14 Şubat 1983
MEVLÂNA’yım ben!
1 Koruyan ALLAH’ımın ADI’na geldik, güzellik dedik,
yarattığını övdük. Cümlenize selam olsun, katık veren ALLAH’ım, balını
katsın.
2 “Geldik SÖZÜ’ne, vardık ÖZÜ’ne, durduk dizine. Gülenden
gelenden, cümlede HAKK’ın SELAMI’na uyandan.” dedi, YUNUS’um söze girdi:
3 “Kor oldu gönlümüz, kar geldi yolumuz, ‘Zor.’ diyene
sözümüz. Olumlu olumsuz demedik, kimsenin aşına acı katmadık. Çevreyi
açacağız, el ele geçeceğiz, aşk şarabı içeceğiz,
dileyen her kulu ile, umulan köprüyü tutacağız. Gönül derde düşmeden,
kulu zorda şaşmadan, suyu bentten taşmadan, ‘OL.’ denen EMRE
uyacağız. Oldurduğu güzelliği, bilerek duyacağız.” dedi,
YUNUS’um YUVA’nın özüne sözüne, kulunun gözüne niyazda oldu. Sayfada
okuduğu, sizler ile dokuduğu, dumandan uzak tuttuğunu bildirdi,
yürüdü.
4 Seferden dönen ile çiçeğe konan, suyun verdiği
yerde bilgisizlikten donan kullarına, niyazda olalım. Aldığımız, gönül
yapınızdandır. Cümlenize. Saydığım her olay, senden benden değil
cümledendir. Gelmeyi dileyen, olayları eleyen kullarına sözüm. Yoruma gerek
kalmadan, niyeti kurarız. Geldiğimiz gibi dönüşte de, ALLAH’ımın
EMRİ vardır. ‘ALLAH’ım!’ dediğin, O’nun ADI’na niyet kurduğun
her olay; yolunu taşsız bırakır, kapalı denen kapıları açar. Yerden gökten
dilediğin, yoğun gelse elediğin olayları düşün.
Dağılanı toplarsan, senin gücünden mi, ALLAH’ımın EMRİ’nden mi? O’nu
diledik, O’nun ile olduk. O’ndan bekledik, elbet alacağız, HAK ile HAKK’a
varacağız. Değirmene su gerek, buğday gelse yol gerek, emek
dilense kul gerek. Suyumuz da, yolumuz da, kulumuz da oluşur; her niyaz
HAK KATI’nda buluşur, beklenen gün gelişir.
5 “Selam!” dedi, RABİA HATUN söze geldi:
6 “Yolu açtım söz ile, kulu seçtim yoz ile. Ne
yozu ne yazı ayıramadım. Her nefes hevesini arttırır, gün gelir kulu kul ile
örttürür. Kulunun hatası kulunu bezdirmesin, hatasını görse bile kimseye
sezdirmesin. Taş, taş ile ufalır; ne var ki, ayrıda olan yanılır.
Uymadı denilene gönül koyma, gönlündeki dumanı, sakın yayma. Dün yozda olan,
günde koz olur. Gemiye adım atarsan, bil ki yaz olur. ALLAH’ım, niyazına DOST
KATI’nda katılır. Her olay, güzel güne atılır. Aydın olur, aydın gelir, bilen
bilmeyen fetva verir. Gönlüne, aklına, mantığına uymazsa geç olayı. Güç
olandan sıyrıl.” dedi, RABİA HATUN yürüdü.
7 YUVA’nın havasına, GÜL verdim niyazına. Geleni sordum.
Her adıma yar gelir, O vermezse zor bilir, sayfa-sayfa açılır. Görgüye gelen
sebepsiz denilmesin, hamur pişmeden, yenilmesin. Yapıya denk gelecek,
gelen bilen kalacak. Gün gelsin verelim, kundağını derelim, nasibini
soralım, yumuşak yol alalım. Saymaya geldi isek, soymaya uydu isek,
zorluğu yendi isek; gücümüzden değil, inancımızdan bilelim.
8 “Dağdan esen rüzgarı kanat bilen, ovadan veren
Güneş’i sırtında bulan, EYYÜB SULTAN ile yoruma giren, her niyazına adını
katandan ALLAH’ım RAZI olsun.” dedi, selamladı geldi:
9 “Yapıya söz etmedik, kimseye kin gütmedik, söze sözü
katmadık. Elden ele, dilden GÜL’e, ÖZ’den ÖZ’e söz aldık, gönülde O’nun ile
kaldık.” dedi, EYYÜB SULTAN yürüdü.
10 “Yaprak-yaprak sözümüz, cümlenizde gözümüz,
elde kaldı sazımız.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selam ile geldi:
11 “Yerden göğe alışan, cümle diye
çalışan, güzel halde oluşan. Dar geleni açarız, yol bizimdir
geçeriz.” dedi, PİR SULTAN ABDAL yürüdü.
12 “Gerçek, sende bendedir, gerçek güzel
gündedir, yol alırsan handadır.” dedi, KAYGUSUZ söze girdi:
13 “Yumağına söz etme. Yudum-yudum aldığına, asla
acı katma. Günün verdiğine yersiz diye gönülden şüphe tutma. Ne sen
seni silebilirsin; ne sana söz eden düzende uyumu bulur. Bilen verir, bilmeyen
kalır. 'ALLAH’ım!' diyen, kendinden kendine ÖZ olanı görür.” dedi, KAYGUSUZ
yürüdü.
14 “Ak kuş ile bekledim, çok vereni gönümde sakladım,
az vereni eteğinden topladım.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü bağladı:
“Yoğurt yesen ekşimeden, balı karsan taşırmadan, elma topla
aşırmadan. Yapıya güç verir, ALLAH’ım niyazda olanı görür.” dedi, YAHYA
yürüdü.
15 “Eylemedim kendimi yoldan ırak, duymadım hiçbir kuluna
gönülden firak.” dedi, HAMZA HAZRETLERİ söze geldi:
16 “ÖZ’ümüz sözümüz BİR’dir, ömürde yolumuz
zordur. Ne var ki, her anımız, HAK
HUZURU’na vardıkta kârdır. Azdan ezilmedik, çoktan çözülmedik; yoza katılmadık,
hiçbir kapıdan atılmadık.” dedi , HAZRETİ HAMZA yürüdü.
17 ‘Senden benden oluşan, günde uyum ile
kalışan, ALLAH ADI’na çalışan kullarından olacağız.’ deyiniz,
deyiniz, ALLAH ADI’na soyununuz. Daha önce verdiğimiz, yolu yola
sardığımız gün; deste olsa açarsın, kayıt gelse seçersin, güçlüğe
değil kolaya geçersin. Her yol, O’na yönelirsen kolaydır. ALLAH’ım,
cümlemiz ile cümleniz ile beraberdir. O’na her hal ile yönelelim,
bunaldığın anda, ‘YARDIMCI’mızı gönder ALLAH’ım.’ diyelim. Anında duman
silinir, olay da bölünür. Yazımız okunursa, her satıra sahip çıkılırsa,
‘Benimdir.’ diyebilirsin.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH