20 Ocak 1984

(Yedinci KAT ile SAMANYOLU’nun ilişkisi nedir? BAKARA’nın 106’ncı Ayetindeki ‘Nesh’ etmek’ (Hükümsüz bırakmak) sözünü açar mısınız? O ayetten alacağımız ders nedir? 

MEVLÂNA’yım ben!

1 ‘Koşuya gelmedik, yol nerde sormadık.’ diyene; kuşlar yolu bilir de, dileyen güzeli görür de, gelmeyi gitmeyi düşünür de, kimseden kimseye söz gelmez. Cümlenize selam olsun, her kulu RABB’i ile BİR olduğunu bilsin. BİR’likten maksat; O’ndan sana gelişen, sende bende buluşan, cümle ile oluşandır. Deryayı DOST KAPISI diyene de ki: ‘DOST gönlünün kapısındadır. Her yolun verdiği, kendinden kendine kulunun ördüğüdür.’

2 “Yaprak aldım tazeden, güzel bildim gerçekten. Aldan, mordan, sarıdan saydım renkleri, ayrı kaldım karadan.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Her rengi bildiğim halde söylersem, yaprağı elden ele verirsem; gün güzele, heves gazele dönüşür. Eğildiğim toprağa, selam verdim yaprağa. Karıncaya yuva buldum, kelebekten yerini sordum. Dediler ki: ‘Daldan dala.’ Her böcekten yolunu sordum. Dediler ki: ‘Halden hale.’ Yerden aldım, havada uçan kuşu yelden sordum. Ne gezende yerleşir, ne kazanda kaynaşır, her yaratılan birbiri ile oynaşır, gerçeğin adına yolcu ile aldığını paylaşır.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Dayandığımız ağacın her dalı ellerdedir, yaprağı dillerde… Yerini aldı isen, kalacaksın gönüllerde. Deryayı bilen, akan su ile gelendir. ‘Nerden aldık?’ derseniz, RESULÜ ile olandır. Kendini bileceksin, kendinde bulacaksın, kendinden ayrıya düşene kayıtsız hizmet vereceksin. O zaman SAMANYOLU’nda kendin ile kendini bulanlarla oluşacak, sohbetin gerçek kaynağında, geçtiğin YEDİ KAT’tan YUNUS misali söz edeceksin.” dedi, HAMZA DOST selamladı.  

5 (Efendim, YUNUS’un sözünü ettiği ‘YEDİ KAT’, dünya günündeki şiirinde belirttiği midir?) “Nerdeyim derse YUNUS, bilin ki o yerdedir. ‘Nerden verir?’ derseniz, YEMEN’de hizmettedir. Serden alır, seri cevab verir. Ne var ki, gönlünü açanlarla, aklı ile muhabbetini birleyenlerle gönülden gönüle söyleşir. ‘Sesini duyamazsan?’ diyene de ki: ‘Ona ses gerekmez. Ses, nefes ile bağlantılıdır.’ (Buradaki nefes, niyaz mıdır?) Yaprağı açtığın her gün, nefestesin.’ dedi, HAMZA DOST selamladı.

6 ‘Kulluk nerde başlar, nerde noktalanır?’ denilir. Nefes aldığını bildiğin an, kulluk başlar. (RESULÜ’nün nefesi mi?) ‘Değişen her konu, bunalım yarattı.’ denilmesin, ham meyve yenildiği zaman karın ağrır bilinsin. Kulluk, sadece RESULÜ’nün hali değildir. Her kulu, RESULÜ’ne uymalıdır. Kaynayan tencereye elini sokar mısın, ayağına döker misin; öyle ise, kulluktan elini çeker misin? Her yerde, her halde, her anda O’ndan geldiğinizi bilirseniz; gölgeyi siler, Güneş’e selam verirsiniz. Kul olmayı mutluluk saydık, kulluk etmeyi kutluluk diye yorduk. Her birinize sorduk: ‘Kulluğun mutluluğunu, kendinden kendine devrettin mi? Devrettiğin her zerrene, öğrettin mi?’ Öyle ise, okuduğun her AYET’te kendini bulacaksın, RABB’in ile söyleşecek, RESULÜ ile buluşacaksın.

7 “Selam verdim YAZAN’a, nasib dedim kızana. Adım-adım oluştuk, her sohbette buluştuk, erden serden söyleştik. MERYEM dağda bağda değil YUVA’dadır, gönül veren her kulu ile havadadır. Ne kuş ile savaşır, ne balık gelse karışır, aldığı gibi kalır, bulduğu günde gelir.” dedi, MERYEM selamladı. (‘Yazan’ kelimesi küçük harf midir?) “MERYEM, RABB’inden söyleşir. Demde güzeli bilsen, gerçek ile dolarsın.”

8 “Derman diledik, DOST’a geldik, oturduk posta. Selam olsun her alana, selam olsun bir yaprakta kainatı bulana.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

9 “Şaha kalktı bindiğim at, yolda ne alırsan dileyene sat. Dilersen HAKK’a varmak, gönülden razı ol kat-kat. Alacağın bir hırkayı, vereceğin bin akçayı, bil ki senden değildir. Ne yerden aldığın, ne bilginden sildiğin, senden değil YÜCE’dendir. Öyle ise, ‘Elde tutayım.’ diye gayret nicedendir? Senin olmayan, senden gider. Senin olanı ise; bezirgan, döner dolaşır gine sana satar.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 

10 KÂBE’ye adım-adım gideceğiz, her sürüyü seve-seve güdeceğiz, bilmeyeni bilene katacağız, ‘ALLAH.’ diyen her kulunun elinden tutacağız.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verildi: HAZRETİ MERYEM ile HAMZA DOST)

11 Suyun gelişinde, konuyu bilişinde; her kulunun bilgisine ALİ’den söz gelir, MERYEM ile HAMZA DOST aynı sözü aynı dilde verir.