4 Haziran 1983

MEVLÂNA’yım ben!

1 Mümin kuluna güldük, niyazında BİR’i bulduk, gönülden hemhal olduk. Cümlenize selam olsun, görgüde aldığını, umduğunda bulduğunu her kulu çevirsin. Desin ki: ‘YUNUS söze gelirse, gölde balık bulursa, ER yolunda durursa; ne yemeni silecek, ne varlıkta yokluğa gülecek.’ dedi, YUNUS’um ER yolundan, kul gönlünden seyre geldi:

2 “Yoğurt yedim ekşimeden, kanıt verdim devşirmeden; konuk gelene sevindim, ‘Güzel!’ dedim şaşırmadan. Yerden göğe alacağız, her birinizde bulacağız; satır-satır verdik size, halinizde göreceğiz; dala gelen her kuşa, ‘Güzellik nerde başlar?’ diye soracağız. ‘Elbet bilginde!’ diyecek, her meyvenin tadını ayrı-ayrı söyleyecek.” dedi, YUNUS’um selamladı yürüdü.

3 “Aykırı gelse de sözünüz, dünyaya verdik ÖZ’ünüz. Yaylaya geldi isek, otağı kurdu isek; gelenler bilenler, yoldan haber soranlar; çağrıda bulacaklar, el ele olacaklar.” dedi, HAMZA DOST selama sizleri çağırdı.

4 “Aydan yıldızdan gözüm alamam, kainata gönül verdim asla silemem; cümle BİR’de oluşacak, sen ben diye bölemem.” dedi, KAYGUSUZ söze geldi:

5 “Dizi-dizi duracağız, geyik geldi vuracağız; ‘Kalk gidelim!’ dese bile, YUNUS misali kalacağız. Ne eksik ne de fazla, YEMEN’den çıktık hazla; çevrenizde oluştuk cümleniz ile buluştuk, demeyiz ‘Gelirler nazla!’ dedi, KAYGUSUZ selamladı yürüdü.

6 “Eylem senden geldi ise, seni gözde buldu ise, altın tabak açacaktır. Gurur, seni senden ayırır!” dedi, YUNUS’um yanımızda olana selamını iletti. “Her çağda engeli aramadan yürü, senden zayıf olanı koru, sanma her mevsim ağaç olur kuru. Yolu yola bağlayan, yolda bileni bilmeyeni eğleyen tek konu vardır; gönülde oluşan, sende sen ile buluşan.” dedi, YUNUS’um DOST KAPISI’nda sana elini verdi.

MEVLÂNA’yım!

7 ‘Ayağım getirdi, niyetimi bitirdi!’ diyen ile sofrada söyleştik, katı geleni yumuşak olasıya yerinden oynatmaya çalıştık, diyelim ki; olaylara alıştık, oyundan yerinizi sildik, selamı SEVGİLİ’den aldık. Her kulu bilsin ki, RABB’im her yaratılanın RABB’idir! RESULÜ, her yaratılanın gönlündedir, usunda olmasa bile. Almayı dilersen, vermekten uzak değiliz. DOST KAPISI her kuluna açıktır! Asla şüphe etmeyelim, söze sözü katmayalım!

8 “Çevreye oya diktim, destiye suyu döktüm. Aldım sattım, bilginde HAK ADI’nı tattım.” dedi, SARI ANA söze geldi:

9 “Bağladım kovaya ipi, döktüm çukura çöpü. Dedim: ‘Açılan kapı dört mevsimde oluşur, yoklar orda buluşur!’ Derman dileyen kulu, elbet bulacak yolu. El ele oluştuk, her noktada buluştuk, sağda solda geliştik. Seni sana sorduğum gün, seni beni sildiğim gün oldu, akıl gönülde aradığını buldu. Değirmene vardığın gün, DOST SOFRASI kurduğun an; mendil elde olacak, yerden göğe cümleniz hoşnut kalacak. Ayran sunuldu, YUNUS ile MEVLÂNA’ya danışıldı. ONBİR’de oluşalım, ONBİR’imiz buluşalım; oğulcuk gönül açtı, el ele çalışalım.

MEVLÂNA dedi: ‘El bir, gönül bir!’

YUNUS dedi: ‘Yol bir, hal bir!’

KAYGUSUZ dedi: ‘Sen gül, ben gül!’

MERYEM dedi: ‘Yapıya gel, kapıya gel!’

Oyanı alacağız, suyanı vereceğiz, oğulcuk ile sohbeti kuracağız.” dedi, SARI ANA selamladı yürüdü.

MEVLÂNA’yım! 

10 Adım-adım geldi isen, andına döndü isen, seferden aldığın seherde gördü isen; gölgeyi sildiğindendir. ‘Her anda oluşamam!’ dediğini; yapraklarda okuduğun an çözersin, her birini öbürüne eklersin. Oku-oku bulacaksın, doku-doku saracaksın, kapı-kapı dolanacak, DOST KAPISI’nda halleneceksin; aldığın her nefeste bir an olsun uyacak, ‘YA ALLAH!’ deyip yanacaksın. İşte o an beni düşün, beni silip seni düşün! ‘YUNUS gibi yola çıkıp geldim aldım, Kimi buldum?!’ diyeceksin! Kim; O’dur! ‘Almak, vermekten hayırlıdır!’ diyene de ki: ‘Ne aldığın, ne verdiğin; beni benden alamaz, yollar açıldı ise geri verip kapanamaz!’

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH