|
10 Mart 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 Koşudan geldik yola, güzelden dedik hale. Gel
gidelim sürüyü güdelim, yeni doğan kuzuları birbirine katalım. Selam
olsun, yoğun gelen her sohbette kulu kendini bulsun. 2 “Duvarı öreceğim, kapısını göreceğim; koz aldım
toz verdim, taşı yere süreceğim.” dedi, YUNUS’um söze geldi: 3 “Katılalım düzene, eğildi isek YAZAN’a. Gölgeyi
almadan geldik, dumanı bilmeden bulduk. Selam olsun, her gönülde YUNUS’um seyre
yer versin.” 4 “Reyhan, dileğimizdir gönülden gönüle; Serhan, belleğimizdir
gelişten yönümüze. Katıldık güzele ayağımız götürecek, gönüldeki
kayguyu sevgimiz bitirecek.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi: 5 “Sergiyi dolaştım, dilediğimi
seçtim, değirmenden geleni açık aldım bekledim. Akan su durandan
değil, yolcu geyiği görse vurandan değil.” dedi, YAHYA
EFENDİ selamladı. 6 “Çağlayan su dağdan gelir, deryadan
balık ağ ile gelir, kulu kendini kendi ile bulur.” dedi, HACI BAYRAM söze
geldi: 7 “Kahır dediğiniz her olay; gümüş tabakta
gelmez, altın tabakta kalmaz, bulut misali gelir geçer, toprakta yeşili
seçer. Demde yolu dileyen, yolda YUNUS ile dertleşen, geçen günde taş
toprak diye sertleşen; gelen güne, RESULÜ’nün yoluna kum diye serpilendir.
YUNUS ile söyleştiğin, gerçek yönde eğleştiğin
bilinir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 8 SARI ANA, güzel günde gezene, DOST SELAMI getirdi,
kapanmayan kapıda kayguyu bitirdi: “Yelden selden aldığınız, RAHMET diye
bildiğiniz her olay, bir adım öteyedir.” dedi, SARI ANA selamladı. 9 “Bağda üzümü aldım, asmaya suyu saldım; YARATAN ile
doldum, kaydına gönülden daldım.” dedi, PİR SULTAN ABDAL her dala
danıştı, her yaprak ile konuştu. “ Yapraklar sıra-sıra dizildi, (‘Yapraklar’, bizler miyiz?)
EYVALLAH. Her yaprakta dilenen Öz sezildi; verdiğim söze, MERKEZ’im de
katıldı. Dedi ki: ‘İki adım öteye gitti isem, HAK DOSTU’yum.’ ” dedi,
MERKEZ’im sözün başını bağladı. 10 “Akan suya köprü kurduk, yağan kara sözü
verdik; Güneş geldi eridi, köprü kulu korudu, gölden alan sorguda kaldı.
Selam olsun, soyludan yol alan, cümleyi bilsin. ‘Soylu kimdir?’ denilir:
Muhabbet, günde değil atadan gelişir; kul, soyundan bilişir.”
dedi, HAMZA DOST sözü aldı: 11 “GARİB ile alıştık, köprü kurup
buluştuk, sevgi ile oluştuk. Muhabbet, sevgi, AŞK; birbirini
oluşturan… Biri soydan, biri serden öbürü; birbirinin katladığı,
gönülden gönüle atladığı, doyasıya aldığını, ölesiye vardığını
bilendeniz.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 12 “Kat-kat oldu yama fistana doldu, bilgimiz
cümlede kaldı.” dedi, VEYSEL’im sözü aldı: 13 “Yol aldık, günümüz güzeldir. Söz aldık, cümlemiz kaydına
daldık. Dedik ki: ‘Bizden sözü alırlar, derler ki; dalacağımız gölde balık
bulur muyuz? Bulur isek, dileğimiz ise alır mıyız? DOST KAPISI çaldı isek,
DOST halinde kaldı isek, gerçek yolu buldu isek;
deryaya dalacağız, yapıya uyan ile kalacağız, balıkta
bulacağız.” dedi, VEYSEL’im selamladı. 14 “Namaz niyaz, kuluna, gönülden aldığı güzele inandı
ise gölgeyi siler; her olay, sanmayın güzeli böler. Bir-bir okuduk,
belleğimizde sakladık. Dedik ki; ‘Gelen alır, her kulu aldığı ile
bulur.’ Ne senden gidene, ne sana verene, ayrıdan söz edilmesin.” dedi, HACI
BEKTAŞ selamladı. (Perşembe
günü için yapılan yorum, doğru mu?) Evrende, her zerrenin ayrı
yorumu, her bütünün gerçek tutumu vardır. 15 ‘Konuk değiliz DOST KAPISI’nda, alıcı değiliz
dünya tapusunda. Ne verdi ise razıyız, korku ile değil sevgi ile O’na
varmaya hazırız.’ dedik, her öğünde O’nu andık. Demedim ki, benden SANA
yakarıştır. Demedin ki, kulunda bu ne yarıştır? Demedin ki,
dileyenden dilemeyenden gelsin bilsin, bu ne veriştir. DOST eyleyen de O,
DOST ile paylayan da… Dağladık yarayı, sildik gönüldeki yarayı. ‘YA
RABBİ.’ dedik, ‘Su SEN’den, söz SEN’den, karar SEN’den, zarar SEN’den.
Yarattığın her güzelden ne aldık, neyi bulduk, kiminle kime verdik?” 16 “TOKTAY aldı mı gücü, MERYEM sezdi mi geçi?
Yamaya eğildi, enseye vurdu saçı.” dedi, MERYEM selamladı. 17 ‘Nerden nereye?’ denilir, her sofrada tatlı
tuzlu yenilir; denenmiş olayda, ele gelen sevilir. Ne YAR’dan gönül aldık,
ne zordan günü sildik, her demde düze durduk, doğandan konuyu seçtik.
Döne-döne alacağız, gayret ile bulacağız. ALLAH’ıma emanet olunuz. 18 (Reyhan ile
Serhan ne anlamda? İsim mi, mana mı?) Reyhan; ad
ile yada yer verendir, gönülde açılan kapıyı görendir. (İsim değil?) EYVALLAH. ALLAH’ıma emanet olunuz. 19 ‘Dağlar dize gelmezse, kullar yolu bilmezse?’
demeyelim, seyirde hata bulmayalım, bir yorumda kalmayalım. VEYSEL’den alana,
DOST KAPISI açıktır. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH |