12 Ocak 1984 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kapanmayan kapılarda, yıkılmayan yapılarda, söz aldık, gönüllerde güzeli gördük. Cümlenize selam olsun.

2 “Dayandığımız kapı, uyandığımız yapı, cümlenizin kaydını verendir. Her veren, gerçeği görendir. Doymayı bildi isek, doğduğumuza inandığımızdandır.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Bir günde aldığımı, bin günde veremem. Bir yönde gördüğümü, bir ömürde bulamam. Her olay bir ana sığar, gönül O anda her çirkini soyar. Gölgeyi ağaçtan diye severiz, meyveyi yemeye soyar da hazırlarız. Benden sana gelecek, HAK nasibini verecek.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Yorgun geldim diyenin, DOST YOLU’na gidenin, YARDIMCI’sı YÜCE’dir. Dayanmayı bildi ise, kumda ayağı sürdü ise; izinde olan bilir, dizinde kalan verir.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

5 “İnce ince kar yağsa, yolda kuluna verse; ne kırar ne kırılır, ne yorar ne yorulur.  Verdiğiniz hizmette, her kulu ile bir olur. Doyacağım sözüne, güleceğim ÖZ’üne. Gönüldeki hazzına selam olsun, yoldan gelenden yapısını bilsin.” dedi, PİR SULTAN selamladı.

6 “ ‘Değmedi yolduğuma, doymadı bulduğuma.’ denilmesin, her gönülde gelen ile geçene ölçü vurulmasın. Her ipliği eline alana niyaz edelim, düğümlü sarılmasın.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

7 “Meydanda mısın? Öyle ise meydancıyı bil. Handa mısın? Hancıyı sor. Meyhanede misin? Sakiyi bul. Öyle ol ki, her aldığın damla ile dol.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.  

8 “Doyacağız dedik, doyduk. Uyacağız dedik, uyduk. Her olaya cümle ile güldük, gölge gönülde ise sildik.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi: 

9 “BAĞIŞLAYAN ALLAH’ım, gölgesiz DOST’luk versin. Her bilen, bilmeyeni görsün; yapıya her geleni, ‘O’ndan.’ diye sarsın. Çevreyi doladığı, yolunda güzeli bellediği bilinir. Bilmeyenden, bölünür sorulmasın.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

10 “Damarda düzeni, içinde gezeni; yumuşak yolda olan bilir, yorumda bildiği ile bulur. Karışan elbet olmaz, bilmeyi deneyen şüphede kalmaz, azdan çoktan ayrıya düşmez.” dedi, RABİA sözü aldı:

11 “Naneyi bol kaynatalım, su diye içelim. Komşuya gönülden yardımcı olan, kainatta kendini kaygudan silendir. Her öğütte, RABB’inin EMRİ vardır. Kulu düşündüğünde hür ise de, niyetinin oluşunda bağımlıdır. KORUYAN ALLAH’ımın SEVGİSİ’ndendir. Bilmeyen kulunun yargısı, kuldan sorgusundandır. Kayguya yer yok. Her kulu bilecek, kendinden kendini bulacak. Yol, yolcuya açıktır.” dedi, RABİA selamladı.

12 “Her dizi birbirine eklendik te, her söz ile kulun hali katlandık ta; güzelin ölçüsü görülür, bilgi hal ile serilir.” dedi, KAYGUSUZ DOST KAPISI’na DOST selamı ile geldi:

13 “Aynayı sen alsan cümleye tutsan, çevren ile çehren güllere donanır, sevgide her kulu bildiği ile denenir. Yoğurt, dilenirse ayran olur içilir; dilenirse, yardan yoldan el ele geçilir.” dedi, KAYGUSUZ selamını çevreden çehreye sevgi ile iletti.

14 “Dağlar yol verdi bana, kullar söz dedi bana, DOST’luğu kurdu isek selam olsun sana.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı: 

15 “Çağrıya geldim, DOST yüzü sordum. Dediler: ‘Her yaratılanda mevcuttur. Kapalı her kapı açılırsa, kendinde olan seçilirse; gerçeğin ÖZ’üdür, bilenin sözüdür.’ Bağladık düğümü geçersiz değil, bekledik düğünü yetersiz değil. Umulan kadar biliriz, umduğumuzu doğuştan buluruz. Doğmaktan maksat, gerçeği bulmak. Kendindeki gerçeği elbet.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

16 “Top aldım ele, selam verdim GÜL’e. Günümün yettiği yerde, kanunun bittiği günde, yolum bende beni açar; kanı kan değil, kulu inkardan gerçeğe geçer. İnkarda olana, kaygu etmeyiniz.” dedi, HALLAC’ım sözü aldı:

17 “Serdar, düzende bilinendir; servet, gayret diye bulunandır. İnkarda gerçeği arayan görülür, olaylar aça-aça bulunur; her açılan yaprakta yeni bir gerçek bulunur, bulanın inkarı kaybolur. Bulduğu her gerçekte; kainat gönüle kalbolur, kayıtta görülen budur.” dedi, MANSUR’um selamladı.

18 Birden bine geldi isek, binde güzeli buldu isek; gazelden kaybını sordu isek, dardayız. Ne gazelin kaybı olur, ne güzelin kaydı… Güzeli tarif, her kulunun bildiğincedir; onun için kaydı yoktur.

19 “Mayayı hamura kattım, gece uykuya yattım. ‘Derman ALLAH’ım.’ dedim, somunu her dileyene sattım.” dedi, SOMUNCU selamını cümleye iletti. 

20 “Toprağı alırsan gülersin, ağaca dayanırsan bilirsin, meyvesini yersen doyarsın.” dedi, MERYEM sözü aldı:

21 “Döndüğüm yolda bildiğim ÖZ’ü buldum, gönlümde olan ile kaldım. Her hurmayı yedikte, çekirdeğini toprağa koydum. Dedim ki; ‘Geçenler sayacaklar, meyvesini soyacaklar, çekirdeğini toprağa koyacaklar, düzeni öyle kuracaklar.’ Gölgeyi gördüler, ağacın altına girdiler, çekirdeğini ceplerine koydular, ne geleni ne geçeni duydular.’ dedi, MERYEM gerçeğin KUR’AN’da yazılı olduğunu söyledi, cümlenizi selamladı.

22 “Manayı her dileyen alır, sevgide cümle ile BİR’lenir.” dedi, günün her anında DOST olduğunu MERKEZ’im bildirdi: 

23 “Sağdan sola eğildi isek, yolun gidişinden bilinir. Kayguyu sildi isek, attığınız her adım bölünür. Geçerli olan; bilginizde kalandır, RESULÜ ile bağlanandır. Kumda el ele yürüyeceğiz, kor olsa akan su ile koruyacağız.” dedi, MERKEZ’im selamladı.

24 Her rengi seveceğiz, her güzele güleceğiz, her anıda geleceğiz, selam verip döneceğiz. 

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH