2 Ocak 1983
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kumdan aldık izini, konudan bildik sözünü, sorduk geldik
yazını. Selam olsun, güzeli bilen her hale uysun.
2 “Kalem yazdı sözü, alan yerini bilen olsun.” dedi,
YUNUS’um söze geldi:
3 “Ne yiyenden, ne giyenden; alanı almayanı sorandan olur.
Şundan bundan demiyelim, yanık aşı yemeyelim; meyveyi
pişmiş, kanı aşmış bilelim. Maden suyu bol içsin, bal ile
elma yesin, naneyi elden düşürmesin. (Not: Deride oluşan sivilce tipi kızarıklıklar için.)
Geçici. Konuya girdiğinde çabuk çıksın. Gördüğü her olayda kendine
pay çıkarmasın, dünü düşünüp bugün ağlamasın. ‘Güç gelir.’ denirse
de, bilinen geçici olur. Kaydığı yerde değil durduğu yerde
düzene uysun, yağ sürsün. DOST güzeldedir, bilirsen; DOST gazeldedir,
duyarsan. Yapıyı sahibine sor, postu sahibinden al.” dedi, YUNUS’um yürüdü.
4 “Her sözün düğümünde gelişen görülür, BÜTÜN’de
bilinen okunur. Alacağın her sözü birden bire düşün, güdeceğini
değil. Yerden göğe bildiğiniz, söz ile ÖZ’ü
bağladığınız, gerçeği yoğun yapısı ile uyguladığınız
bilinir. ‘Kapılarda düşünmek değil, umut ile bekleriz.’ diyene sözüm;
‘Yumuşak olanın, kapıda düşünmeye yeri yoktur. Olur, gelir, bulur.’
Az yediğin O’ndandır, az dediğin O’ndan olsun, yolunu bekleyen
kayguyu silsin.
5 ‘Dağdan taştan beklemem, sudan
aştan geçemem.’ diyene, de ki; ‘Her zerreden bekleriz, aşı suyu
ekleriz.’ Göz göze bakmasa da, derede suyu akmasa da, düzenin aykırılığı
ondan değil.”
6 ALİ’den aldığımız, yoğun söze
girdiğimiz açıktır: “Yüz yüze bağlanır, söze binden on bine yüz bine
milyona eklenme ile girilir. Açalım geçelim, hepimiz bilgimize uyanı seçelim.”
dedi, ALİ selamını iletti.
7 Sefere uyduk, seherde duyduk; gölge idi gördük, selam
dedi verdik; bildik bilmedik, erkanına uymadık. YÜCE’nin İLMİ’nde her
kulun yeri vardır, bilenin ufku geniş, bilmeyenin dardır. Geceyi örnek
aldık örtecek diye, rüzgarı örnek aldık dürtecek diye, öfkeyi örnek aldık
tartacak diye. Her birinin değeri, verdiğindendir; kulu, örnekler ile
güzeli bulduğundandır…
(Not: Bu
tebliğin son kısmı bulunamamıştır.)