|
7 Nisan 1983 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hazır olduk düzene, gönül verdik YAZAN’a. Yolumuz dedik,
kandilden yağı bildik. Cümlenize selam olsun, kayda gelen her konu
bilginize eklensin. 2 Gördüm aldım severek, uyum dedim gülerek. Gel düzeni
görelim, sende bende derelim, elimizi verelim. Diyelim ki: ‘O yolumuzu bilir,
yönümüze bileni gönderir. Her satırda okunan ile okuyanı, bunun ötesinde
değil, bilgisinde olan ile oluşturur. Seyre geldik ağaç olduk,
yaprak verdik dala dolduk. Bilen ile bulduk, bilmeyende kaldık, seferde olan
ile yoğun sohbete girdik. Dedik ki: ‘Ekin eksek biçeceğiz, seller
gelse kaçacağız. Selden yelden aldı isek, getirdiğinde buldu isek,
kaygusuz kalacağız.’ Sel, götürdüğü kadar getirir de. Yel,
üfürdüğü kadar kattırır da. Seğmen gelse yola dursa, yolda yolcuyu
görse; aldığını verdiğini SAHİB diye gördüğünü dileyene
yayardı, her aldığını sepete koyardı. Ne verirse versin alalım sepetimize
koyalım, gün gelir dileyen ile koşarız. Az yedim doymadım, çok yiyenin
tabağına koymadım dersen; kendinden kendine teyit etmiş olursun,
kendine gerekeni öylece bulursun. Masaya koyduğun her lokma, dileyenindir. 3 “Fistan giydim telli, ALLAH’ım niyetim belli.” dedi,
LOHUSA HATUN söze geldi: 4 “Komşuya niyaz ettim, sofrasına oturdum, yapısını
gönülden kutladım, aşına tuzunu kattım. Aldığını bildi, her lokmasını
‘O’ndan gelene…’ dedi, böldü. ‘Gelmeyen oldu ise, hatam var mı?’ dedi, mahzun
oldu. Her sofrasını açan, yanında bizi bulsun.” dedi, LOHUSA HATUN yürüdü,
selamını cümlenize iletti. 5 “Kement attın mı, dilediğin atı tuttun mu;
her adımını sayacaksın, bilgin ile kendin soyacaksın, aldığını öyle
vereceksin.” dedi, YUNUS’um, ağacın verdiği gölgede, sahipsiz ata
eğer vurdu. “HAK SAHİP’tir, HAK ŞAHİT’tir. HAK, bilenin
bilgisinde; HAK, görenin saygısında. Hal ile edelim düzen, hal edindik te
bilelim görür YAZAN. Satır-satır okunur, her satırda sorgumuz dokunur.
Alıştığımız olaydan çıkalım, oluştuğumuz dolaydan vasıtasız
bakalım. Engel yoktur arada, sefer yoktur sırada. Güçlük oldu denirse, yanan
ocak sönerse, bil ki yorum sendendir. Bölenin değil, bilenin yazgısıdır.
Çözeceğin her olay, YAZAN’ın çizgisidir. Adım-adım alırsın, yudum-yudum
bulursun. Anda kayguya düşer, anda gönlüne sevgi dolar. Gideni değil,
gelenden alacağını bilesin.” dedi, YUNUS’um cümlenizi selamladı, yürüdü. 6 “Her yaprağı okuduk, böcek misali
ipeği dokuduk; içine girdik, kozayı ördük, günü geldi kelebek olduk
dürttük. Ne sert olduk kırdık, ne de biber ile balı kardık. DOST diyen her
kulunu gördük, kapısından girdik.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: 7 “Altın iğne ile gümüş ipliği birledik,
dokuduğumuz ipliği zorladık. Güzellik odur ki, altın ile gümüşü
birlemek, emeğini zorlamak. Meyveler oldu toplayacağız, ipekler
dokundu katlayacağız, her gönülden geleni paklayacağız.
Diyeceğiz ki: ‘Bizden O’na ulaşan, O’ndan bize bulaşan,
bilgimizde TEK KANAL’da birleşen O BİR’dir, O bizdedir, O bizimledir. Bizden alır, bizden aldığını her zerremizde
görür. BİR’liğe yöneldikte, YUNUS misali buldurur.’ ‘ALLAH’ım…’
diyelim, her anımızda O’nun ile olalım, her anımızda O’nun ile dolalım. Her
sorumuzun cevabını alırız, öylece huzurda kalırız.” dedi, HACI BAYRAM selamladı
yürüdü. 8 Günlerden her günümüz, Güneş’te kalsın, her
ağaç, dalını sizlere uzatsın. Katılan her kulu; ağacın BİR’den
olduğunu, her ağacın BİR’liğe hizmette kaldığını
bilsin. Kim kimi görür ise, nasibine niyazda bulunsun, kim YÜCE’yi severse,
kimseye sorgu yöneltmesin. Kim, ‘ALLAH’ım!’ derse, kendinden başkasını
asla yargılamasın! ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH Sözlü
Tebliğ:
Yuvayı yuva yapan, içindeki hazdır.
|