|
6 Mart 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hazır olan her kulu, bulur dilenen yolu. Cümlenize selam
olsun, yağan yağmura kaydını versin. 2 “Yaprağı ağaçta görsün.” dedi, YUNUS’um sözü
aldı: 3 “Ormanda dolandım odun bulmaya, gönülden gönüle güzeli
görmeye… Odunlar dizi oldu, dalları söze geldi, cümlesi dize durdu. Gölgeyi
vereceğiz, Güneşten alacağız; her dalda öten kuşu,
‘Kimden?’ diye soracağız.” dedi, YUNUS’um selamladı. 4 “Dar yerde duramam, yeni taya vuramam; güller gönülde
açtı, bilinmeyeni arayamam.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 5 “Doru tay düzenden, kara tay sezenden, ‘YAR! YAR!’ diye
gezenden gününü sorar, gelip geçen ile kandile bakar. Yak kandili gelen bilir,
yana-yana günü bitirir; dumandan geçer, yapıya uyan ile dostluğu seçer.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 6 Saydığım her satır, koymayı
dilediğim taşı senden alır dileyene verir. Güçlük yola gidene
değil, yolda güdenedir. Sesin olduğu yerde, heves güçlüdür. Dumanı
silelim, geldiğimiz güne gülelim, gerçek aynadır bilelim. ‘DOST KAPISI’nda,
dostum yok.’ diyene. Her derdin şifası, elbet ALLAH’ımdandır. Günün
olayında, suyun önemini bilelim. Bol su ile, bol nefes… Geçici olana, ALLAH’ımdan
niyaz diledik. Suya… Altın misali… Bir damla tentürdiyot her gün alsın,
geçerlidir. 7 “Dağlar yolunu bize sorar, kuşlar
yönünü bizimle seçer, kullar köprüden İZİN’le geçer, ALLAH’ıma
AŞK ile göçer.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi: 8 “Her salkım üzümden aldığım tadı, her kulun sözünden
bulduğum hazzı; her yaratılanın ÖZ’ünden bildiğini gönlüne
danışırsın; yaprak ile çiçek ile, onun dilinden konuşursun. Yollardan
geçtiğiniz, en güzeli seçtiğiniz bilinir, güzelden güzele yürünür.”
dedi, HAMZA DOST selamladı. 9 “Bak çevrene duya-duya, dön gönlüne gör güzeli doya-doya.
Akan sudan gelen sesi, deryada bulur nefesi.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı: 10 “ ‘YUNUS ile yol aldım, yolda KAYGUSUZ ile buldum.’
diyene… ‘Gayreti, yeterli değil.’ diyene de ki; ‘Aldığın ile hayrete
düştüğün, geçerlidir.’ Güneşin oluşturduğu, gölgenin
buluşturduğu yerdeyiz. Sofrayı kurduk, konuyu kardık, olumsuzu
sorduk; dediler ki, ‘Kainatta her olayın çözeni BİR’dir. Yaprak-yaprak
okusun, her zerresini okuduğu ile dokusun. Gelen geçici olacak, önce irin
dolacak, sonra dolan irin salacak.’ Demde oluşan, yoğun kayguda
buluşan…” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 11 “Dağlara selam verdim, duydu da güldü;
dallara selam verdim, sevdi de gördü. Yapraklar doldu, yollar da uydu, eylemde
günün konusu kaldı; ‘Senden mi? Benden mi?’ diye RABİA sordu… Bir senden,
bir benden aldılar; güzel dediler, gerçek sohbetinde sessiz kaldılar.
Olduğun gün güzeldir, gelen gün gibi… Verdiğin kadar alacaksın, her
topraktan günde gerçeği bulacaksın. Düne güne uyduk, gelen ile
dolacağız.” dedi, RABİA selamladı. 12 “İki ipi bir düzene koyarsan,
doğruyu bulursun; iki ipi ayrı-ayrı koyarsan, iki yönde kalırsın; ne
birinde, ne öbüründe gerçeği göremezsin. Madde ile mana. Yoldan gelene.
‘Almayı diledim alamadım, gönülde gerçeği bulamadım.’ denilmesin.
Dilersen, gerçek açıktır. Kayalardan atlamadan, düze varamazsın.” dedi,
EYYÜB’üm söze GÜL ile selamını aldığını söyledi. “ Keten tohumu kaynat.
Sıcak olmasın, soğuk olmasın; bez arasına konsun, beline sarılsın.” dedi,
EYYÜB’üm selamladı. 13 “Bir-bir anlattık sözü, gerçekte bulduk ÖZ’ü,
kainatta gezdirdik gözü. Her gördüğümüz güzel, her uyduğumuz güzel;
sonsuza geldi isek, soysuzu sildi isek, bulduğum gerçek güzel.” dedi,
BEHLÜL’üm söze geldi. 14 “Ok attık, hedef tuttuk, her hedefi düzene kattık; gelen
geçene sedef dedik, eldeki güzeli sattık. Alandan olasın, olayda kendini
bulasın. ‘Dert, dert.’ diye ezilenler, olur olmaz üzülenler; saydıkları sayfayı
açsalar, dünyada güzeli seçseler; ‘ALLAH! ALLAH!’ derlerdi, bal ile keten
tohumu yerlerdi. Dağılan geçer. Katılandan gönlün ile doyasın,
gerçeğe doyasın, düğümlü denilen yumağı çözesin.” dedi,
BEHLÜL’üm selamladı. 15 “MERYEM, DOST KAPISI’ndadır; güler geçer, aynaya bakar
seçer; senden alır, benden bulur, cümlede kalır. Değişenden
gelişeni bulursun, yoğurt yer ayran ile olursun; her gönülde,
verdiğin ile kalırsın. ‘Geçmez.’ dediğin dünya düzeni, bildik ki
BİR’dir YAZAN’ı. Bindiğin arabaya dileyen gelsin, bilmezse
olduğu yerde kalsın. Saymayı deneyen her kulu, çağırsan
çağırmasan gelir; oyundan değil, gönlünden bulur. Geç yazanı, kaç
bozanı; DOST dersek, dostluktayız.” dedi, MERYEM selamladı. 16 “ ‘Denizden haber sorsan, bilinmezi…’ diyene de ki; ‘Bilen
verir, uyduğu kadar alır; hem bulur, hem kalır.’ Sandık, içine
koyduğun ile doludur. Yoğun yapıya, çok kapı gereklidir. Bir kapıda
kal dersem, uyandan olasın.” dedi, HACI BAYRAM kement attığın olaya, “
Dara koyma.” diye söz aldı: 17 “Yerden gökten sevinirsin, uyarsan;
sevilirsin, duyarsan.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 18 Öykü değil gerçeği veririz, kaygu
değil huzura geliriz. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|