3 Şubat 1984

(KUR’AN’ın 19 rakamı ile şifrelenmesi hakkında bilgi lütfeder misiniz?)

MEVLÂNA’yım ben!

1 HAK ile HAKK’ı gördük, HAK ile cümlenizi sardık. Gönüllerde sevgiyi kardık. Selam olsun, kendinden kendine her kulu gerçeği sorsun; desin ki, ben geldi isem merdane olmaya geldim; yerden göğe gerçeği bulmaya geldim. Sevgimde cümleyi sardı isem, gelişime sevinmeliyim.

2 “ ‘Kuşağı dar sarmadık, gelişin sırrını bilmedik’ diyene sözümüz: Gerçeğin kendisidir ÖZ’ümüz. Benden selam gelirse, ‘ALLAH’ diyen bilirse; yerden aldığını görür, aldığı ile kendini bulur.” dedi, YUNUS’um söze geldi: 

3 “Attığın adımı sayarsan, yerdeki kilimi kenara koyarsan, taştan topraktan alacağın, her böcekte bulacağın seyirdir. Alınanı bilmem diyen, sağırdır.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Bekçiye sordum ‘Beklediğin nedir?’, çarkçıya sordum ‘Gördüğün kimdir?’. ‘Emirden aldık, görevden bildik’ dediler, kulun verdiği bir lokma da SAHİBİ’nden gördüler… DOST, sofralar kurdu da, cümleyi birbiri ile ördü de, yaprağı ele aldı, dalları ayrı-ayrı saydı da adını sordunuz mu? Yol, AŞK ile kolaydır; yol, DOST ile kolaydır; yol, yükünü bırakırsan kolaydır.” dedi, BEHLÜL’üm söze geldi:

5 “Bakmadığım su kalmadı, yakmadığım ocak olmadı, bilen, bilmeyeni bulmadı. ‘Öyle ise güzeli nasıl tarif edelim?’ dedik. Dediler ki; tarife YUNUS’u gösterdiler. ‘Her kulunda YUNUS’u gör.’ dediler. Yoğun bilgim olmadı, gözüm malda kalmadı, kayba asla kaygu duymadı, kendinde oyun bulduğu her zerreyi birbiri ile kırmadı.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

6 “Serde olan sorular, gerçekte DOST KAPISI’nı korurlar. Doyalım diyeceğiz, her öğütte adım-adım gideceğiz.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

7 “Ekinler boy-boy olsa, buğdaylar değirmene gelse; kenarda yol var ise taşıyacağız, eşikte her bekleyen ile yetineceğiz. Komşu, seni beni bilir; komşu, komşudan bilinir; koşuya, nefesi olan katılır.” dedi, PİR SULTAN ABDAL, cümleniz ile DOST KAPISI’nı selamladı.

8 ‘DOST KAPISI neresidir?’ denilir. Gönüller birlendikte, nefisler körlendikte buluştuğunuz yapıdır; tek-tek girdiğiniz kapıdır. Konuk, her kulunu sevindirir. Konuk, yolunda geleni de sevindirir. YUNUS, her nefeste cümleye niyazdadır.

9 “ ‘YA ALLAH.’ dedik, girdik söze. Dilenen sözü verdik size. Kapalı hiçbir konu verilmemiştir, kainatta yeri olmayan, derilmemiştir. Öyle ise gizli olanı değil, açık geleni arayalım. RESULÜ’nün sözünü tarayalım. İlmi, nerde ararsan, orda bulacaksın. (RESULÜ’nün sözünde mi?) Gökte arayan buldu, yerde arayan buldu, deryada arayan buldu. Ne var ki, asla nokta konulmadı; kainatın her zerresine varılmadı. Kimden kime nasip verildi ise, orada gerçek açıldı. Her günde açılacak; gölgeden öylece geçilecek.” dedi, HAMZA DOST cümleniz ile selamlaştı.

MEVLÂNA’yım!

10 Bir-bir okuduk, her rakamı dokuduk. Her harf ile noktadan noktaya geçtik; bilineni öylece seçtik. Dayandığımız VARLIK’ta, her rakamın ayrı yeri vardır. Demde ‘bilgimiz dardır’ diyenin, kendi gerçeğine dönmesi gerekir. Çünkü her kulun ÖZ’ünde, yaratılmışlığın gerçeği mevcuttur. Öyle ise, bilgisi de vardır.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH