6 Haziran 1983
MEVLÂNA’yım ben!
1 Koşuya gelen bilir, komşuda bulan sevinir.
Yerde gökte bir olan, BİR’likte güzeli bulan, kaydını gönülden okur.
Cümlenize selam olsun.
2 “Ağlar gerildi ise, deryaya salındı ise, gelecek
balık nasib kadardır.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze girdi:
3 “ ‘Toprak zordur çekemem, diz üstüne çökemem!’ diyen ile
aradık, her geçenden sorduk. Dediler ki: ‘Elledik belledik, ekilir hale
getirdik.’ Devrolsun sizlere, niyaz gelsin bizlere.” dedi, PİR SULTAN
ABDAL selamladı yürüdü.
4 “Sofrana koyduğun aşında, durduğun
ocağın başında, alacağın yeterlidir, bildiğin tutarlıdır.
Az yese, çok dese; seni senden alamaz, senin ile yaprağı buldu, dalını
kıramaz! Eğilen her başta, gelinen her yaşta, düzenin
çizdiği vardır.” dedi, KAYGUSUZ söze geldi:
5 “ ‘Bir çeyrek günün kaldı, bilinen yönün
açıldı.’ diyene de ki: ‘ÖZ’den ÖZ’e kavuştuk, düz yolunda buluştuk.
Ayrık otu sarmadan gel, güzel güne sormadan gir!’ Günün yarısı orada, yarısı
burada; kalan çeyrektir. Enlem de boylam da, düzenlenen vakitte özümlenir.
Niyazımız, cümleyedir, alınacak şifayadır.” dedi, KAYGUSUZ selamladı
yürüdü.
6 “Girdim üzüm bağına, tek-tek saydım
kütüğü, dedim ‘Sildim kötüyü!’ YUNUS diye anıldım, kul sözüne yanıldım.
Ayrı-ayrı saymasaydım, bağlar deyip sormasaydım; atılan her taneden,
satılan her salkımdan cümleniz ile söyleşir, kainat ile
peyleşirdim.” dedi, YUNUS’um
kendinden kendine sitem ile söze geldi:
7 “Seni bana sordular, dediler ki: ‘Sözüne ÖZ’üne, eli
attık kozuna. Sabırdan uzak kaldı, yapıda tozu buldu.’ Ocağına odun
atayım, dilenen çerağı gününe tutayım; az demeden, çok beklemeden satır-satır
okuyayım; mendil aldım, dokuyayım.” dedi, YUNUS’um selamladı yürüdü.
8 “Her renge yönü sordum, her renk ile kulu sardım, sarı
renge gönül verdim.” dedi, SARI ANA söze geldi:
9 “Bağladım asmaya salkımı, dedim severim halkımı,
gönülde buldum HALİK’imi. Derdest olur, olduğu gibi bulur; her
ağacın doruğunda, seyrini kendinde görür. Gelecek gülecek, selamı
alacak.” dedi, SARI ANA selamladı yürüdü.
10 “Ezmedim ezilmedim, süzmedim süzülmedim, DOST
KAPISI’na geldim, DOST YOLU’na duranı buldum.” dedi, HAMZA DOST söze selam ile
geldi:
11 “Az verdi ise söz etme, çok verdi ise göz
atma, ne derse desin saz etme! Gün güzel, gönül güzel, GÜL dalında olur gazel.
Varsın yerde kendini bulsun, kendinden kendine sorsun. Senin ile oluşmazsa
yürüsün dönsün, güzel kapıda kalsın. Açılan ocağı düşün, yerden
göğe niyaz ile taşın-taşın. Ay ile oluştuğun,
Güneş ile buluştuğun günde, alış veriş gönüldedir.”
dedi, HAMZA DOST selamladı yürüdü.
12 “ Yaprak adı güzeldir, toprak ona bedeldir.
Aldık verdik diyorsak, gönülde buluyorsak, oluşan ile gelişiriz.”
dedi, MERYEM söze geldi:
13 “Sileceğiz her karayı, bulacağız her soruyu.
Zor gelse bile yollar, HAK ADI’na yürür kullar. El ele verdiğimiz gün, her
niyaz yerini bulur. TOKTAY niyaza gelir, kumda izi görülür, HAK’tan SESİ
duyulur. ‘Yoğun alış veriş, gerekli midir?’ denilir. Alış
verişin, HAK ile HAKK’adır!” dedi, MERYEM dizde düzensizlikten sorana:
‘Yağ ile ovasın!” dedi, selamladı yürüdü.
14 “ ‘Gerçeğe uymaz!’ diyene, de ki: ‘Gerçek; TANRI’nın
olmasını OLMASINI dilediğidir, kulun hükmünde değildir!’ Ne
DİLERSE olur, kul O’nun DİLEDİĞİ’ni bulur!” dedi, HACI
BAYRAM söze geldi:
15 “ ‘Kapı kapı gezeceğim, her bir sözü süzeceğim!’
dedim de, kırk gün kırk gece tövbeye durdum. Kapılar HAKK’adır, gönüller açık,
durduğun gölgeden niyaz et de çık! Kayguda olana, seyirde olduğunu
söyle! Elbet kaygusu silinecek, sevgisi kul bilgisine bölünecek. Suya okusun,
elini yüzünü yıkasın. Gönlünden geçeni, yerden göğe aldığı gibi,
gönülde bulduğu kadar” dedi, HACI BAYRAM selamladı yürüdü.
16 “Elimi yüzüme sürdüm, yüzümde HAKK’ın NURU’nu
gördüm.” dedi, BEHLÜL’üm söze girdi:
17 “Avucuna göz ile baka, söz ile bağla;
BİR’liğe getirir, selamete götürür, aç olanı doyurur, güç gelende
kayırır, beklenen şifa sarımsak ile gelir.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı
yürüdü.
18 HAMZA DOST’a bağlayan, ‘ALLAH!’ diye
ağlayana diyeceğim şudur: ÖZ’ünü kendinden saklama! Ay ile
beraber olana! Dumanı silesin! EYVALLAH dedik, daha önce verdik.” dedi, selam
ile geldiği halde, selam ile yürüdü.
19 “Yumuşak yoldan geldim, her gönülde GÜL’ü gördüm.”
dedi, EYYÜB’üm sözü aldı:
20 “Demde yoğun çalışırsın, Güneş’e gün-gün
alışırsın. Beklemek zor değil, bilmeyene kar değil. Bileceksin
bulacaksın, zararı silip kar ile kalacaksın.” dedi, her adımda saydığın
isimlerde, saymadığının gölgesini gördü, EYYÜB’üm selamladı yürüdü.
21 “Akıl aldım YAZAN’dan, yolu sordum bozandan. Elbet
dilediğime varamam, han bulup duramam.” dedi, YUNUS’um söze yeniden geldi:
22 “Külah alıp yemeni veren, zamanı silip gününü yorumlayan;
seyre geceden girer, her gününde bilinmedik bohçayı dürer. Yolu bilenden
soralım, hana öyle varalım, bildiğin halde duralım. DOST KAPISI’na
girelim diyelim ki: ‘Her açık kapı, RESULÜ ile bilinir, gönül ile bulunur,
bağlayan değil bağlanandan alınır.’ ” dedi, YUNUS’um selamladı
yürüdü.
23 MEVLÂNA diye geldim söze, sevgimi verdim size, el ele
geldik düze. Şarkı türkü diyeceğiz, bir sofrada olacağız. ‘YA
ALLAH!’ diye başladık söze, BİLAL’i dinleyeceğiz; üç öğünde
gelecek, her nefeste gülecek, kumun elendiği yerde bekleyecek.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH