10 Haziran 1983
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hayır yolunda bulduk, cümleniz ile bir olduk, güzel olan
her halde kaldık. Cümlenize selam olsun! Yoldan gelen, YUNUS’a güzeli sorsun.
2 “Günün her vaktinde ipek mendil bağlasın, kumun
sıcağı gibi.” dedi, YUNUS’um söze geldi:
3 “Alnında oluşan ter, gönlünde kalışan kor,
geleni gideni bağlar, elbet yol verecek dağlar.” dedi, DOST gönlüne
DOST selamı iletti, yürüdü.
4 “Er de gelse, geç de olsa, günü güne bağlayacak,
seven ile gülen bir olacak.” dedi, sorusuz gelenin kaydına dünden nokta koydu
PİR SULTAN ABDAL. “Gördü yazıya, bağladığın bez, gölgeyi sil
daima Güneş’te gez! Gerçeği aradığın günden, gölge seni bırakır.
Umduğun her yol açıktır! Gideni değil, yanında olanı düşün! Ne
sert gelse eğilir, ne fırtına ile dökülür; dayandığı güçlüdür, sanma
yıkılır. ‘O’nun ile olsam!’ dediğinden, gününe gölge koyduğundan;
bilgimiz noksan değildir, geleceği gün doksan değildir.
Dağılanı toplar, eğileni bekler, az ile çoğu katlar. O’nun ile
oluşuruz, KAYGUSUZ ile buluşuruz.” dedi, PİR SULTAN ABDAL
yürüdü.
5 Ağaca bağladığın mendilde,
duvara dayadığın kandilde, YAHYA’nın eli vardır. “Dört günde
aldığını, dört yönde verir.” dedi, selamladı yürüdü.
6 “Asmaya ayak koysan, üzümü yiyip doysan;
‘Bağlar benim, dağlar senin!’ desen; güzellik senin ile kalır, yollar
sana getirir. ‘Kullar, bende olanı bitirir…’ dersen, güzellik senin ile gelir.”
dedi, HACI BAYRAM selamı iletti.
7 “MEYDAN açıktır gelene, sofra açıktır bilene. ‘ALLAH!
ALLAH!’ deyip gülene, selam olsun.” dedi, ALİ söze geldi:
8 “Her adımda anılansın, aşkınla yanılansın, gönüllere
konulansın; senden benden geçtiğiniz gün, bizim ile bir olansın. Güzel
günler geldi çattı, ANILANLAR nasib attı. Nefisteki gölgeler, O’nun ADI ile
gizlendi saklandı yattı. O’nun ile BİR’deyiz, O’nun ile GÜL’deyiz, O’nun
ile yoldayız!” dedi, RESULÜ’nün Selamı’nı cümlenize iletti. “Karda ayak izi
var, kulda HAKK’ın SÖZÜ var. AŞK ile oluştuk, cümlenizde RESULÜ’nün
gözü var.” dedi, HAZRETİ ALİ selamladı, RESULÜ’nün üç öğüdünü sizlere
iletti:
1-
Rehberiniz KUR’AN, gönlünüzde her an.
2-Yolunuz kumda, sildiğiniz kinde.
3-Ocağınız her birinizin açık, gönülleriniz de açık
kalsın, öylece her gelen açık gelsin!” dedi, selamete adınız ile katılmanızı
diledi, yürüdü.
9 “DOST KAPISI’nda buluştuk, nede güzel
halleştik.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi:
10 “Üç çiçeği severim; GÜL’ü,
menekşeyi, papatyayı… GÜL, yaratılmışlığın gururunu;
menekşe, güzellikte tevazuu; papatya, arınmışlığı paklığı…
Her çiçeği severim, renginden kokusundan. Yeşil renkte, VEREN’in
VARLIĞA simgesi görülür. ‘Ne demek?’ dendi: CEBRAİL
ALEYHİSSELAM, yeşilden oluşur, yeşil ile buluşur;
yani, kula yeşil renk ile hitap eder. Yeşil renk, kainatı kuluna
kitap eder. Açılsa perdeler, görülse nerdeler; her yaprakta yazılanı okurdunuz,
sesi alıp bilginizde dokurdunuz. Geldiğin günden bildiğin güne kadar,
yeşilde bulduğunu unutma! Satır-satır yazacaksın, sevgisinde bulup
sevmeyene kızacaksın. Kaygu etme! Seven sevmeyeni bulursa, sevgisinin
yüceliğini görür; sevmesini bilmiyen de, bir gün gelir öğrenir!”
dedi, HAMZA DOST yakından gelecek olanı yorumsuz verdi, selamladı yürüdü.
11 MERKEZ yolu sorarsa, elde olanı kırarsa;
yorumu, kaygunundur! Elbet değil! MERKEZ yolu bilir, elde olanı bulur,
kayguya düşeni YUNUS misali yerinden kaldırır. ‘Nasıl?’ denilir: Geçliğe
üzüntü alanı, güçlükten alıkoyar. Selam olsun, cümleniz kaygusuz kalsın!
12 “Her satırda bulursak, yapıya şüphesiz
gelirsek; günümüz aydın, gönlümüz açık olur.” dedi, RABİA söze geldi:
13 “Her öğüt RESULÜ’ndendir, komşuya versen bile!
Senin dilinde oluşan, cümlenin gönlünde buluşan; RESULÜ’n ile
tamamlanır. Gerçekte, yaratılmışlığın mutluluğu vardır.
Mutluluğu hisseden kulu, kutluluğa ermiştir.” dedi, RABİA
SULTAN cümlenizi selamladı.
14 “Dört yönden alacağını, RESULÜ’nden geleni
bulacağını, her bir günde otuz üç salavat okuyacağını bilesin!” dedi,
VEYSEL’im söze geldi. Alan bilir!
15 “ ‘Kuyuya ses vermezsen, rüyan ile bulmazsan!’ deme! Aydan
alana veririz, YUNUS misali geliriz.” dedi, VEYSEL KARANİ söz ile
bağladı: “Her attan bir isim alırsan, bilginin gölgesinde kalırsan; duvar
açılır, kapıdan kolay geçilir.” dedi, yürüdü.
16 Dumanı sile-sile geliriz, gönlünü bile-bile
buluruz, EYYÜB’üm ile Güneş’te kalırız. Duvara dayandı isek,
sağlamdır der güveniriz. Her birimiz geldi isek, beraberce selam deriz. Soğuktan
değil sıcaktan alışırız, uzakta olsa bile oğul ile
buluşuruz. ‘Destim dolsa, gönlüm bulsa, derdimi silse!’ der, gönülden
sitem eder. Bilse, günde ordayız; ansa, anında yanındayız; doğuda batıda
değil, kulunun gönlündeyiz. Ne yolun uzununa, ne zorla kararına ‘Aman!’
demeyiz, pişse pişmese aşı yemeyiz. Yemekten değil,
sevmekten besleniriz, sevgi ile süsleniriz.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH