27 Aralık 1982 Mevlit Kandili
(Soru 1:
27’ler olarak çalışmaya başladık; doğru yolda mıyız?
Eleştirir misiniz?
Soru 2: ‘Verme’de, canların takıntısı var: ‘Madde mi, mana mı?.’
derler? Siz ne dersiniz?
Soru 3:
41’lerin sayıları ve çalışmaları hakkında bizi aydınlatır mısınız?)
MEVLÂNA’yım ben!
1 Konduk geldik YUVA’ya. Yapısı sevgiden oluşur, cümle
kulları sevgi ile buluşur. Selam olsun cümlenize. Selam olsun gecemize.
2 Yapıları gördük RESULÜ’ne gönüllerden erdik, selam ile
cümlenizi sardık. Sizler adına RESULÜ’ne sorduk: Olgularını sergiledik,
hoşnut musunuz? Denildi ki: ‘Sonsuzluk kadar.’ Altın tepsi güzellenir,
dilenen sergide özellenir. Ayağına post gelse, DOST gününü müjdelese;
saygıyı asla vermezler, sevgide esirgemezler. Dilenen halle hallendikleri
bilinir, RAHMETİ’ne erdikleri bellenir. ‘Canlar.’ dedik, CAN ile CANAN’ı BİR’ledik.
Ak ile karaya söz etmeyene, gönüldeki kaynağa gölge düşürmeyene HAMZA
DOST selam getirir, cümlenizden o’na iletir.
3 Yolu verdik gide gele, kulları bulur hele. Yâr elini
alacak, ALİ söze gelecek: “ ‘Aydın olanlar.’ dedik, YUVA’ya müjdeledik;
aldığınız görevlerde yardımcı olduk. ALLAH’ım RAZI olsun, hatalar sözde
kalsın. Biliniz ki her aydın kulu, en güzeli diler, en güzeli ile dolar. Ne
var ki; kabı ile hizmet verir, sadece kabından sorumludur. Her bir zimmet,
elimizdedir. Zahmet yolunuzda olsa bile; himmeti gelişir, rahmeti
erişir, gine de her kulu kabınca bölüşür.” dedi, ALİ RESULÜ’nün
selamı ile cümlenize üç öğüt iletti: “ 1-Aldınız, doldunuz, sergilediniz;
öyle ise hizmettesiniz. Hizmette iseniz, tevazu ilkeniz olsun. 2-Sevdiniz,
sevildiniz, hazmediniz. Meyveyi buldunuz, cümle ile paylaştınız, hikmetine
eriştiniz, ziynettesiniz. 3-Kıymeti, yaratılan her zerrede biliniz.”
dedi, cümlenize Hırkasında
olduğunuzu müjdelememizi söyledi. Yolunu açtı isek, şüpheyi silelim;
‘Aç ile açıkta kalırız.’ demiyelim. Azdan çoktan kayguya düşmeyelim.” dedi
ALİ yürüdü.
4 “Sefer DOST KAPISI’nadır seheri bilirsek. ‘Daldan dala
konamam, ateşine yanamam.’ dedim de, bir dilde döne-döne vardım. Daldan
dala kondum, ateşine dayandım.
Seni beni BİR’de gördüm, cümleyi YAR’da buldum.” dedi, SARI ANA söze geldi:
5 “YUNUS gibi döneceğiz, kandil olup
yanacağız, ne sönecek ne kalacağız; ‘ALLAH’ım, SEN’den.’ diyecek
şüpheyi sileceğiz. Nokta, bizdedir; ALLAH’ım gönülde. Bilen ile
bulanı el ele verdik, gürlükte helvayı kardık.” dedi SARI ANA elden ele kayguyu
sildi.
6 (Bilen kim
bulan kimdir?) “Daha önce verdik. Bilen zerreleri tek-tek
ayıran, ‘Bütünle.’ denileni, bulan ile belledik, sizler ile bekledik.” dedi,
SARI ANA yaprağa adını yazdı.
7 “Yandı AŞK’a her gönül, kumda oldu ER gönül. YUNUS
gibi sayarak, nefsi yere koyarak yemeniyi giyindi, DOST adına soyundu.” dedi,
YUNUS’um söze geldi:
8 “Yaza kışa bakmadan, geleni kapıdan
çekmeden, aldığın halde vereceksin; ne hatalı görecek ne olanı
sileceksin, ALLAH’ımdan dileyeceksin. ‘RAHİM ve RAHMAN olan ALLAH’ım. Beni
SEN’den ayırma, onu bana kayırma; SIFATIN’la besle beni, nefesinle sesle beni,
GÜZEL ELİN’le süsle beni. SENİ SENDE, SENİ bende bileyim, cümle
ile BİR’liği kurayım.’ diyelim. Cümlemiz ak ile karayı
bildiğimize gönülden inanalım. İman edelim ki; O GÖRÜCÜ’dür, O
VERİCİ’dir, O hatalarımızı –af dilersek- silicidir. ALLAH’ıma
emanet olunuz." dedi, YUNUS’um yürüdü.
9 (Rüyamdaki
kitabın anlamı nedir?) Niyaz edelim sözü silelim. Yargıya
düşenlere söz ve satır kaygu verir. HAKK’ın RIZASI o değildir.
ALLAH’ım yarattığı güzeli sergiler, yargıya düşeni sorgular. Sergiyi
sevgi ile verebiliyor isek, hatadan uzağız. ALLAH’ıma emanet olunuz. (Öyle ise, madde mana değişmez ‘verme’de; yeter ki sevgi olsun değil mi?)
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
(Resim
verilir: SARI ANA)
10 “Sözümüz verdik, oğul ile kozayı sardık.”
dedi, SARI ANA nefesini geldi verdi. Selam olsun, resim ele gelsin.
Oğulun.