ‘RAB’ dedi acaba?) Gönlün O’ndandır, kainat O’nun! O’ndan olan ile O’nun olan, birbirine hitaptadır! KENDİ KENDİNE O DEMEZ!

12 Gel gidelim gönülden gönüle; diyelim ki ‘Nerdesin?’, görelim ki kimdensin. Ne yerdesin, ne serdesin; ne zordasın, ne zardasın. Akan suda, yakan ateşte, bakan Güneş’te. Her zerrede, her anda, her zanda! ‘Aldık SEN’den, bulduk SEN’den, umduk sondan. Cümlemiz BİR olalım, cümlede BİRLİK’i bulalım. Hizmete ayak tutalım, el atalım” dedi, MERYEM cümlede zerreleri selamladı.

13 “Ak ile kara birlensin, güzele bakmayan körlensin.” dedi, YUNUS’um selamını sitemle iletti. (s: Sitem HAK’tan!) Sitemine EYVALLAH! Gölgeyi bilene de EYVALLAH! Güneş’e talip olalım, her zerremizi güneşin ateşi ile hemhal edelim.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH