5 Nisan 1984

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kumda yürüdüğümüz günde, gönül ile sürüdüğümüz bilinir, her adımda VEREN’den söz edilir. Selam olsun, yolumuz her bilene açılsın.

2 “Günler geceler açık, vermez denmesin geçit. Yol bizim, halde isek; GÜL bizim, gönülde isek.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Dar fistan giyemem, pişmeden aşı yiyemem. ‘Dur.’ deseler bile bize, ‘ALLAH.’ dedik geldik güne. Her sayfayı okuduk, RESULÜ’nün hali ile tavrımızı dokuduk; ‘El, elden alır.’ dedik, güzel günü bilir bildik; ‘Yalan dünya.’ diyene, güldük. Ne yalan, ne yanlış, YOLU’nda bilen bulmuş.” dedi, YUNUS’um selamladı. 

4 “YUNUS’un sözünde vardır, YOLU’nda yürüyene kârdır. Yaprağı ele alsan, rengini dile versen; dumanı sileceksin, gününü bileceksin. Yolun gidişi güzel, kulu güdüşü güzel. Yumuşak yol alırsa, ayak izi kumda kalırsa; giden de bilir, gelen de alır.” dedi, KAYGUSUZ adımına selam yazdı.

5 “Durak olmasın yolda, merak kalmasın kulda. Binbir söze nokta koysan, binbir nefese yol sorsan; gönlündeki DOST ile geçinirsin, dizindeki post ile her olaydan kaçınırsın.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.

6 “Ağaca ip bağladım, çamaşırı akladım, ipe serdim bekledim, tozdan çamaşırdan sakladım; değirmene gidene, dağda sürü güdene ‘Selam.’ dedim, cümleye sözü bağladım.” dedi, PİR SULTAN ABDAL diz koyup sohbete girdi:

7 “Yerenler, ERENLER, HAK POSTU’na girenler, sevgiye adı verenler, beni seni silenler, dumanı yok edenler; DOST’luğa talib misiniz, dostlukta galib misiniz?” dedi, cümlenize sordu, bilgisinde olanı olmayanı yordu. Dedi ki: “Yargıç olamam, kimsenin yargısını bilemem, gönülde sargı mı sorgu mu var bilemem. Öyle ise, sen senin ile eğitilirsin, sen senden öğütülürsün. RABB’im, güzelin ölçüsünü KENDİ BİLGİSİ’nde tartar, ne eksilir, ne artar; olumsuzluk, kulu dürter.

8 YUNUS ile söyleştik, yerden göğe güzeli paylaştık, ‘Yol verenden.’ diye peyleştik. Selam olsun, her satırda kul kendini bulsun.”

9 “Seferde olan bilir, nasibini alır gelir, dört yaprakta yazılı olanı okur.” dedi, MERYEM sözü aldı:

10 “Dağlar Güneşi gizlerse, doğuşu besler; ağaçlar kainatı süslerse, güzeli gizler; alan bilen, gerçeği gözler. Selam verdik, YUNUS ile söyleşeni gördük.” dedi, MERYEM selamladı.

11 “ ‘Her yol birbirine benzer.’ diyene, de ki: ‘Bağımsız olan, kendi gerçeğini gizler.’ Yumuşak söz, dost olana gereklidir; dostluk, bilen ile süreklidir.” dedi, MERKEZ’im söze geldi:

12 “Altın iğne aldım, gümüş ipliğe sardım, ipek kumaşı sordum, dikene gayret verdim. ALLAH’ım, O’nu bilen iledir, düzeni veren iledir; YUNUS ile gölgeyi sildik, aldığını seven iledir.” dedi, MERKEZ’im her adımına ALLAH’ımın RIZASI’nı diledi, selamladı.

13 “Geminin direğine bayrak astım, adımı bilmeyene küstüm.” dedi, BEHLÜL’üm söze geldi:

14 “Yolu bilmeyene diyeceğim; ‘Al taşı, ver başı.’ Diyecek ki; ‘Ne hacet? Dünya, alabildiğine koşu.’ Koştum-koştum varamadım, han gördüm duramadım, hancıya yolu soramadım; ‘DOST dediğini nerde bulayım?’ Dedim ki; ‘Koşu diye inlersen, kendi sesini dinlersen, dünyayı öyle bellersen; ah sana, vah sana.’ ‘Al sana, ver bana.’ demeden olamazsın, güzeli gayrıda göremezsen bulamazsın.

15 Hatanın özünü ara, sözünü tara. YUNUS misali bulursun, kendinden aldığın ile olursun.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

16Aslına söz etmeden yol verdim, her yaratılanda gerçeği gördüm.” dedi, ALİ sözü aldı:

17 “Zerreler söz ettiyse; yumuşak olandandır, kendini bulandır. Diz üstüne oturdum, gönülde kayguyu bitirdim, bilgimdeki gerçeği götürdüm, her öğütte RESULÜ’nün sözüne  ÖZ’ünden kattım. BİR’liğe çağırdı, BİR oldum; DOST’luğa çağırdı, cümle ile DOST kaldım. Zerreler ile BİR’ledim, birlenmeyeni zorladım. Yerden göğe adım-adım RESULÜ’ne uydum, her birinizin sesini o’nun bilgisi ile duydum.” dedi, ALİ cümlenize RESULÜ’nün selamını iletti.

18 “Ayağım getirdiği yerde, sözümü bitirdiği günde; her zerremden vereceğim, YUNUS misali DOST KAPISI’nda duracağım.” dedi, SARI ANA söze girdi:

19 “Mendil elde, yol dilde, HAK gönülde. Duvarı öreceğiz, çatısını örteceğiz, soframızı kuracağız, ‘YA ALLAH.’ deyip her bilen ile gerçeğe uyacağız.” dedi, SARI ANA selamladı.

20 ALLAH’ım, niyazımızda… YUNUS misali ağaca ip geriniz, ipe temiz çamaşır seriniz.

ALLAH’a ısmarladık.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH