15 Haziran 1983

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kendimden kendime dönüp te sordum, kendimden olmayanı yanıp ta sordum. Gönülden gönüle muhabbet ipi gerdim. Cümlenize selam olsun, her öğütte kulu RESULÜ’nün adına dolsun. 

2 “Geldik cümlenin selamına, HAKK’ın KELAMI’na.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Yoldan yola bağlayan, kulu günde eğleyen; ne sende olan, ne bende kalandır. Sabunu ele alsam, su ile ufalanır. Gökte yıldız nasıl değişmez ise, yerde huy da öylece kalır!”

4 “Erlikte özlenen, gürlükte harcanandır; gölgeden ayrı kaldığında, sevgin ile beslenendir.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi:

5 “Yemin ile bağlandığın, YUNUS MEVLÂNA diye güzelliğinde eylendiğin; gerçeğin aynasıdır. Ayna, gönlünün gerçeğini verir! Değil! Adı ile verdiğimiz! Sözümüzün başında adını verdik, seyrine gönülden katıldık. Ettiğin yeminden değil, attığın adımdan sorumlusun! ‘Erlikte ÖZ’ dedik, adını verdik. ‘Dört mevsimde oluşmaz!’ dediğin, gerçeğin vergisidir. Ne giden ile yoğrulursun, ne gelen ile karılırsın, kendinden kendine kurulursun. Andığın her olayda dilenen ile buluşur, ALLAH ADI’na söyleşirsin.” dedi, HACI BAYRAM her yıldızdan gelen nasipte, zerrelerden geçit verdiğini söyledi, selamladı yürüdü. 

6 “Ekledik bekledik, adını sanmayın sakladık. Döktük kucaktan taşı, aldık sıcaktan başı, dedik ocakta aşı. Kendine sordun mu, kimim kiminleyim? Yerde gökte ADIN’layım, YAHYA gelse, sorguya verse, diyeceğiz ‘Sevginleyim!’ Duvar ördük, ocağı gördük, her dileyende GÜLÜ’nü serdik; sohbette her olana sorduk: ‘Nerden başladı, nerede bulduğuna inandı?’ Denildi ki: ‘Doğuştan başladı, oluşta bağladı.” YAHYA verdiği her sözde alan ile ağladı, selamladı yürüdü.

7 “BİR’likte oldu mu, BİR VEREN’i bildi mi?” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

8 “At bağladım ağaca, yer aradım namaz olsun kılayım, kullukta budur kolayım. Ne kırdığım gönülde, ne verdiğim zehirde, halim kalır zahirde. Kul isem gönül kıramam, od alıp kimseye zehir veremem; kıldığım namazda, RESULÜ’nün gölgesinde duramam. Her nefis, bir nefese; her nefes, boşalacak kafese hizmettedir!” dedi, PİR SULTAN ABDAL oğula üç öğüt verdi. Soframızda olmayana. “Hem nefesin, hem kafesin, hem hevesin; bağlanan yemindedir, beklenen zemindedir, yakın olan zamandadır.” dedi, selamladı yürüdü. 

9 “Gönül gönüle açılır, HAK YOLU’na öyle geçilir. Erliğe talib isen, kulluğundan seçilir.” dedi, HAMZA DOST söze geldi:

10 “Var olduk ‘SEN’den!’ dedik, kor olduk kulluğa döndük. Göze gelecek sandık, ‘Ne aldık, ne bulduk?’ diye hayıflandık. Bir yolda, bir kumda el ele verdik. Gün-gün oynadık, RESULÜ ile gönülden kaynadık, her sözünden HAK KELAMI olduğunu anladık. Selam olsun o’ndan sizlere, selam olsun sizden o’na. Yaprak yerde çiçek serde, ne kırda ne korda, gönlü her an YAR’da.” dedi, HAMZA DOST selamını cümlenize iletti.

11 “ ‘YA ALLAH!’ dedik girdik söze, her günde geldik size, aldığın verdiğin güzel gelir göze.” dedi, MERYEM söze geldi:

12 “Yanımda olana, doğuşta gelenin adımdan söz açılanın… Gölgeyi silmeden gülemezsin, her aldığını bölmeden bilemezsin, ‘ALLAH! ALLAH!’ demeden dönemezsin! Güçlük kendinde olandır, sana gelen değil! Sorguya aldığın her olayda, sadece kendi zorluğun vardır. Olaylarda değil, kolaylaştırmak için  gereken malzeme gine sendedir. Eşitliği bozma, çeşitte arama, karşıtta bulma!” dedi, MERYEM günün yorumunda her an yanında olduğunu bildirdi. “Sevgiliye öylece varacağız, sevgimizde her olayın özünü bulacağız.” dedi, selamladı yürüdü.

13 “Yandık yanasıya, geldik bulasıya, sevdik ölesiye, adımızı unutan ile buluşmaya… Oluştuğumuz günde, alıştığımız halde; ne senden geçtik, ne gönülde oluşandan…” dedi, görgüden uzak kalanın, yapıya NUR verenin, seyrine her gün geldik. OSMAN. HAZRETİ OSMAN. “Yoldan alanlar bilir, korda yananlar bulur, hizmette olan görür, elden ele yer veren elbet nasipte kalır.” dedi, HAZRETİ OSMAN cümlenizi selamladı yürüdü.

14 “Gölgeyi silmeden almadım, gönülde oluşanı bilmedim; gerçekte senden benden kalana ‘Bizim!’ demeden bulmadım. Oğul ile halleştim, soru sormadım yanımızda olana… Yanımızda oğul var! Konuk gelen alacak, ‘Güzel!’ deyip kalacak, seyre öyle dalacak. Ayrıda değil O’ndayız, yerden göğe HAK’tayız, selam ile gelenin selamımızı alanın emrindeyiz! RESULÜ! Gün gelir söz alır, gün gelir RESULÜ’nden verir, HAZRETİ AYŞE gönülde olan ile kalır.” dedi, YUNUS’um yeniden söze geldi:

15 “Konuk olanın sözü, yoldan gelenin sazı birbirine bağlıdır. Aldığı ile olacak, verdiği ile kalacak, seferde gelişeni günün her vaktinde oluşturacak.” dedi, YUNUS’um selamladı.

16 Ayrıya düşmeden, verilene şaşmadan, dağa taşa düşmeden; gönlünde olan ile eğleş, her olay ile bağlaş. Adın gibi veresin, adından aldığını göresin! Sepete attığın her konu, sedef misali vericidir. Doğmadan ölemezsin, doymadan bilemezsin, saymadan uyamazsın! Al, ol, bil!

ALLAH’ıma emanet olasınız.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH