|
6 Ocak 1984
MEVLÂNA’yım ben!
1 Gölde balık
avlayandan, toprağı güzel tavlayandan yolu sordum; ‘YUNUS’um yeri mi?’
dediler, yumuşak gönülden bildiler. Cümlenize selam olsun. Her yıldız
kulunun yoluna gelsin, güzeli SAMANYOLU’nda bilsin.
2 “Yaydık yere üzümü, saydık eren sözünü,
NUR ile versin gözünü.” dedi, YUNUS’um söze geldi:
3 “Her gözde, NUR’unu bilen vardır. Her
sözde, gönlünü veren vardır. ‘Yoğurt yiyeyim…’ dese, sürüyü güden vardır.
Her adımı sayılan, bilgisinde soyulan, devrini tamamladığı günde görevini
bitiren vardır. Göz ile girdik söze, NUR’undan dedik size. Hekim ile
söyleştik. ( Bir can
sorar: ‘Benim söyleşim mi acaba?’) Değil. Görevli hekim, göz
ile. Gönülden uyduğu kadar, yolunu bildiği yerde, devrini tamamladı.
Konuk yerini bilir, gelip görevini alır; gönülden oluştuğu gibi,
sevgide buluştuğu kadar.”
MEVLÂNA’yım!
4 ‘Yerden göğe selam.’ diyelim, her
birimiz HAK lokması yiyelim. MEYDAN bizimdir, ipek fistan giyelim. Öyle ipek
ki; yelden uçmayan, selden geçmeyen, seherde elden kaçmayan… ‘Gel.’ dedik,
kimden kime? ‘Gel.’ dedik, senden sana. Sakın gönül koyma bana, gideceğiz
BİR EMİR’le aynı harmana. Kimi saman olur savrulur, kimi tane gelir
öğütülür, kimi toz olur uçurulur, kimi suya gider kaçırılır… Ömürde,
çeşit haller geçirilir. Gelmeyi bildiğimiz gibi, dönüşe de hazır
olsak; yıldızları saymadan, bilgimizi soymadan oluşur, aynı mekanda
buluşurduk. Ne var ki, YÜCE ALLAH’ımın MURADI, kullarının dengince…
Mekanları yarattı, makamları gözetti, her kulu ile söz etti…
MEVLÂNA’yım!
5 Her yolun, mutlaka dönüşü vardır.
Dönüşten maksat; geri geliş değildir, dönemeç… ‘Ermekte,
güzellik var.’ diyenlerle, her birimiz beraberiz. ‘Nerden alacağım,
kiminle olacağım? Dost kapısını, hangi mekanda kuracağım?’ diyene de
ki; ‘Cümle ile nerde Dost oldu isen, mekanın SAMANYOLU’na bağlanır.’
‘Dostluğun ölçüsü nedir?’ denilir: Kovaladı kaçmadım, kapıyı örttü ise
açmadım; dediğinin bir cümlesine, şüphe ile bakmadım; ‘Odunum az.’
dediğinde, kendi ocağımı da yakmadım; güçlüğünü paylaştım,
HAK ADI’nı söyleştim. Öyle yaklaştım ki; HAK MUHABBETİ
soğukluğu sildi, gönüllere odunu saldı, bize HAK ile HAK kaldı.
MEVLÂNA’yım!
6 MEYDAN cümlenindir, geliniz el ele.
MEYDAN her dileyenindir, olunuz gönül gönüle. Ne denirse densin, talib olun
aynı dile. Sohbet soframızda söyleşir, sohbet dışında
kaynaşırsanız; yolumuz sözde kalır. Bilen bilir. ALLAH’ım cümlenize;
yerden göğe aynı dilli konuştursun, aynı yolda kovuştursun, aynı
amaçta kavuştursun. Dizi oldu darılar, kovan buldu arılar. Aynayı
alacağız, her birinizi bulacağız, gün-gün gönüllere soracağız,
YUNUS misali yaraları saracağız.
7 “Seyre geldik yüzünü, seferde alırsa
sözünü; gönülden alışacak, doğduğu halde kalışacak.” dedi,
SARI ANA sözü aldı:
8 “Ayranı içtik geldik, güzeli seçtik
geldik. ‘Umduğumuzu bildik.’ dedik, her olayı GÜL ile bağladık.”
dedi, SARI ANA selamladı.
9 “Beklediğim kapıda, temel
attığım yapıda; değirmen misali döndüm durdum, ayağa zinciri
sardım.” dedi, DURGUT sözü aldı:
10 “Her kürek sayıldığı gibi, her
tayfa soyunduğu kadar, her liman bilindiği yerde söylenir;
yumağını güçlükle sardığını sanır. Bilse, yazılı olanı okur; elinde
olanı, bildiği ile dokur. Dünyayı, TEK nefeste kaldığım gün belledim.
Bir tasta su ile ekmeği kardığım gün, içine peynir mayası
saldığım gün; ‘Mana, yoldan geleni bilir.’ dedim, gönlümü telledim; koca ömrümü üç güne
bağladım, geçen güne ağladım.” dedi, DURGUT cümlenizi selamladı.
11 (Üç günden, murad
nedir acaba?) Her günü, kendince yaşadı; üç günü, gönlünce bildiği hale
geldi. Kul, dünyaya gelişini; yemek, uyumak, çok çalışmak, her
gördüğüne alışmak olduğunu sanır. Kendini bildiğini
anladığında, ömrünün değerine nokta koyar. O zaman,
yaşadığı her an, ona kısa gelir. (İdrak açılması mı EFENDİM?) EYVALLAH.
DURGUT’un ömründe, YUNUS’un kalbinde, hep O idrakin üç günü
unutulmamıştır.
MEVLÂNA’yım!
12 Sayacağız, seveceğiz,
uyacağız, duyacağız; MEYDAN’da toplandı isek, asla dostluktan ayrı
kalmayacağız. Cümlenize selam olsun.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|