19 Ocak 1984

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gözlerden alacağız, gönülden bileceğiz, suya adım atacağız. Cümlenize selam olsun, sergiye verdiğiniz her konu gün ile Güneşi bilsin, yoğun gelen olaylara adım-adım yürüsün. Açık olur her konu. Komşumuz dedi isek, sevgimizde buldu isek, elbet aldığımız açık gelir.

2 “Suya yol soracağım, elim koyup çamaşır düreceğim, sebepsiz gelmeyen her olayda güzellik göreceğim.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Attan yolu bilirim, ALLAH derim yürürüm; DOST KAPISI ararım, cümlenize sorarım; ‘Gelmek mi güzel, dilenen hale; konuya girmek mi güzel, aranan yola?’ ‘Ararsan bulursun, dilersen alırsın; demde her konuda gönülden kanarsın, gelende AŞK’ı ile yanarsın.’ dediler de, sonsuzu yerden göğe açtılar.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Halk ile BİR’den geldim, HAK SÖZÜ’ne gönülden daldım. Ne uykuda kaldım, ne dalında kurudum.” PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

5 “Keder sözünü sildim, her sürüye sevgimi saldım; beklediğim gerçekte, sanmayın yalnız kaldım.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

6 “Başımı bağladılar, Güneşten yanmasın diye; gönlümü eğlediler, çirkine kanmasın diye. ÖZ’ündeki gerçeği dalındaki çiçeği bilseler, beni sende seni O’nda görseler, MERYEM ile yol üstünde dursalar, ağaçtan alacakları meyveler için sepet örseler; zaman seyrini GÜZEL’de noktalardı, MERYEM her sözünde geçmişi örtülerdi.” dedi, cümlenizi selamladı.

7 “ ‘Aldığın gibi olmazsa?’ denilmesin. Ağaç boy verdi ise, meyvesine talib olunuz. Her çiçeğin rengine yumuşak dersen, yaprağındaki dengeyi düşün. Açacağım konuyu.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi:  

8 “Katı olmayan, kötü değildir. Olumundan aldığın her olay ayna gibidir, senin ile sana güler. Değerinden kaybetmeyen her zerreye, mutluluğun ulaştır; ulaştır ki, birbirine bulaşsın. Çiçeklerden renk aldım, kokusu ile ahengi buldum.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

9 “Boş sepet dolacaksa, beklenen niyaz kalacaksa, gönülde gerçeğe kapı açılacaksa; kimsenin, değiştirmeye gücü yetmez.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:

10 “ Yol düzeni verecek, kahreden gülecek, güzelden güzeli görecek. Dermana, yerden göğe niyazdayız. Dayanmayı bilen ile beraber olduğunu unutmasın.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.

11 “EYYÜB’üm; “ Gelen ile gidenden, sarı mendil sorandan çevreyi dolansınlar, kalede olduklarını bilsinler, kayguyu silsinler.” dedi, yolun selametini müjdeledi, selamladı. 

12 “Alacağın her selamda gayretin arttırır, geçeni örttürür. Dağılan değil, eğilenden olacak.” YESEVİ söze geldi, kalem aldı dize geldi; almayı dileyen ile dönüşte sevinene selamın iletti. “Süt içen ile suyu yere dökenden, sorgumuz olmadı; yumurtayı bol yiyene, YUNUS misali gölge vermedi.” dedi, YESEVİ selamladı.

13 “Komşuya yer verenin, konuk ile gönülden bilenin yanındayız. Kayguyu silecekler, yol ile yolu bağlayıp gülecekler. Açık olan her kapı, açacağı gönüllerle BİR’dedir.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

14 “Söz-söz ile bağlanır, kul hal ile bellenir; olumsuz her olayda, gelecek günün aydınlığı beklenir. Serden alan, gönülden güzeli bulan, ‘Gerçekte ayna olayım.’ diyen her kulu HACI BAYRAM’dan alır. Sedef, olduğu hal ile güzeldir, ağaca işlenirse daha güzeldir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

15 “Seyrine doyamadım, sihrine uyamadım; kaygu aldım, gerçeğe kıyamadım.” dedi, RABİA HATUN sözü aldı:

16 “Gerçeği yoz ile kararsan, güzelliğe kıymış olursun; aynada kainatı bulursan, her zerren ile doymuş olursun. Zor, bilmeyenedir; kâr, silmeyenedir. Dallar, gövde ve kök ile bütündür; ayırırsan, yanılgıda kalırsın.” dedi, RABİA HATUN selamladı.

17 “Yamayı fistana diktim, her konuyu destana döktüm. Dayandım duvara, göründüm davara.” dedi, SARI ANA sözü aldı:

18 “Her davar sürücüsünü tanır, geleni kendinden sanır. Selam, andan anadır; güzellik, bilen için HAK’tan yanadır. Cümlemiz el ele olalım, cümlemiz halk ile BİR’liği bulalım, halk içinde sevgi ile kalalım, seni beni silelim, O’ndan geldiğimizi bilelim.” dedi, SARI ANA cümlenizi HAK ADI’na MEYDAN’a çağırdı. “ Her kulunun gönlü açıldıkta; MEYDAN oluşur, cümleniz orada buluşur. İşte O MEYDAN; gerçeği açıklar, her kayguları siler, olayları GÜZEL ile böler, halk ile BİR’liğe götürür, güzel gelmeyen kanıları bitirir.” dedi, SARI ANA her birinize ANALIK olduğunu söyledi, selamladı.

19 “Nerden geldim konuya, DOST ile uydum kanıya. Sevgide BİR’lik olduk, YAHYA ile dize durduk.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi:

20 “Merdiven her kulu için yüceliştir; yeter ki yanında olanın etin tutasın, gölgeyi geçesin. Bileceğim geleni, bulacağım kalanı. Ne yerde kalacak, ne serde duracak; bildiğini yayacak, bilmeyene soracak, kumda yürüyecek.” dedi, YAHYA EFENDİ her sevenin sevgisini ağaç dalına bağladı, selamladı.

21 “ ‘Su aradım bulamadım, saki oldum sunamadım, kimsenin halini kıramadım.’ dersem; suda olduğumu bilmediğimdendir, yerden göğe saymadığımdandır.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:

22 “Semeri ata koydu isem, yüküm hazırdır; ağaç ile buldu isem, köküm hazırdır; gönül ile buldu isem, suyum da hazırdır. Öyle ise; ‘Suyu bulamadım, buldu isem sunamadım.’ diyemem, ham meyveyi asla yiyemem.” dedi, BEHLÜL’üm bilgisine terazi koymadan dengeledi, selam ile EYVALLAH dedi.

23 “Bağlara selam verelim, ağlarda balık görelim, her yolu birbiri ile örelim.” dedi, SEYYİT ÖMER sözü aldı:

24 “Doğuşa gönül verdik, konuya gemiyi misal gösterdik, her gelenin selamına katıldık.” dedi, selamladı.

25 Eklediğimiz her bilgi; açılan kapıyı gösterir, adım-adım gerçeğe getirir, her birinizde kayguyu bitirir. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. Almayı bilenlere, gerçeğe dönenlere; DOST SELAMI, hayal değil gerçektir. Sevindiğimiz her olaya gönülden kattığımızı bilenler, attıkları her adımda, ‘ALLAH. ALLAH.’ diyenler; SELAM’ın, YÜCE’nin EMRİ’nden olduğunu bilsinler.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH