|
19 Nisan 1983 MEVLÂNA’yım ben! 1 Kumda ayak izi var, kulda HAKK’ın SÖZÜ var. Selam olsun
cümlenize. 2 “Kuğu gölü süsledi, kulu yolda sesledi. Geldim
verdim seninle, gelesin dedim benimle. Ayrı-ayrı oluşur, KABE gönülde
birleşir. ‘YUNUS söze yerden başlar, yapıya gelen ile sevinir,
gelmeyeni taşlar!’ dediler. ‘Meyveler oldu.’ dedik, topladık anda yedik,
her rengi gördük bildik, ‘Yolumuz açık!’ dedik sevindik. ‘Her sese uyarsan,
dağılanı duyarsan; nerde uyum kuracağım, hangi kapıya
varacağım?’ dersin. Kapımız BİR’dir bilelim, ne meyve yersek yiyelim,
sadece ‘Ham olmasın!’ diyelim.” dedi, YUNUS’um selamladı yürüdü. 3 “Göze baktım, NUR’dandır; söze baktım, gürdendir; her
adım yumuşak gelir, ne var ki yorumu zordandır.” dedi, KAYGUSUZ söze
geldi: (Zorluk nedendir?) 4 “Zorluk; yorumdadır, olayda değil! (Başkalarının yorumu mu?) EYVALLAH.
MEYDAN seni aldı ise, gönlün HAKK’ı buldu ise; asla zor yoktur, her adımın
yardıma açıktır!” dedi, KAYGUSUZ söze SARI ANA ile geldi: 5 “Her bohça açılır, en güzeli içinden seçilir,
renklerde güzel öyle görülür. İşleyene yardımcıyız, düşleyene
destek. Haşlayan; bizden değildir, sözdendir! (Biraz açıklar mısınız?) Her destek, dilendiği gibi HAKK’ın
EMRİ’nce verilir. Doğuşta düzen vardır, destekte düzenin bir
parçası. Öyle ise, ‘Oldu!? Olmadı!?’ diye destek asla yerilmez! Yerildi ise;
gönülden değil, sadece sözdendir.” dedi, her yolun başında durdu
bekledi. “ Elinde sarı mendil olsun, cebinde dursun!” dedi, SARI ANA selamladı
yürüdü. 6 “ALLAH’ım cümleden RAZI olsun, her alan
aldığına gülsün, sevinsin-sevinsin, her görenden sevilsin. Çiçek açtı ise
bekle meyve verecek, Güneş ile erecek, nar olursa bilecek.” dedi, PİR
SULTAN ABDAL her çiçek önünde sevgi ile eğildi. (Kimedir?) 7 “Yolunu alan, her tanede sayıyı birleyen. Güç geldi, ne
var ki bildiği ile darlığı yendi; elden ele aldığı ile, nefeste
bulduğunca güldü; oyunda gelişeni uyumda bağladı, eğriye
doğruya öylece ölçü vurdu. ALLAH’ım RAZI olsun!” dedi, PİR SULTAN
ABDAL yürüdü. 8 “Soğuğu bile-bile, ömrümde güle-güle,
ayağına geleni çevirme!” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi: 9 “ ‘Merdiveni çıkacağım, nefes yeterse; her güzele
bakacağım, ömür biterse.’ denilir. Güzel her adımda bilinir,
bilindiği halde merdivenden çıkılır. Görmek ve bilmek için; ömür
değil, bilmediğini sormak yeterlidir. DOST, her kuludur; sen öyle
dersen, ayağına taş gelse de çevreye gülersen.” dedi, YAHYA
EFENDİ gelen ile cümleyi selamladı. 10 “MEYDAN her kuluna açıktır, her yola kulu
çağırır, dilersen yorumsuz getirir. Yağdan baldan söz alsak, her
dileyene versek, BAĞIŞLAYAN ADI’na sofrayı kursak, elimizi açsak
‘ALLAH’ım!’ desek; kime hesap vereceğiz, kimden sorgu açacağız?”
dedi, FATMA cümlenize selamın iletti: 11 “Her öğünümüzde şükür dedik, kuru
lokmayı bal misali yedik; ne DOST KAPISI’ndan uzak kaldık, ne yolumuzu cümleden
esirgedik. ESİRGEYEN, yolun taşından korur; BAĞIŞLAYAN,
sanma hataları yüzümüze vurur. Sen seni bildiğin an, yargın da
kendindedir!” dedi, FATMA RESULÜ’nün selamını cümlenize iletti. 12 “Bereketli olsun soyunuz, berrak kalsın
suyunuz, RESULÜ’ne uysun huyunuz, çok lokma ile dolsun sofranız! Meyhane gibi
gelişsin, sohbette cümleniz buluşsun! Meyhane; HAK SOHBETİ’ne
açık olan yapıdır, dileyen her kuluna açık olan kapıdır.” dedi, GANİ söze
girdi: 13 “Çok gelen, gönüldendir. HAK verir, dileyen kulunu
görür.” dedi, yapıya kapıya müjdeledi, selamladı yürüdü. 14 “Dağda dursan, yamaca baksan, sürüye aklını taksan;
ne ‘Dur!’ diyebilirsin, ne aşını pişmeden yiyebilirsin.” dedi,
BEHLÜL’üm sözü aldı: 15 “Her ata nal vuranlar, her koşuyu ‘Yetersiz!’ diye
yoranlar, bilsinler ki; yorum geçersizdir, ‘Olmaz! Olamaz!’ diyen tutarsızdır.
Olanı olmayanı ALLAH’ım bilir, bilmeyene bildirir. Gönlüne kaygu koyma, buza
basıp ta kayma!” dedi, BEHLÜL’üm selamladı yürüdü. 16 “ER olsa, dizi-dizi dursa,
‘BİR’liğe gelsin!’ derim; BİR’likte bulsun, görgüde eğilsin
diye sohbete veririm.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: 17 “Bağladık eşeği, bekledik
döşeği, ele aldık kaşığı. Çorbayı içeceğiz, hizmetine
el ele katılacağız. Dört dedik yarısını ekledik, günü gelecek bekledik.
Gelip geçene yorumsuz bakalım, ocağında çerağ yakalım!” dedi,
selamladı yürüdü. 18 ‘Yoğun gelmezse, bilemem; gelen
kalmazsa, yoramam; NUMAN’ın aldığı yerde, izden ayrı kalamam!’ diyenin;
aldığı selam bilinir, cümleniz ile NUMAN’ın selamı paylaşılır. 19 YUNUS sözünü verdi, cümlenizi sardı, yumuşak geleni
sordu, NUH ile yoruma girdi. Söyleştiler, BİR’likte oluştular. “
NUH’un selamı cümlenize olsun, YARATAN yarattığı ile kulunu güldürsün.”
dedi, her olayda kıyamet arayana üç öğüdünü bildirdi: 20 “ 1- Olmadı ise, O’ndan! 2- Oldu ise,
O’ndan! 3- Olacak,
cümlenin yüzü gülecek! Her kulu kıyameti kendi bilgisinde koparır, görgüsü
ile kotarır. Dünyayı durduracak da O’dur, meyveyi olduracak da, bilgi ile doldu
isen bulduracak da O’dur!” dedi, selamını verdi yürüdü. 21 “Adım-adım gideceğiz, HAK ADI’na varacağız.”
dedi, MERKEZ’im dal üstünde her yaprağı saydı, meyvesini soydu, eline
verdi: 22 “Yağmur bekleyen ile Güneş’i ekleyen
BİR’dedir, yapraklar gözdedir. Her adıma ADI’nı veren, gönlünde O’nun ile
varacak! ALLAH’ım RAZI olsun!” dedi, MERKEZ’im selamladı yürüdü. 23 Her ata binebilsem, her köşeyi dönebilsem, AŞKI
ile yanabilsem; kalacağım, kalacağım.” dedi, ŞEMS her gölgeyi
anında sildi: 24 “Açın güzel gönülleri, bilin veren kanalları! Bir
öğüt, bin sevabı getirir; bir fit, bin sevabı götürür!” dedi, cümleniz ile
selamlaştı. 25 “MEVLÂNA aldı, aldığı halde kaldı, bildiği her
zerrede bulduğu oldu, bileni bilmeyeni sardı, bilmiyen için HAK’tan yardım
sordu. Bilecek gelecek, ŞEMS elini verdi, hali ile kalacak. Her niyaz,
bilen ile bilmeyeni bağlar; bilse bilmese, o yaratılıştadır, kul
ağlar. ‘Nasihat veren, sevilmez!’ dediler, bana bileni övdüler. Sevse
sevmese nasihat vereceğim, huzuru öyle göreceğim. Sakin, daha sakin
olasın, merdivenden bile-bile inesin; başını HAKK’a eğesin, sadece
soru sorana dik tutasın! ALLAH’ımdan başka soru gelmez, kul kula hesap
vermez! Soru soranı geçesin, olduğun halde geleni seçesin! Her kulun
kaderidir, imtihan olur, HAKK’ını öyle bulur!” dedi ŞEMS her an yanında
olduğunu söyledi. (MEVLÂNA,
ŞEMS’in talebesi değil mi?) Evet. MEVLÂNA. ALLAH’ıma emanet
olasınız ALLAH’a ısmarladık.
|