27 Ocak 1984

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kucak açılır, her söze sevgili ile geçilir. Selam olsun, gemiden selam alan, her olaya ‘EYVALLAH.’ desin.

2 “Şarkı türkü söyleyelim, gönülleri ferah eyleyelim, gelen günü peyleyelim.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Ayna alsam elime, sözü versem diline; ne yanıldım diyeceksin, ne ham meyveyi yiyeceksin. Yol tozlu diyemem, toz üstüne su dökemem; çamur olup, ayağa gelir diye. Deryaya gideceğiz, cümleye selam diyeceğiz.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Yolun gidişi güzel, kulun gülüşü güzel; ağaç yaprak dökerse, diyeceksiniz gazel.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

5 “Yolda taşı bulaydık, gönülden katılaydık, alır kenara koyardık. Her adıma selam verdik, her zerrede güzeli gördük. Adıma uyan gibi, gönülden gönüle giden gibi.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

6 “Alanı satanı saydım, nefret diyeni soydum, kirli çamaşırı sepete koydum.” dedi, BEHLÜL söze geldi:

7 “Ak aldım, karayı vurdum, DOST dedim sofrayı kurdum, cümle için helvayı kardım. Gelen giden yesin, ‘RABB’im RAZI olsun.’ desin. Duvarda el izi var, gönülde GÜL sözü var. Geldik gördük, izinde sevgi ile dürdük.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı. 

8 “YUNUS ile girdik söze, ‘ALLAH.’ dedik geldik size. Her bir yüzde güzel vardır, çünkü O’nundur, O’ndandır. Her konuda özel vardır, O’ndandır, O’nadır.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

9 “Yan yana geldi isek, DOST yanına durdu isek, senden benden sordu isek; yol bizimdir, selam bize.” dedi, PİR SULTAN ABDAL yanımızda olanı selamladı. Elbet cümleyi selamlar.

10 “Üç pınar gördüm akar gider, üç ocak gördüm yanar tüter, üç çoban gördüm sürüyü güder; her sürüyü, SAHİB’i öbür sürüye katar.” dedi, YESEVİ selamladı. (‘Üç çoban’, PEYGAMBERLER mi?) EYVALLAH. 

11 “YUVA’ya geldik, söz verdik; sevgi ile olduk, kainata göz attık; bildiğimizi sattık, uymayanı attık.” dedi, YESEVİ yoluna DOST GÜLÜ iletti, selamladı.

12 “Atları bağladıysan, AŞKI’na ağladıysan; bekle yolcu gelecek, her alan aldığına gülecek.” dedi, KAYGUSUZ az ile çokta kendini buldu:

13 “Göl dedim, ayak attım; çöl dedim, gönül kattım; ‘Seversem bulacağım, sevenler ile olacağım.’ dedim, yükümü sattım. Bir-bir gelecek, denilen yerini verecek. DUMRUL; KAYGUSUZ’un yoldaşıdır, haldaşıdır, sırdaşıdır, yerden göğe ER’den sere beraberdir.” dedi, KAYGUSUZ ile DUMRUL selamladı.

14 “Çevreyi oyaladım, duvarı boyaladım, sahanı kalayladım, DOST gelir diye bekledim. Elbet gelecek, MERYEM ile yolda gülecek, kayguya düşene soracak; ‘Hakikat nerde?’ diye. Hakikat; her kulun ÖZ’ündedir. RESULÜ’nün sözündedir. O dedi ise, gerçektir; o gördü ise, cümle içindir.” dedi, MERYEM TOKTAY’ın üç öğüdünü her birinize verdi:

15 “ 1- Yerden aldığın taşı, öğüt.
       2- Sevgi ile aldığın başı, eğit.
       3- Gönülde bulduğun gerçeği sadece kendin bil, kendinde kal.”

dedi, MERYEM TOKTAY’ın selamını cümlenize iletti. “Kayıt ondandır, kul zanda. Bildiğiniz bulduğunuz, her öğünde aradığınız gerçektir.” dedi, MERYEM selamladı.

16 “Ayrıya düşmediysek; ÖZ’ümüz sözümüz BİR’dir, gönüllerimiz gürdür. SAHİBİ’ne havale ettiysek; kaygusuz kalırız, yerden göğe huzura varırız. ‘Gel.’ dediysek bilene, ‘Dur.’ dediysek bölene; yarına uyacak, ÖZ’den gelen sesi duyacak.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: ‘Yokuş geldi çıkamadım, ekşi tuzlu tadamadım.’ diyene.

17 “Dağlar yolu verecek, taşlar düze duracak; her söz sahibini soracak, alan soracak, bilen yoracak; hancı handa kalacak, yolu bildiği yola varacak.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. ‘Pay aldık, pey verdik, dilenen binada saraya girdik.’ diyene… 

18 “Geldiğin, bildiğin günde aldığın her taş kalmış, bilgin cümleye dağılmış. ‘Al.’ desem alır mısın, sevginde bulur musun?” dedi, MERKEZ’im söze geldi:

19 “YUVA’ya gönül verdik, senin ile  DOST’luğu kurduk. Selam olsun, gerçek senin ile sende kalsın.” dedi, MERKEZ’im selamladı.

20 “ ‘Altın gümüş sendedir, gönül yolu bendedir.’ diyene, de ki; ‘Altın gümüş de O’nundur; gönülde suya adım attıysan, cümle alem benimdir.’ ” dedi, RABİA sözü aldı:

21 “Ben bana sorsam, O’nu ararım; ben seni sorsam, O’nu sararım; cümleniz ile sofra kurarım. El ele oluruz, gönülden gönüle buluruz, HAK ADI’na DOST ile kalırız.” dedi, RABİA cümlenize sevgisini iletti.

MEVLÂNA’yım!

22 Yanılma yok. DOST geldik, her birinizi DOST bulduk, gönüllerinize postu serdik. Selam olsun, gündüz gece her birinize ALLAH ADI tesbih olsun, üç öğünde anılsın. ‘Elbet anarız.’ denilir; tesbih edilir ise, dilde bal misali tadı kalır.

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH