27 Kasım 1983

(Akciğerdeki bir hastalık için alınan sohbet.)

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Kuşlar söze girerse, kullar yola giderse, yolda sürü güderse; yalnızlık sözü olmaz, niyazlar yerde kalmaz. 

2 MERYEM sözü alırsa, günde yola gelirse. ‘ Dayandığın YÜCE’dir, ettiğin söz gecedir!’ Güçlüğü yeneceğiz, gerçeğe döneceğiz; AŞKI ile yanacağız, yol deyip duracağız. Yol dilenir YÜCE’den, nasip gelmez geceden. Atalım kayguları, katalım duyguları. Bir-bir geldik söz diye, biz okuduk ÖZ diye. Kalmadık niyazdan, almadık ayazdan. DOST KAPISI güldürür, kayguları kaldırır, güzel hali oldurur.

3 Demde oluşanı, DOST diye buluşanı sorarsın, ‘LOKMAN?’ dersin ararsın. Ağaca ipi gerdi, ipe çamaşır serdi; ak ile karayı sildi, kement atılan olaya güldü. Gerçek ayağın altındadır, gerçek bilginin üstündedir, gerçek kainatın içindedir, gerçek yaratılan her zerrededir. O zerreler ki; senden alır, sana verir. onu, beni, seni birbirinde görür. Alacağı vereceği, bir bardak sudadır. Kekik çayı içsin! Kenevir lapası sırtına sürsün.

4 Kapalı olanı açamazsın, dilediğin yere geçemezsin; öyle ise, gelecek olanı seçemezsin!

5 Donanmayı dileyen, dolanmaya niyet kurandır. Kement olan yerde, beklenen vardır. Dağıtma! Almayı dilediğin, ‘Ölçü bulayım.’ dediğine, kendinden ekleme! Çevreye, gemiye gelecek diye bakarsın, gemiye kandil yakarsın. Niyeti olan, kandil yanmasa da gelir; dileyen, dilediğini karanlıkta da bulur.

6 Açmayın! ‘Dert?’ diye, yola düşmeyin! Olacağa şaşmayın! Kekik ile ıhlamuru kaynar suya koyun, bol-bol içirin!

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH