3 Mart 1983
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kumda izin verdiler, her kulunu gördüler, gölgeleri
sildiler. Cümlenize selam olsun, her selam sahibini bulsun.
2 “Kayda aldık sözünü, yerde bulduk izini, yere koysak
dizini, diyeceğiz ne güzel. Almayı diliyorsak, VEREN’i biliyorsak; güzeli
göreceğiz, ‘ALLAH’ım.’ diyeceğiz. Çiçek verdim alana, güzel dedim
bulana, su kabını aldığınca doldurana. Dağılan toplanır, ayrı gelen
eklenir. Nerde bulduğunu sorana de ki: ‘Gölde balık avlamadım,
şaşan kulu tavlamadım, yolun olduğu yerde…’ ” dedi, YUNUS’um
söze geldi:
3 “Her yol BİR’dir, BİR’liğe götürür. Bilen
kulu BİR’likte bulur. Günün dolusu boşu olmaz, bilirsen yanlış
kalmaz. Seyrettiğin düzende, kulun bildiği kadar, ALLAH’ımı
gördüğü gibi… Ne sorguya yer veririm, ne kulluktan öte dururum.” dedi,
YUNUS’um sözünü günde oluşan, sofrada buluşan kulları ile
bağladı.
4 Her sefer, açılan kapıya götürür, kulunun niyazı,
kaygusunu bitirir. ‘Aydınlık olsun, doğruyu bilen gelsin.’ dersin. DOST
olduk sohbetinizi paylaştık, daha önce söyleştik. ‘Havuz olsa su
verse, ayağım suya girse.’ denirse de, güzellik deryaya girmededir. Almayı
dilediğin, güzel ile çirkini elediğin günlerde, asla yerden göğe
bilgini açamazsın, dilediğin deryayı seçemezsin. ‘Güzel her olan, güzel
her gelen, güzel her doğan.’ dediğin gün, kendi kendine ayna
olduğun gündür. ‘Sevgi bende oluşur, sevgi bende buluşur, her
olayda birbirine karışır.’ denilende, üzüm bağında yenilende,
yorumsuz kalırsın. Sevgin ile, sadece sevgi alırsın. ‘Sevgimi bulabilsem.’
diyene: Ne masal ne gölgedir, ne hayal ne göldedir. Gerçek, gönüldedir. Sev,
sevebildiğince. Gönül sevdikçe açılır, her gönüle sevgi ile geçilir.
Güzellik; beslenen ile süslenen ile HAK ADI’na gölgeden uzaklaşan ile
bölünür, her dileyene bağlanır. Her kulun ömrü yumaktır. Düğümsüz
olmak dilenir. Düğümü sabır ile çözersek; gerçeğin vergisine,
YÜCE’nin YARGISI’na hürmette kalırız. Döne-döne oluştuk, sohbet sofrasında
buluştuk, niyetimiz ile geliştik. ALLAH’ım her kulu ile beraberdir,
asla ayrıda kalmaz. Bilen bilmeyenden üstün kılınmaz, ne var ki bilmek
öğrenmek görevindir. ‘Dayandık ÖZÜ’ne, güvendik YAZIN’a ALLAH’ım.’
diyelim, O’ndan gelen her nasibi, şükür diyelim yiyelim. ‘Yapıya kapı olsa
gireceğim.’ deme. Her yapının kapısı vardır, aramak gerek.
5 “Beşikte buldum, eşikte aldım,
hoş sohbete daldım.’ dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:
6 “Dolu kabı dökeceğim, buğday aldım
ekeceğim; güzel huya talib oldum, kuru dalı sökeceğim. El ele, yol
GÜL’e, güzellik her kulda hale.” dedi, PİR SULTAN ABDAL yürüdü.
7 Gölgeyi bilmeden gelemezsin, güzeli tarif et denilse
bilemezsin. Çünkü güzeli, her kulun ayrıdır. Gölgede kendi aydın yüzünü
açarsan, hem olaya hem dolaya gerçeği göstermiş olursun. En güzel,
sadece gönüldedir. Yaprağın sayısına, renginin koyusuna, her gözün
baktığı bir değildir. Kimi gölgesi çok der; kimi manzarayı örter diye
ağacı dürter. Dört mevsimi bilirsen, üç öğünde bulursan, her güzele
talib olursan; seni sende bileceksin, seni bende, beni O’nda bulacaksın.
Güneş gösterir, gölge bastırır; deme, olaylar bezdirir. Kulun görevi,
‘Yazılana uydum.’ demek, huzura öyle varmaktır. HAK ADI’na yumuşak yol
dilendi, DOST KAPISI’nda her kulu eğlendi. Talib olan, kulu elemez,
bilmedi diye boşa dolamaz. Talib olan her kulu, yardımdadır. Dört kapıdan
söyleştir, her durakta eyleştir, altın gümüş versem diye
dolaştır. ‘Aylak gelirler…’ deme, kimseye ölçü vurma. Avcı değiliz,
yolcuyuz; güzel yolda bildik, vergide halciyiz. Her seher anacağız, ALLAH
AŞKI ile yanacağız, güğümde olanı paylaşacağız. Kondu
yere aç kuşlar, göğe bakar cümle başlar. Gayrete düştü
isen, düzene şaştı isen; bilelim ki, güzellik çeşittedir.
Eşitliği her kulu diler, taşı toprağı eler, gine de
çeşitte karar kılar. Çünkü, yazılan çeşittir, sadece gönüller
eşittir. Her kulunu VAREDEN BİR’dir, her kuluna YEREDEN de
BİR’dir. Gönlüne bağlan ki, BİR’liği bulasın. Asla
kördüğüm olmaz, ALLAH’ım çözülmedik düğüm vermez. DOST bilelim her
kulunu. DOST hali olmasa da, çevresi güzel kalmasa da, vereceği vardır.
Sana güzel olmayandan güzeli sen bulursun, güzelin ölçüsünü güzel olmayandan
alırsın.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH