12 Ağustos 1982
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kundak almadan, yeri bilmeden söz edilmez. Az diyene, çok
katılmaz. El ele vereceğiz, güzeli göreceğiz.
2 Her ocak düzene açılır, her kucak bilerek seçilir. Namert
olandan ümitsiz isen, kaçılır. Ümitsizliğe, asla düşmeyiz. Gönlümüzde
HAK vardır, geçersiz taşmayız. Gülen ile olacağız, seven ile
bulacağız. Konuk olana değil, YUVA’yı bilene her sahifeyi
açacağız. Kayguya yer vermeyelim. ‘ALLAH’ım SANA havale ettim.’ deyiniz;
her adımı O’nun ile atınız. Göreceksiniz her adım, sizi hayra götürecek;
taşı topraktan ayıracak.
3 Göz ile erdiğin, gönül ile gördüğün seni asla
yanıltmaz. Kana-kana içeceğiz, ‘Ne güzel ayran.’ diyeceğiz. Elimiz
ile dokuduk, elbet sırtımıza giyeceğiz. Niyazımız DOST dilinde.
4 Kapı-kapı dolaşma, it ile dalaşma. O’nu
niyazında bul. Dert diye asla söyleşme. Sana kapanan kapı ... Yorumda hata
olmasın. Açık verelim; namert gelene mezar olacak; konuk dediğin, elini
ateşte gördüğün. Durma sözün yozunda, bilme yozun sazında; ne sazda
ne sözde, ALLAH’ım bildirir kozda. Koz, eline gelecek.
5 Koşuya giden her at birinci gelmez. Atı
ot ile beslersen, emeğin gülmez. Yol; yerini bileni götürür, bilmeyeni
saptırır. Kendine O’nun ile olduğunu inandır, o zaman huzura
kavuşacaksın. Diyeceksin ki: ‘ALLAH’ım asla hak olanı haksıza bırakmaz.
GÖRENDİR, BİLENDİR, SABRINA GÜVENENDİR. Soyluyu soysuzdan
AYIRANDIR.’ Konu budur. Soylu kulunu soysuz ile bir etmez. ‘Soylu kulunun
hakkını yiyim.’ diyeni PİR etmez; asla, yanına YARDIMCI katmaz. Güçlü olan
sensin. ‘Nasıl, nerde?’ denilmesin, beklenilsin görülsün.
6 Söz ile olmayana ÖZ ile gireriz. ÖZ ile
bilmezse, YARDIMCI göndeririz. ‘ALLAH’ diyen kuluna, HAK bildirir yoluna.
Güneş misali varacak, elde olanı dilde dürecek. Dost değil ise, DOST’u
bilmez. ‘Kanun yanında mı?’ dersen, elbet kanında, canında, teninde. Madem
yaratılansın, elbet gözetilen olursun. EYVALLAH.
7 Günde sözünü aldığın, ‘Düzene uyar.’ dediğin
konuyu, görüşe ver. ‘Kapı kapı dolaşma.’ dedik, daha önce verdik.
Yaprak açılmadan, sözü düşülmez; gelecek olana asla şaşılmaz.
Engin deniz, aklı çekerse de bedeni taşımaz.
8 YUNUS’um der ki: “Doğduk gördük
EYVALLAH, gördük erdik EYVALLAH, erdik bildik EYVALLAH. Gittik-gittik
geldiğimiz yere döndük. Öyle de böyle de EYVALLAH. Gitsem-gitsem
döneceğim ‘Tek hanem var’ diyeceğim. ‘Bir cana bir hane, yetmedi mi
bu sana?’ dedim. CAN ile CANAN’a siteme durdum. Güzeli aradım, sonunda buldum.
Ereni aradım, teninde dedim. Ne aradım, ne sordum. Gidene gelene 'SEN’den SANA
selam!' dedim. Güç olanı seçme, güzel olandan kaçma. Bağda yetişen üzüm
ile dağda itişen keçiyi bir tutma. Kumu denemeden ayağını
çekme. ALLAH’ıma emanet olasın.” dedi YUNUS’um yürüdü.
9 Soluk aldığın kadar, vereceğini
bil. ÖZ’ün aldığı kadar, göreceğini bil. Huzur yettiği kadar
varacağını bil. Geç olanı, güçleme. ALLAH’ıma emanet olasın. Sözünü
bildiğin yerde, düzene uymayı dene. El gönülde değil, üzende kalsın.
Yerini bildiğin kadar, yönüne uyarsın. ALLAH’ıma emanet olunuz.
10 ALLAH’a ısmarladık. Ağaç meyvesini
verdi, elbet toplayacak. Sözünü ÖZ’ünü gözünü HAKK’a bağlasın.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH