|
9 Şubat 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 Güllerden koku aldık, gelen gideni deryaya saldık.
Cümlenize selam olsun, gönüllerde Adı kalsın. 2 “Yollar açıktır bize. Söz ile alacağız, ÖZ ile
bileceğiz, her güzeli göreceğiz.” dedi, YUNUS’um söze geldi: 3 “Açık bulduk kapıyı, söz ile geldik size, serde olan
bilgiyle katıldık yönünüze. Dün geçendir, gün seçen; yarın getirecek, kayguyu
bitirecek.” dedi, YUNUS’um selamladı. 4 “At üstüne eğer vurdum, ayak attım sefer sordum.
‘Yolunuz açık.’ dediler, SARI SALTUK ile sohbete geldiler. Karıncaya iz veren,
her bir kuşa söz veren, gidiş gelişe hayırdan soran; elbet
güzeli bulacak, aldığı verdiği ile ÖZ’ünde kalacak.” dedi, SARI
SALTUK adın bilen ile dostluğunu kuranlara selamın iletti. 5 “Güneş güzeldir yakmazsa, ağaç güzeldir
yaprağını dökmezse, güller güzeldir dikeni batmazsa, güzel güzeldir hatası
aranmazsa.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi: 6 “Benden öte demedik, yoldan kaygu almadık;
karar vereni bildik, bilginizi gönlünüzce serdik. Duman bize gelmez, gelse bile
vermez. Her yolun yolcusu, yoluna ayak uydurur. Kimini buzdan kaydırır, kimini
kumda gezdirir; ‘Güzele uydum.’ diyen, her birinin değerini ayrı bilir.”
dedi, HAMZA DOST selamladı. 7 “Deryayı söz ettim, durmadım yolunu düz ettim. Bilene
ayran sattım, bilmeyene kumu attım.” dedi, PİR SULTAN ABDAL her gözde her
sözde cümleyi andı. “Ocak yanı sıcaktır, DOST diyene post kucaktır; olmayacak
düzende, olumsuzluk kaçaktır. ‘Dalacağız kor gelse, dolacağız GÜL
bilse…’ diyene de ki: ‘GÜL bilir, sevene bildirir; kuyuya göz atan, akan suyu
gösterir.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 8 “Saydım pirinci tane-tane, olmaz dediler; saydım bilinci
gidene dek, kalmaz dediler. Saydığım pirinci yediler, soyduğum biline
güzel dediler.” dedi, KAYGUSUZ selam ile söze geldi: 9 “Parlayan her yıldız günün neşesini verir, çünkü,
kayguyu silen yıldızın parlaklığını görür. Yer-yer yolda buluştuk,
YAR diye-diye oluştuk, soruya gelen ile konuştuk. Dedik ki:
Giydiğiniz hırkaya yamayı vuran bilir, yediğiniz lokmaya sofrayı
kuran gelir. Az olsun, çok versin, her günün gecesinde niyazınız semaya
dönsün.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 10 Her nefeste alan gelen, giden veren vardır.
İletenden oluruz, selam diye geliriz. YUNUS’a söz bağlayan, gelse
diye bekleyenden ALLAH’ım RAZI olsun, saymayı bilen ile kalsın. Çeşmeyi su
alalım diye açtık, her zerrede yaprak-yaprak geçerli olanı seçtik. ‘Geçersiz
olan var mıdır?’ denilir. Bilen, sayfayı tek-tek okur, her satırı bile-bile
dokur. Bilmeyen; okur geçer, dokur kaçar. Ganimet buldum diyen, gününde kayguya
yenilendir. Dumanı sildik, HACI BAYRAM ile söze geldik: 11 “Denenmiş her olayın yorumunda kandil yakarız,
yolunu bulmuş kuluna öylece bakarız. Demde güzel bulana, her olaya O’ndan
diye gülene söz versek; yerden göğe barışır, her kulu birbiri ile
yarışırdı. Güzellik, gayrete bilgisi ile katılmada.” dedi, HACI BAYRAM
selamladı. 12 “Akan suyu durduramam, yerden taşı kaldıramam;
olumsuzu gölgede bulsam, ağacını kestiremem.” dedi, BEHLÜL’üm söze geldi: 13 “Taze üzüm daldadır, konuk gelse haldedir,
DOST KAPISI buldu ise dilediği koldadır.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı. 14 “Suyun aktığı yerde buluşalım,
yoluna düzen vermeye çalışalım.’ diyene; suyun verdiğini bilendeniz
de, vereni sorarız; suyun getirdiğini görendeniz de, bitirdiğini
ararız. Her yolun getirdiği BİR’edir, her PİR’in verdiği
kordadır; bilen kolayda, bilmeyen zordadır. Çevremiz sana bana, aydın olan her
güne…” dedi, BEHLÜL ile MERYEM bir sözde kaldı. 15 “Durak pey-pey ise, varak pay paydır. Yumağı
bile-bile örelim, düğüm geldi ise sabır ile çözelim, her güzelin altını
çizelim.” dedi, BEHLÜL ile MERYEM cümlenizi selamladı. 16 “Meyhane içmeyi bilenleredir, mey HAY diyenleredir, nay
nefesine güvenenlere…” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı: 17 “Parça-parça okuduk, bütün dedik dokuduk; GÜL’ü gördük,
bülbül olduk şakıdık; DOST olduk, DOST ile GÜZEL’e döndük.” dedi, HACI
BEKTAŞ selamladı. 18 “Oyayı işledin mi, elmayı dişledin mi,
ağacı taşladın mı, kayguya başladın mı; kötüye yönelmiş
olursun.” dedi, SARI ANA söze geldi: 19 “Her dala iz verdik, her kulda ÖZ’ü gördük;
bilen güzeli sardık, soruya gelene ‘Ne güzel.’ dedik güldük. Yolum
eylediğinden, güzeli peylediğinden şüphemiz yoktur, güzel ile
eyleşen çoktur, bildiğin HAK’tır. Zerremiz ile oluşuruz, orda
burda buluşuruz. ‘Uzak oldum gelemem, sözü günde bulamam.’ denilmesin.
Anda orda, anda buradayız.” dedi, SARI ANA selamladı. 20 Seyranda dumanını silene. Duman yerde gökte
değil gönülde olmasın, seven sevmeyen kalmasın. 21 “Sayacağım güzelden güzeli, yol verir
diye. Sorduğum her gazeli, gerçeği verir diye…” dedi,
RABİA HATUN sözü aldı: 22
“BİLGE olan BİR’de, bayram diyen
gürdedir. Oymak düzeni verir, dağlarda gezen ile ovada yol arayanı
bulur,
elden ele getirir, sorguyu öylece bitirir.” dedi, RABİA HATUN
selamladı. “Sevmeyi yarışsız bilene, çevresinde kayguyu silene.” dedi,
RABİA
cümlenize DOST selamı iletti. 23 “Suya adım attım da, ele aldım tattım da, kuma bile-bile
kattım da; VEYSEL diye anıldım, sayfa-sayfa gönüllere konuldum. Derya bizlerle
bize, derya sizlerle söze, ADI’na cümlemiz geliriz dize. Selam olsun, YUNUS ile
VEYSEL bilginde yuva kursun. Döne-döne geldik söze, ‘ALLAH!’ dedik durduk dize.
Bakın, görün, duyun O’nu; sadece sofranızda HAK’tır konu. Bilse bilmese her
yaratılan sonu görecektir bilecektir sevgi ile dönecektir. YUNUS yolu bağladı,
AŞK’ı ile ağladı, çiçek-çiçek derledi, açılmayan kapıları zorladı;
‘Bilesin. Bilesin. Bilesin.’ dedi, cümleniz için gürledi. ALLAH ADI gönlünüze,
ALLAH ADI cümlenize tespihtir. Bilmeyene dahi teşbihtir.” ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|