4 Kasım 1983

(Hizmet konusunda –ikiliğe düşmemek için- bilgileri açık vermenizi diliyoruz. Çünkü kimi CAN hizmet değil, içe dönüş gereğini vurguluyorlar?)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kumaş aldık dikelim, eski olanı sökelim, her varolan ile kendimizde kalanı sergiye dökelim. Diyelim ki: ‘Bende olan ile senden geleni topladım, konuyu birbirine ekledim. Bulduğum, kendimi elekten geçirdiğimdir.’

2 “Dal üstüne çıkacağım, kuş misali bakacağım, meyve erdi dökeceğim.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Dayanmayı bildi isen, savunmaya gerek yok! Yapıda olana uydu isen, dağılmaya gerek yok! Söz sözü açacaktır, uymayan kaçacaktır; demde konuk gelenler, sohbet ile geçecektir. Seçtiğimiz konuya, her yolun DOST diyenini aldık, DOST’luğu bütünde bulduk. Dedik ki: ‘YUNUS MEVLANA BİR de, MERYEM söze gelir de, O’ndan ayrı mı söyler?’ Doğuşa ADEM ile başlarız, MUHAMMED ile birleriz, cümlemiz öylece gürleriz. Sır olanı, serde kalanı; senden benden değil cümleden toplarız, bir bohçada katlarız. Dileyen açar okur, dileyen tezgah kurar dokur. Dileyen, yolunda, bilinmeyen fakir fistanını giyer. Sözümüz; her yaratılanın varlığı üzerinde RABB’imin SÖZÜ olduğudur, halinde gözü ile gördüğüdür. MEVLANA giydiği fistanı cümlenize örttü ise, RABB’imin İZNİ’ndendir. Gözetilen her kulu, yerini bilendendir, kulluğunu hale uydurandandır.” dedi, YUNUS’um selamladı. “DOST halin, DOST’luk ile bağlansın. Kulluğun cümle ile bilinsin. (Sorumun cevabı mı verildi efendim?) EYVALLAH!” 

4 “Örülecek duvara; kumunu aldınız mı, kireci buldunuz mu? Damını örtelim dersek, kiremite talib oldunuz mu?” dedi, HAMZA DOST söze geldi:

5 “ ‘Bunalıp alamadım, su gördüm dalamadım, ocak buldum yakamadım, kuruyan ağacı sökemedim!’ diyenden uzak kalalım, kulun gayretini hevesinde bulalım. Gönüller, verdiğin ile beslenir. Ömrün, gönlün ile süslenir. Dağdaki üzüme bakarsan, yüzünü güldürür. Asmayı yakarsan; mevsimi bitirir, seni alır olumsuza götürür.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

6DOST yolunu açacağız, günü geldi soylu olanı seçeceğiz. Niyazımız, cümleniz ile.’ “ dedi, ALİ söze geldi:

7 “Düğüm geldi çözülecek, günü geldi çizilecek. Çöken duvar tamir oldu, sancağımız dikilecek. Kumda ayak izi, kulda HAKK’ın SÖZÜ, cümlemizin yerde dizi. Elimizi bağladık, ‘ALLAH!’ dedik ağladık. Dağlar eğildi durdu, deryalar eklendi geldi, akan sular beklendi gördü; YEMEN’de, cümlemiz selama durdu, RESULÜ dört yönde niyaza vardı. dedi ki: “Dağlar ezmesin, dalgalar gezmesin, toprak dağılmasın, kulu HAK’tan başka eğilmesin, başına aldığını bedenine sormasın, gelen tozu kötü diye yormasın, ERENLER adına HAK’tan aldığına inansın!” Komşu dosttur, konuk dosttur, Alem dosttur, el alem de dosttur ayırmayalım!” dedi, ALİ, günde olan niyaz için RESULÜ’nün hoşnutluğunu bildirdi, -(RESULÜMÜZ’ün hoşnutluğu, okunan SALAVAT-I ŞERİF için midir?)-, selamını getirdi. “Cümlenize gülsün, RESULÜ ile BİR’liğe ulaştırsın. ALİ’nin selamına ‘Selam!’ diyelim, aldığı her niyazı cümlemiz paylaşalım.” dedi, ALİ selamladı.

8 “Gölgeler Güneş ile dağıldı, her kulu gölgesiz eğildi. Ne kalana sözümüz, ne ayırana ÖZ’ümüz, asla kapalı değil! Çevreyi dolaştık, her kulu ile söyleştik. Kimi bildi, kimi buldu. Aşan ile taşana, ‘Koşuya gelme!’ dedik. Yolumuz koşu yolu değil, hal bilimidir. CAN denir, CANAN denir, gün geçende ham meyve yenir.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

9 “Sözümüz gözümüz, sohbette değildir yalnız. Her an görürüz, bilen ile bilmeyen ile yürürüz. Deriz ki: ‘ALLAH’ım, ham meyveyi yedirme! Yiyeceği meyveyi, zor ile erdirme! Kapalı ise gönlü, satıcı tezgahı kurdurma!’ Kapalı olmasın diye gönülleriniz, ERENLER adına geliriz cümlemiz. ER olalım, sır bulalım, bulamazsak kayguda kalalım. Diyelim ki: ‘Ne bedene, ne güdene, DOST KAPISI her sevene. Akıl verdi ise TANRI’m, O’nu bilmektir kararım!’ Öylece, gönlümde cümlenize taht kurarım. Her birimiz öbüründen sorumludur, bilgimiz ALLAH için yorumludur. Birbirimizin yorumuna düşmeyelim, DOST bildiğimiz kapıda ‘Yaban!’ diye, hiç bir olayda taşmayalım!” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

10 Her söz elenir, her birinizden özlü sevgi beklenir. ‘Özlü sevgi nedir?’ denildi: birbirini yermeyen, birbirinde hata görmeyen, BİR’den gelene sormayana, ALLAH’ım SEVGİSİ’nden dilediği kadar ulaştırır. Ona özlü sevgi denir. RABB’imi, her kulu sever. RABB’ini, yarattıklarını seven, özlü sevgiye sahiptir. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, gönülde sevginin gerçeği doğsun.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH