|
28 Ekim 1982 MEVLÂNA’yım ben! 1 Huzur sizinle olsun, yuvanız yavru sesi ile dolsun.
Eğmeyi değil, yenmeyi deneyin usunuz ile. 2 Olayların nedeni. (Bu belirtiler geçirdiği kaza ile mi ilgili?) Değil.
Bedendeki madeni, yerinde değil. ‘Kuma ayak koysun.’ dedik. Yerinde yorum
yapılsın, geçici olana bakılsın, hekimin dediğinde adım-adım yürünsün.
Çaresi HAK’tandır. Sebebini sorsan da bilemezsin. (Hangi maden eksik?) ‘Hekimin yolunda git.’
dedik. (Gelen fazla akım mı
acaba yapıyor bunu?) Akımın menfi geleni, bedeni sarsar. Yavruda menfi
akım yok. ‘Kundak.’ dedik, çok önce verdik. Kundak açılacak yoludur, güzel
seçilecek halidir, kayguyu silsin günüdür. Her kulu denenir geçici olan ile. 3 Yaprak olsa meyveyi örter, ÖZ’den sözden aldığın
seni dürter. Kendi ÖZ’üne bakasın, niyazına hayır diye mum yakasın. (HAMZA BABA’ya mı?)
EYVALLAH, türbe. (Sadaka
vermek, horoz kesmek, olayların önüne geçmez değil mi?) Yazının
sözüne değil, gönlüne ferahlık verir, niyaz kaygudan kurtarır. 4 Elindeki sepeti bırak. Her taşı alır sepete
koyarsın. Kendinde olanı, cümleye vereceğini düşün. Örmeyi
dilediğin duvar eşittedir, varmayı dilediğin yön eşiktedir. Kumun elendiğinde yumak
düğümsüz, DOST KAPISI kaygusuz. Her haber usunda çeşitlenir, gönlünde
eşitlenir. Kayguyu silesin, olumsuz dediğin olayın açacağı
kapıyı bilesin. Olacağı bildirecek. ALLAH’ıma emanet olunuz. 5 Hakikat. Her gördüğün mana büyüğü,
hakikatin kendisidir. LAİLAHE. 6 Daha önce verdik, her kulun YARDIMCISI
vardır, ne var ki YARDIMCI, ALLAH’ına yöneldiği anda hizmetini yapabilir.
Kul ALLAH’ıma yönelmezse, ALLAH’ım YARDIMCI’sı ile arasına perde gerer.
ALLAH’ım sizlerden RAZI olsun, her lokmaya YARDIMCI katsın; sebepsiz uçmayan
kuş, kanadını yuvalarınızda çırpsın. Yumuşak olalım, her olaya
gülelim; amaç hakikat ise, öfke aracına binmeyelim. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. 7 Gönlündeki cümle duyguya gülesin, kemâlatın yerine
niyazına KAMER SURESİ’ni alasın. ALLAH’a ısmarladık.
|