|
2 Şubat 1984
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kuşak dar gelmez, yollar zor vermez, kullar gönülden
kalmaz. Cümlenize selam olsun, her sonda gönül HAK’ta kalsın.
2 “Sepet aldım elime, kemer vurdum belime, dursun dedim
geline. Darlığa oy vermeyiz, güzelden soy sormayız; YUVA açık, asla kapıyı
kırmayız.” dedi, YUNUS’um sözü aldı; aldı da, yolunuzu cümleye verdi.
3 “Doymayı denediysen, değirmene yol alırsın.
Kayguları sildi isen, akan suya katılırsın. Her düzen, seven ile güzeldir.”
dedi, YUNUS’um sözden söze, gönülden gönüle size katıldı, selamladı.
4 “Üşüdüm yorgan aldım,
sıcakta göle daldım. Gayrete gönül verdim, YAZI’da güzeli öyle gördüm.” dedi,
BEHLÜL’üm söze geldi:
5 “Barış olsun dedim de, yarışa öyle durdum.
Aşı pişsin dedim de, yiyene sordum. Doymayı dilden, uymayı halden
biliriz, her yolda dileyen ile geliriz.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı. “DOST
yolcuyu bilir, yolcu bilene gelir; ayıkladığınız pirinçte, yerden selam
görür. Ermeyi her kulu diler, ermek için zerrelerini böler, her zerresinde olan
bilgi ile kainatı tarar. Ne var ki, her bilgiyi nefsi ile anda örter.” dedi,
BEHLÜL’üm cümlenizi selamladı.
6 “Soyluyu bileceğim, bilgisi ile
bulacağım.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:
7 “Bir çift küpeye, bir alim gelmez; bir çift öğüdü,
bir zalim almaz; bir tek sevgiden, cümle kulları kalmaz. DOST olacağız,
DOST kalacağız; sadece ALLAH’ımın verdiği nasib ile yetineceğiz.
Dağlar yeşillendi ise, ağaçlar çiçeklendi ise; her zerrenize
güzellik dolacak, benden sana sevgi ile adın kalacak.” dedi, KAYGUSUZ
selamladı.
8 “Bir-bir saydım bostanı, bir bir
yazdım destanı, yamadım geldim fistanı.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
9 “Deryaya bakacağız, kandili yakacağız;
kuşak dar geldi ise, el verip açacağız. Dar geçit bize vermez,
bilmeyen dize gelmez; her gönül hazinedir, asla kem söze gelmez.” dedi,
PİR SULTAN ABDAL selamladı.
10 “Ver elini gidelim, aldığınız sürüyü
güdelim, bilmeyeni de katalım.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:
11 “ ‘Bulutlar rahmet olur, çamur var ise zahmet
verir.’ diyene de ki; ‘Toprak besleyendir, bakarsan süsleyendir.’ Sevginde
buluştuğun, her DOST ile oluştuğun; senin ile sana verir.”
MEVLÂNA’yım!
12 “Kapalı kapıyı açtık, dilenen eşikten
geçtik, selam dedik. Bulacağız, dilenen payı alacağız. Dereler su
dolacak, nehirlere katılacak.” dedi, HAMZA DOST selamladı.
13 “Gerçeğe bakalım mı, karanlık diyene
kandili yakalım mı?” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:
14 “ER olduk sır sorduk, dediler ki; ‘Yerden göğe,
seherden sefere.’ Önce kayguyu sildik, sonra hayır dedik güldük;
alacağınız her niyazda, cümlemiz birbirimizi bulduk.” dedi, HACI BAYRAM
selamladı.
15 “Ne gelen, ne de giden, yolu taşlı demedi; yorgun olsa,
çamur görse, kimseden kimseye söz etmedi. MERYEM İLE RABİA, ağaç
var ise, Güneşten şikayeti kalmadı. ‘Her olayın güzelliği,
ölçüsünü bulmadadır; kulluğun, varlığını bilmededir; beden, giden ile
bağımlıdır, bilmekten zorunludur. Bilmezse bildirilir, uymazsa
öğretilir.” dedi, MERYEM selamladı, RABİA’dan sözü tamamlasın
bekledi: “ 'YAR!' dedik aldık sözü, kainattan ayırmadık gözü. Bilsin ki kulu,
yerden göğe BİR’dir YAZAN.” dedi, RABİA selamladı.
16 “Bir üzüm yedim, PİR sözü ettim, her söze sevgimi
kattım. Ayak toprakta, elim yaprakta… Gönülden geldim, yeminde olana sordum.”
dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:
17 “Yeminden uzak kalınız, yolcuyu yolda
biliniz, her soruda HAKK’ın SIRRI’nı bulunuz. Çünkü O, yarattığı ile
beraberdir. Komşuyu bildiğin kadar, nefesi aldığın kadar; sen
senin ile, sen O’nun ile… Sen cümle ile olduğun zaman, kendini cümlede
bulduğun andır. Toz olsa yollar, biz bilemeyiz; söz alsa kullar, biz
duyamayız; hal ile olmasalar, biz uyan(-m?)ayız. Geldi isek, duydu isek, buldu
isek; beraberce uyduğumuzdandır.” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.
18 “Saz ektim, söz diktim, sevgi biçtim, saygı
ölçtüm. Yeren ile çizgi çektim, yaren ile övgü aldım, alan ile vereni
BİR’de buldum. Gel oturalım, somun ile tuza aşımız diyelim, batıralım
yiyelim.” dedi, SOMUNCU söze geldi:
19 “Somun sayılı değil, her dileyen alır,
almasa da bulur; yumuşak yolu, halde ise görür. Eğilen ile olduk,
eğitene selam verdik, YEMEN’den gelen selama el ele katıldık. Çevremiz
dolayıdır, konumuz gönül olayıdır. Katkımız sevgidir, etkimiz Evrensel. Yapımız
doğuştan, yolumuz gerçeğe. Asla ayrıda olmayacağız; sevgi
ile dolacak, Dostluktan kalmayacağız.” dedi, SOMUNCU selamladı.
20 Bir öğüt RESULÜ’nden: “Aşamam demeyiniz,
aşmaya niyet kurunuz.”
21 Bir öğüt TOKTAY’dan: “RESULÜ her birinizi NUR’landıracak,
şüpheyi siliniz.”
22 ALİ’den bir öğüt: “Niyet kurunuz, şüpheyi
siliniz, el ele geliniz.”
23 Yollar bizedir, yollar sizedir, yollar cümlemizedir,
yollar cümlemiz ile HAKK’adır, yollar kulları içindir. RABB’im, yerden
göğü kulları için yarattı, kulların sevgisi ile gözetti. O’na
döneceğiz.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|