10 Kasım 1982 Valikonağı- İzmir

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Her gününüz güzele açılır, güzel bilen ile seçilir. Cümlenize selam olsun, yumuşak yol sizlere yön versin.

2 “Her adıma söz verdik, her kulunda göz gördük, dünyayı cümlenize serdik. Ağacına dalına, yaprağına gülüne; bülbül gelse dile verse, her kulunda gönülü bilse.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Bülbül gülde dillenir, aşık diye bellenir, bilenlerden kollanır. Açık geldi yolunuz, cümle bildi halimiz; ‘Yapıya YUNUS geldi, sevgi ile bize verdi.’ dediniz. Elbet açık yolunuz, çağırdı çünkü gönlünüz. Andığınız günde, andığınız anda, anıldığımız yerdeyiz; ne sözde ne serde, gönüllerinizdeyiz.” dedi, YUNUS’um sözü PİR SULTAN ABDAL’a verdi:

4 “Ekmek alsam su versem, toprağa tohum sersem, ekene biçene sözü bağlasam derler ki: ‘ABDAL alsa sözü, çalar halk ile sazı; ne dünü ne bu günü, sever gelecek günü.’ Komşu komşuya dönmez, ana babaya yanmaz, kuşlar yuvaya konmazsa; kim alır, kim bulur, kim aldığını bilir?” dedi, PİR SULTAN ABDAL yürüdü. (İçimizden birinin ULU’su mu?) Karşımızda olanın, ‘Geyik’ diye anılanın. (Bir konuk ekler: Benim adım Meral, bana söylüyor) EYVALLAH! “Her dilediğiniz anda, yanındayız.” dedi, sözünü iletti.

5 “Açılan cama baktım, dilenen suyu döktüm, az aldım çoğu sattım, acı tatlı her olayı tattım.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi:

6 “Ovanın düzüne, YÜCE’nin SÖZÜ’ne, sevenin gözüne bak; kendini bulacaksın, gönlüne döneceksin. Sil, ‘Yetmez.’ dediğini. Gönül, BİR’de kalsın, gönül O’nu bilsin. Verilen söz sende kalsın.” dedi, HACI BAYRAM yürüdü.

7 Her adım sayılıdır, düzene uysa uymasa; her kulu sorumludur, kayguyu silse silmese. Bilen, bölene denk olmaz elbet; ne var ki, hiçbir kulu O’nun SEVGİSİ'nden mahrum kalmaz. 

8 YUVA’ya geldik yayan, dedik ‘Dilerse duyan, alsın gelsin tasını, desin ‘Bilsem yasımı.’ ’ Yas, günün konusu mu, bildik kulun kanısını. Üç öğün verdiğimiz, üç öğün gördüğümüz bilinir. Doğana değil, doyana selam veriniz. Doğan günü bilendir, doyan olaya uyandır. Mania (mana) ile madde. Yumuşak yol senindir. Kumda ayak alırsan, sözü yolda bulursan; düğümü çözeceksin, ayrıda olan konuyu çizeceksin. –kendinden değil- kayguyu sildiğin an dumanın dağıldığını göreceksin. Az ile çoğu kardığın, ÖZ ile gözü BİR’lediğin açıktır. Selamını sözüne bağladı, YUNUS’um geldiği anda verdi.

9 “Kapalı kapı deme, yapıya denk yolun var.” dedi, BEHLÜL söze geldi:

10 “Seni beni anarlar, beni senden sınarlar, ağaya paşaya sorarlar. BEHLÜL adın alsa, kendini yolda görse; ne kumu ne çamuru, ne seli ne yağmuru derdine eklemezdi, ondan bundan beklemezdi. Söz aldım dize geldim, sohbetinize anında katıldım; yardımına ‘Gel’ diyenle, rahmetini paylaştım. (Kimin ULU’susunuz?) Renk ile adın alan, adımına nasip katılan.” dedi, BEHLÜL selamladı yürüdü.

11 Her kuluna verilir, yaratılan sevilir; güçlük olsa kul bulsa, HAK ADINA getirir. DOST diye anacağız, yoluna duracağız, ‘Selam sana.’ diyeceğiz, HAMZA DOST’u bildireceğiz. Adım-adım yürüdüğün, sayfayı alıp okuduğun günde bulacaksın. Kendi ÖZ’üne kendin selam vereceksin. Aymayı eline alan, elinde bulduğunu kendinde bilene. SELAMI’na talib olalım. Asuman.

12 Ağaç kökünden oluşur, her yaprak dalında buluşur, kulu bile bile gelişir. Bilinen nedir? O’nun VERDİĞİ, kulun kendinde gördüğü. ‘Bilenden değilim.’ denilmesin, bildiğiniz toprağa gömülmesin. Salih olan her kulu, SAHİB’ini bilendir; SAHİBİ’nden gelene, olsa olmasa gülendir.

13 “Üç adak yolu açtı, üç kundak kulu seçti, her kulu güne şaştı. ÖZ’den ÖZ’ü bağlayan, ÖZ’den deyip ağlayan; aldığına yeniyi katsın, sevinsin, gülün dalına düğüm atsın. ‘Ne şarkı, ne de türkü dinlemem dinleyemem.’ demesin. Dolu tepsi getireni çevirmesin, dağılana değil eğilene yönelsin.” dedi, RABİA selamın iletti.

14 El ele olacağız, gönül birliğinde bulacağız, her zordan döneceğiz. ‘YAR!’ dedik bile-bile, ‘Zor.’ dedik güle-güle. Kar yağsa yola, -kaygu etme- her halde gireceğiz kola. Günlerin en güzeli, kulunun kendini bulduğu gündür; yolların en güzeli, kulunun uyduğu gündür. Aç değil de tok isem, cümleye döneceğim; cümle ile yönelip, ‘ALLAH’ım ’ diyeceğim.

15 ‘Soyundum güzele.’ diyene sözüm: Eli elde bilecek, ÖZ’ü yönde bulacak, birden bire dönecek, yandığı günden beri sildiği konuları yeniden düşünecek. Gönlünü bıraktı yerine. Sözünü verelim: Yorumda kendinden uzak kalmasın, ‘Az aldım, çok verdim!’ demesin. Aradığı her an yanındadır. Kaybına değil, kaydına sevinsin. Onun, ‘Kaybettim.’ dediği. Kayıtta kaynakta olandır, huzuru sevgi ile bulandır. ‘Sevdim bildiğim kadar, övdüm gördüğüm kadar, buldum dolduğum kadar.’ dedi, selamını iletti. (Selamını kim iletti?) Yavrusu. Ağlamasın, dayansın, bulacağı ile övünsün. Dolu bardak elindedir, MEVLÂNA’nın sözü gönlündedir. 

16 Her satır bizden size. Sevginiz kainata yayılsın. ALLAH’ım nasibinizi var olanla bir etsin, VARLIĞINDA kutlasın. Döne-döne oluşan, her zerrede buluşan kullarına, cümlemizin selamı iletilir.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH