19 Şubat 1984 

YEMEN’DEN BİLDİRİLMİŞTİR!

1 Eken biçer, bilen seçer;
   uyan, kademe-kademe geçer.
   Zerre ile oluşan, bilgi ile çalışan;
   bölünene değil, renklerde katılana ulaşır.

2 (Toprağa giren ceset dağılıyor. Dağıldıktan sonra mı bütünleşiyor?)

   Toprağı tek-tek elesen, yaprağı sarıp belesen;
   her bir tanesinde, bin BİLGE’nin bilgisini bulursun.
   Toprak, gömdüğün bedeni besler.

3 (Yani, o toprağı değil, toprak onu besliyor?)

   Güneş, renkleri ile süsler ve kendine çeker. 

4 (Neyi çeker kendine?)

   Bedenin zerrelerini.
   Hayırla anıldıkça, zerreler buhar misali yükselirler.

5 (Hayırla anmazsak ne olur?)

   Yoğunlaşır kalırlar.
   İnsanın, çiçeğin, yaprağın, böceğin, eşyanın helalleşmesi gereklidir.

6 (Helalleşmek nasip olmazsa, arkasından ‘Helal ettik!’ dersek, geçer mi?)

   Geçer!
   Her zaman, cümle ölmüşlere, yerde kalmışlara dua ediniz!
   Güneşe ulaşmayı dileyen, yağmura bulaşmayı da dener.

7 (RUH, gittiği konutta, zerrelerin kendisine gelmesini bekliyor. Zerreler kendisine geldikte, o konuttaki şartlara göre, RUH’a yeni bir yer veriliyor.)

8 Beden, dünya ve güneş sisteminin malı.
   Güneş sisteminin malı olan beden, ancak RUH tarafından sürülürken    RUH için gereklidir. Göbek kesildik te, RUH’un, güneş sisteminin malı ile alış verişi, yani alakası kesilir.