9 Mart 1984

(BAKARA Suresinin 284’ncü Ayetinde geçen ‘SANDIK’ sözünü açmanıza İZİN varsa, lütfeder misiniz? ONBİRLER’in İkinci görevlisini verir misiniz?)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kanat takıp uçaydım, akan sudan geçeydim, güzel çirkin seçeydim; yolum mu olurdu, kuyuda mı kalırdım? Gelen geçen söyleşir, uçan kuşlar eyleşir, DOST diyenler bekleşir.

2 “Ne kanat takıp uçtum, ne ‘Olumsuz.’ diye kayguya düştüm.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Dolandım durdum çayda, bakayım dedim kayda. Oyacağım ağacı, duyacağım gelen sesi. Suyun akışı gibi gelecek, seven DOST’a gülecek.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Kendinden kendine aldığın konu, yol alırsan bulacaksın sonu. Elbet kainatın sonu değil, kendinde oluşan son, bilginde buluşan son…” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

5 “Ne geçerim düzenden, ne kaçarım YAZAN’dan; bardak dolu ise, ayrı dururum kızandan. Bellediğim söz benim, beklediğim haz benim, sakladığım koz benim, sevgim cümle alemin. Kör olsam kara gelsem, karda bilenin izini bulsam; kimi sorarım, kimi yar diye sararım? YUNUS’un sözü ile soruyu bağlarım. Alan veren; sandık ile kurduğunu görecek, kardığını verecek, sardığı ile kalacak. ‘Er olsam, sandıkta kalanı bilsem, her zerrem ile göçümde buluşabilsem.’ diye niyaz ederdim. Ne bedenin zerresi yok olur, ne yerini alanın sorgusu kalır.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

6 (Bedenin zerresi değişime uğramıyor mu?) Akıl yok oluyor ise, beden de yok olur. Var edilen hiçbir yaratılan yok olamaz, YARATAN’ımın BİLGİSİ kulunda kaybolamaz. Az verse, çok verse, O’ndan gelen gerçeğin emanetçisi olduğunu bil. Akıl ile, beden ile, ruhunun emrindesin. O ruh ki, kayıtsız şartsız uyumdadır. Nefsin isyan etse de, düzeni birbirine katsa da; gün gelir, BİR’de olan ile BİR’liği bulur.

7 “Muhabbet, soydan bize; sevgi, DOST ile girdi hanemize; AŞK, kainat ile doğdu gönlümüze. ‘Ben, BİR’deyim.’ dedim de; çamura yöneldiler, başıma dikildiler, ‘Olmaz.’ deyip döküldüler.” dedi, HALLAC’ım söze geldi:

8 “Biz bizimle BİR’lendik, biz bizimle kirlendik; HAK HUZURU’na durduk, ADI ile NUR’landık. ‘Bekledik te geleni, sakladık ta bileni; yol almaz, CAN bulmaz.’ dediler, her handa her yolcuya sordular. Kimi İSA’da dedi, kimi MUSA’da dedi; dayandığım GÜZEL’e, cümle geldi selam verdi. ALLAH’ım, cümleden RAZI olsun.” dedi, HALLAC’ım selamladı.

9 “Kar yağdı dağlara, kurt indi ovalara; dört yanımı sardılar, bana kini sordular: Yol alırsam giderim, ben sürümü güderim; ‘Eksik olmasın.’ derim, nasibe göz ederim. Gidin benden uzağa, düşürmeyin tuzağa, talib oldum nasibimdeki azığa.” dedi, KAYGUSUZ söyleşe-söyleşe yerini aldı. “Dağlar taşlar şahit olsun, ‘ALLAH.’ diyen her kulu selameti bulsun, her adımda DOST çağırsın.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.

10 “ ‘Olumsuz.’ dediğin olaya, kendi adına nokta koyma, bildiğin gerçekten gayrıya kayma. ALLAH’ımın EMRİ’dir olacak; ne var, yoldan gelene soracak.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

11 “MERYEM ile söyleştik, katı gelene gülüştük. Açan güller adını verir, adında gerçeği görür.” dedi, PİR SULTAN ile MERYEM selamladı.

12 “Çiçekleri bağladık, meyvesini bekledik, çekirdeği sakladık. Toprağa ekeceğiz, suyunu dökeceğiz; verdiğimiz görevde, sahifeyi açacağız.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı:

13 “ ‘Çevremde sevenlerle, gerçeği övenlerle mutluyum.’ dedim, her günümde dileyenden şifa sordum; bağladığım dizden, eklediğim bezden sakınmadım. Her yazımın dosyası, bilenin dolabındadır.” dedi, MERKEZ’im selamladı. (Efendim, öyle ise bu sandık, maddi değil manevidir?) EYVALLAH.

14 “Duyana diyeceğim, uyan ile güleceğim, altın verdim dolacağım; her nefeste her anıma, ‘Selam.’ diyeceğim. YAR GÜZEL’e derim de, YUNUS ile ararım; ‘Gayret yolda.’ derim de, MEVLANA ile sararım.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: 

15 “Bakla ekti isem, nohut biçemem; ‘ALLAH.’ dedi isem, yarattığından geçemem; hizmet verse vermese, kulunu ayrı seçemem; gölgede kalsa bile, ‘Yolum ayrı.’ diyemem. ‘DOST oldu isek, postuna geldi isek, adım-adım yaklaşalım; görevin devrini sorana, devamını verelim.’ dedik, HAZRETİ ALİ’ye sorduk: “Üç öğün anıldığına, bir an yanıldığına, uçan kuşlar şahit olsun. DOST diye gelen, adını RESULÜ’nden alana.” Mehmet. (Kim Mehmet DEDE’ciğim?) Er diye anılan. (Gine anlaşılmadı DEDE’ciğim, yardım eder misiniz?) Kumda ayak izi var, kulda gönül sözü var. (Manisa yolundaki Kul Mehmet mi?) Anda YUVA’da. Mehmet, aydın demektir; Mehmet, yolun ışığı demektir. Demde akılda kalan ile, adını cümleye veren. Yolumuz açıktır gelene, HAZRETİ ALİ’den verene…” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

16 (‘Kim olduğu bilinmiyor.’ diye sohbet edilir.) ‘Dost!’ deyiniz. Dağlardan değil yollardan gelir, ‘Necdet’ diye anılır. Kayıt YÜCE’nin EMRİ’ndendir. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. MERYEM. (Bir hasta için şifa sorulur.) Kaydına LOKMAN bakar.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH