10 Kasım 1983

MEVLÂNA’yım ben!

1 Korkuyu sildik bulduk; gönülden konuya girdik. Cümlenize selam olsun, YARDIMCI gelen her VARLIK, yardımından gururlansın! Desin ki: ‘SEVGİLİ’yi bilirler, her verileni O’ndan diye görürler!’

2 “El aldık, GÜL verdik, konuya sevgi ile girdik.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Sevgi bağına gireceğim, altın ağı öreceğim; kuşak alsam belime, dileyen her kulu saracağım. Yaprak olduk dökülmeyen, kökleri sökülmeyen, ağacımız bilmeze dikilmeyen. Kundak aldık açacağız, gerçek bildik geçeceğiz, her kulunda güzeli seçeceğiz.” dedi, YUNUS’um dolan her kulunda verginin aslını gördü, sergiye öylece girdi. “Dereden su alırsam, kumunu da sahip olurum, darlığı öylece bilirim. Deryadan su alırsam, her zerreden söz bulurum, öylece genişlikte kendime yön vereni görürüm.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Komşunun sözünden alacağım, kendi bilgimde bulacağım, cümlede dolacağım. Gölgeyi sildiğimi, Güneş ile aydınlandığımı, her anda ADI’nı anacağımı, YAZDIĞI her satırı karşılıksız bileceğim.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi:

5 “Sancak; yeri değil seri bildirir, yapıya geldikte soruyu sildirir. DOST olduk, yorumda dumanı sildik. Dağlar söze katıldı, dediler ki; ‘Bulutlar bize gelir, toprağı öyle bulur; kar gelse bizde kalır, gönülde olduğu halde yorulur.’ Demek ki, rahmetin zahmeti dağlardadır, kulluğun hikmeti yollardadır. Hem zahmetine katıldık, rahmetine itildik; hem hikmetine inandık, AŞK’ı ile yandık; doğruya bilgimizi verdik, kelimeden aldığımız ile gerçeği bulduk.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

6 “Saydık yerde meyveyi, dedik şifa verir ayvayı. Yamaya yer vermesin, göğüste olana kaygu etmesin, ayvayı kaynatsın suyunu içsin! Olduğu gibi. Yanımızda olana! Kapalı gelecek konu, ‘Bilinmezse sonu?’ demeyin! Her konunun açıldığı bilinsin, olay son diye yorumlanmasın! Gününü yerden değil kendinden alana, ALLAH’ım her anında YARDIMCI gönderir.” dedi, YESEVİ söze geldi: 

7 “ ‘Bıktım sözün uzunundan, aldım konuyu yazanından!’ denilmesin, vergiden asla şikayet edilmesin! Geldim çeşit dünyaya, dedim ‘Konu, dar mı ya?’ Her öğün aşın başı, her seher işin başı, aldım kenara koydum taşı; ‘Derdim, benim yorumum! Dert değil!’ dedim, dinç tuttum başı. Ne aşım eksilir, ne işim; yok ise elimde taşım. ‘Taş, gereksiz mi?’ dediler, sorguyu yönelttiler. Taş, ören ile duvarı görene gereklidir, taş değirmene gereklidir. Taşı vurmaya alırsan, kendini övmüş olursun; örmeye alırsan, görmüş olursun.” dedi, YESEVİ selamladı yürüdü.

8 “Yollar yersiz vermeyecek, kul görevsiz kalmayacak; yumak alacak örgüye verecek ise, düğüme kalmayacak.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi: 

9 “Her adım götürür, her selam bitirir, kulu dostluğa katılır. Gerçeği arayan, yerden göğe gönlünü katlayandır. Katlamak; kendinden cümleye yaprak misali çoğalmaktır, kat sayısı bohçalamak değil. Az aldım, çok gördüm, toprağı veriminden diye sürdüm. Çiğ aşa baktım, pişer diye ocağı yaktım. Ermemiş meyveye baktım, Güneş’ten olumunu bekledim. Her elde, her dilde, YAZAN ile sezeni derdim. Dedim ki; ‘Gönülde oluşana, sevgi ile çalışana ALLAH’ım YARDIMCI’dır!’” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

10 “Ağaç, gürleşirse ululaşır. Daha önce dedik; orman misali olacağız, birbirimiz ile bulacağız, cümleye nefes vereceğiz. Orman, olduğu yerin ciğeri değil midir? Her kulu BİR’likte olursa, gerçeği bilirse; olduğu yerde nefes vermez mi? Bir ağaç az gelir, çok ağaç gür gelir. Her kulunda VAROLAN’ın nefesi, VARLIĞA hevesi görülür. Bilgiye eklendi isek, VAROLAN’ın yerini görmüş oluruz. Kullukta bilgi, kendinden kendinedir! Yol aldığımız anda, kendinizde O’nu görmüş oluruz. O’nu görmek var ettiklerininkidir. Komşuya var edilen dersek, her halinde var edildiği için severiz. Kuşak, senden alırsa bağlanır; seni bağladı ise, senden sonra gelenden de beklenir. YUNUS’un sözünde, MERYEM’in ÖZ’ünde; var edilmişliğin mutluluğu görülür. Her kulu madem ki var edilmiştir, mutluluğunu bilmelidir! Ne az, ne çoktur! ‘ALLAH’ım ayırmaz, kulunu kayırmaz!’ dedik, her an sözümüze niyazımızı ekledik. Asla şüpheye düşmeyiniz, ne gelirse şaşmayınız! ‘Gölgeyi sildim!’ diyene! Geçmişe asla dönmedik, ne dedi ise, gayrıda olanı sinmedik. ‘Yapıyı kuran O’dur, O’ndan gelen hayırdır!’ dedik, derdest olduk bekledik. Niyazımız; cümlenin hataya düşmemesi idi, olayı bilgisiz deşmemesi idi, taşıdığımız yüke taş atmaması idi. Dayandık güvendik, ‘O’nun DOSTLUĞU yeter.’ dedik. MERYEM diye anıldık, OĞUL ile övüldük; sert geleni ovduk yumuşattık, mert geleni övdük, dağılanı topladık.” dedi, MERYEM selamladı.

11 “On gün, on gece olsa, her biri gücü bilse; yoğun geleni bulur, kendi atında kalırdı.” dedi, KUMANDAN söze geldi:

12 “Atlar tepmedi bizi, kullar tutmadı sözü, bilen çalmadı sazı. Aldığı gibi kaldı, bulduğu her konuya bilse bilmese daldı. Öğündük bizden diye, güvendik sözden diye. Yol verdik, gelenden söz aldık. Ne sözünüz, ne yolunuz, yerindedir; VAROLAN, gerçek yorumdadır. Doğudan Batıya alışacağız, cümlemiz güzeli verişeceğiz. Masamızda olan ile anıldık, gerçeğe geldik ayıldık. Dedik ki: ‘Vergimiz masamızda değil, aklımızda gönlümüzdedir; uymazsa kulu, kinimizdedir!’ Alacağı vereceği; ALLAH’ım bilir olacağı. ‘DOST kimdir?’ dediler; sensin dedim, her kulunda O’nu gördüm, dağlara taşlara ADI’nı yazdım. VARLIK bütünlüktür, ketumluk değil; saltanat tutuculuktur, kainat değil! Saltanata düşmedim, ketumu deşmedim, ne dedilerse şaşmadım. Masamdaki ile anıldım. İçtiğimi, kendimden geçtiğimi sandılar. Ben sevgim ile kendimden geçtim, ben O’ndan diye milletimi seçtim. Beni içtiğim ile kınadılar, fistanlarına içkimi yamadılar. Sandılar ki, benim içtiğim onların açığını örtecek; sandılar ki, benim bildiğim onları dürtecek; sandılar ki, benim inandığım onları tartacak ve sandılar ki, benim kayıtla yazdıklarım gerçeği bilenlere perde olacak! Olumsuz gelene, ‘Giydiğin fistandaki yamayı çıkar!’ desen, cümleniz açık geleni göreceksiniz. ALLAH’ım, açar da seçer de.” dedi, KUMANDAN hepinizi selamladı.

13 “Umduğum, sizlerdedir gönüllerdedir. Katıldığım sohbetinizde, inandığım gerçeği bildiğim için geldim, ALLAH’ım razı olsun dedim. Beklemek, umulanı getirir. Beklemek, umulmayanı bitirir. Bekledim, beklerken sevmeyi öğrendim. İnandım YARATAN’a, yaratılana güvendim, öylece başardım; başaracak olan da, elbet gelecek. ALLAH’ıma emanet olunuz, üç öğüdü varlığımın bütünleştiği yerden alınız: Gelecek, aynaya bakarsan görülecektir! Onun için; önce kendini eğit, sevgini öğüt, ‘ALLAH’ım!’ de inan, O’nun VARLIĞI’nda cümleye güven!” dedi, KUMANDAN selamladı.

14 Bağladık sözünü, severler ÖZ’ünü. ‘BİRLİK.’ dedi ise, inanın ki BİRLİK’e gerek görülmüştür, kavgaya değil!

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH