2 Aralık 1983

MEVLÂNA’yım ben!

1 ‘Kuşların uçuşuna, kulların geçişine selam olsun!’ dedik, her zerre ile selamlaştık.

2 “Seyre daldım güzeli, doyumda buldum ezeli. Huyum ile gideceğim, suyum ile bulacağım.” dedi, YUNUS’um söze geldi: 

3 “Kafes var ise sende, niyazın olsun her zerrende; doğuşa öyle gelirsin, kendini ÖZ’de bulursun. Kaynak, sana bana gelir, cümleye verir; cümle de, dağılanı noktada bilir. Ne nokta bitirir, ne cümle.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 Her tende DOST selamı görülür, her bilenle DOST sofrası kurulur. ‘Sahibiyim!’ dediğim bedenimde, söz gerçeği buldurur. Saydığım gönüller, elbet bilirler. Dağda gezen sürüler, dilediklerini bulurlar. Gönül ile tasdik ettiğimiz VARLIK, her zerremiz ile tesbih edilirse; tasdiki geçerlidir.

5 “Kem söz demedik, kimsenin aşını izinsiz yemedik. Her kulun sırdaşını, sayfada inkar etmedik. Öyle ise, bilgimizde YARATAN’ın VARLIĞI’nı tesbih ettik.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi:

6 “Bayram, günü değerlendirenedir. Bayram, günü gönlü ile renklendirenedir. Yönümüz nerde ise, gönlümüzde ordadır.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. (n sorar: ‘Türbesi İstanbul’da olan YAHYA EFENDİ mi?) EYVALLAH!

7 Kendini bağışladı isen, BAĞIŞLAYAN’a iman et! Gönlünü kırdı isen, gönülden dostuna kırıldı isen; geçersiz olan her olay gibi, silici ol! ‘Gönül kırılırsa tamir olmaz!’ denilmesin! Gönül öyle yaratılmıştır ki; kırgınlığı sildiğin an beslenir, en güzel çiçek ile süslenir. ALLAH’ım affedicidir! Sen de, halinde RESULÜ’ne uy! RESULÜ ne dedi ise duy! Üç gün kırgın kaldı isen dostuna, oturma RESULÜ’nün postuna! Serçeye göz attı isek, karıncadan ibret aldı isek, eş ile sözleşmede kaldı isek; darlığa beraberce katılalım, bolluğa beraberce atılalım! ‘Uymaz!’ denildiği günde, ALLAH’ıma havale edelim!

8 Kamer’de DOST yüzü gören, cümleye DOST sözü veren; gönlünü sevgi ile doldursun, her gün halini HAKK’a yönelip bildirsin!  Desin ki: ‘Ben sen dedim oyalandım, resim dedim boyalandım, olaylara baktım kaygulandım, men dil ile derdest oldum. YA RABB’im, beni seni silmeme YARDIMCI’m olasın, güzelin gerçeğini buldurasın! Gözümü, cümleye HAK diye baktırasın! Yerden göğe, kaygumu silmeme YARDIMCI gönderesin!’ Öylece EMRİ’ne uymuş oluruz, her zerremiz ile VARLIĞI’nı duymuş oluruz.

9 “Bağladım dizimi, bekledim sözünü.” dedi, BEHLÜL’üm söze geldi:

10 “Atılacak her adımda, BİR’likten söz ederiz; sonra, alır taşı toprağı birbirine katarız. Çiçeği kökü ile alır, dalını bir kenara atarız. Böceğe, gereksiz diye bakarız. Çözen çözülen nedir? Gelen, görülen kimdir? Konuk isek kime geldik, kimde kaldık, kimi nerde bulduk? Aşmayı dilediğiniz, gerçek diye bellediğiniz her yüzde, resim görürsünüz.” dedi, BEHLÜL’üm göz ile gönülü birlemenizi diledi, selamladı.

11 (z sorar: ‘Eş’ denilen şey, karı kocalık hali midir?) EYVALLAH! Önce DOST, sonra eş. Eş ile sırdaşlık gerçeği vardır. Öyle ise, dostlukta posta talib isen, yerini DOST yanında alırsın. Post, RESULÜ’nün Postu’dur. senin benim değil.

12 ‘Dağılana, seyre mi gidelim?’ denilmesin, komşudan asla geçilmesin. Dost düşman diye seçilmesin! Ayağınız gittiği yere değil, gönlünüzün güttüğü yöne gidiniz! O yön, sizi RESULÜ’ne götürür, sedayı aldığınız an, dayanmayı bildiğiniz gün; sizlerle olacak, sizleri MERKEZ’de bulacak. ‘MERKEZ neresidir?’ denilir. MEYDAN, KABE diye bilinir. (z sorar: ‘Seda; Sur mudur, Sur’un üflenmesi midir DEDE’ciğim?) Yumuşak olmayı bilenlerin yeridir, MEYDAN. MAKAM denilirse, YEMEN diye anılır. Alışılmış gelişe, buluşulmuş gidişe, elden ele ulaşılmış, dilden dile söyleşilmiş. MEYDAN’a gelenlerle, sedayı duyanlarla olacağız. EYVALLAH! (s sorar: z’nin sorusunun yanıtı her halde?) EYVALLAH!

13 ‘YA RABBİ!’ diyelim, her günün gecesinde niyaz edelim: ‘Benim ile cümleyi BİR’le, gönlümde AŞKIN ile gürle. SEN ki, yarattığın ilesin. SEN ki, ne olursam olayım affedicisin. Sığındığım GÜCÜ’nde, cümleyi buluştur. Korkuyu verenleri, SEN korkudan uzak tut. Tut ki, sevgini bilebilsinler, benim sevgimde SEN’i görsünler!’

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH