5 Nisan 1984 Regaip Kandili

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kurallardan yol sormayız. Konuya su verdik, SIR’dan aldık, yolunuzu belledik. Cümlenize selam olsun. Gelmiş geçmiş bilgiler, kaydınızı yenilesin. Demde oluşan güller, aydın gelsin gönüller, dumansız kalsın günler. DOST KAPISI’na geldik, cümle dostları gördük; adım-adım yürüdük, HAK ÖRTÜSÜ sarındık. Selam olsun bilenlere, selam olsun cümleyi DOST bilip gülenlere, selam olsun ‘Güzel gün.’ deyip gelenlere gelmeyenlere.

2 “Selam olsun; her bilen, bilmeyenle gönlünü açsın.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Dert demedik sert gelene, doyduk HAK ile verene; doğduk, yerden göğe yol aldık, dar gelenden sıyrıldık.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Bir elmayı dörde bölsem, elde olmayana versem; ben sevinirim, alanlar sevinir, sevinen sevindiren sevilir, her hal ile övülür. Gelmeyi diledi isen, almayı bilenlerdendir.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi:

5 “Yaprak yüze değdi ise, GÜL’ü göze geldi ise; sevincimiz sonsuzdur. Manayı gönülden gönüle aktarırız, DOST deyip sofrasına kotarırız. Dayandık gücü ile, sevindik gerçek diye. Ne verdi ise, yönden; ne gördü ise, günden; aldığı senden, bildiği benden.” dedi, HAMZA DOST altın güğüm ile verdi, gümüş ipin düğümünü çözdü; selamladı, sözü ALİ’ye verdi.

6Gayrette kulun emeğini gördük, derman dileyen kullarının çevresini sardık, her var olana sorduk: ‘Kulluğun kutluluğunu bilir misin? Kendinde olan ile, yaratılmışlığın mutluluğunu yaşar, yaşatır mısın?’ Öyle ise, ALLAH’ım senden razı olsun. Bilenden geldik, bilen ile verdik; YARATAN yarattığına olan sevgisi ile, cümle yolları dileyene açtık. Selam olsun, kulu her öğütte RESULÜ’nün halini bulsun. Dertler geçicidir, yıpranmış dalı biçicidir. Biçilen dal yenilenir, kendinde olan ile, kendinden isteneni verir. Dağlar aşınırsa, yollar taşınırsa; gelen gidendendir, hizmette güzelliği güdendendir. Dostlar, BİR’liğe talib olunuz, BİR’likte galib geliniz. Yapraklar nasıl bir ağacı bütünlüyor ise, sizler de bir amacı bütünleyiniz. Gerçek, amacınızdır. Dostluk gün-gün değişmez, gelişir.” dedi, ALİ cümlenizde günün rengini buldu. “Selam! Selam! Selam! HAK ile HAKK’a varsam, HAKK’ın DİVANI’na dursam, diyeceğim ki: ‘Ben cümle ile BİR’lendim, dünya gününde cümle ile gürlendim, gah güldüm, gah zorlandım. Ne olursa olsun, gönüllerde RESULÜ’nün adı kalsın.” dedi, ALİ’nin selamı kainatı sardı.

7 “Bir-bir okuduk, tezgaha vurduk dokuduk, GÜL’e geldik şakıdık; ‘Dert.’ dediğimiz günde, DOST ADI’nı çağırdık. Gelse gülse, bir söz, bir nasihat dese; bir damla kaybolur, bin damla kalbolur… ‘BİR’leniniz.’ dediğimiz, odur.” dedi, VEYSEL’im söze geldi:

8 “Bir damla su gelir geçer, damlalar çoğaldıkça çağlayanlar oluşur, orda her damla buluşur. Senden benden uzak kaldık, TEK ADI’na niyaza durduk: ‘Varlığım, KORUYUCU’luğuna muhtaçtır. VAR’sın, gönlünde korsun, DOST’luğunda karsın, bilmeyene zorsun; bilirim SEN’i ALLAH’ım, her zerremde kârsın…’ DOST SOFRASI kuracağız, nefiste olan her zoru kıracağız; aşımız bellidir KEVSER ŞARABI sunacağız.” dedi, VEYSEL’im selamladı.

9 “Vurdum taya, durmadı; sordum kaya, sarmadı; KAYGUSUZ söze geldi, gönülleri kırmadı.”  

10 “Bellidir aldığınız, gönüllerdedir verdiğiniz. Ne sır oldu, ne yol sordu; kaynayan suya elini daldırdı, ‘Yanmaz.’ dedi güldü. ‘EYVALLAH.’ diyelim, tatlı aşı yiyelim. Ders aldı isek DOST’tan, yeriniz bildi isek posttan; ne YAR’dan geçeriz, ne seri biçeriz.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.

11 “Arpa aldın atına, arka buldun sırtına. Gönüllerden varacağız, ‘Bir yudum.’ diyene, desti ile vereceğiz. YARATANIN ŞANI’ndandır, bir diyene bin verir, ‘ALLAH.’ diyen gün görür.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

12Her zoru yenerim, ADI ile girersem, her sırrı ararım, gerçeği ADI’nda bilirsem. DÖRT DUVAR örtülmez, niyaza duran dürtülmez; dayandı isek duvara, ‘Ağır mı?’ diye tartılmaz. Doğuştan bilen ile, doyuşta bulana; RABB’im geçeni değil olanı sorar. Doğuşta bilen, bilgisini serer; doyuşta bulan, gönlü ile cümleyi sorar(sarar?). Dağlar yol vermese de, yolda hancı görmese de; kul kendi gerçeği ile bütünleştiği anda, zorlar sırlara açılır, aşılamayacak yollardan geçilir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

13 YUNUS’um der ki: “Niyazın tamamlandığı günde, üç ağaca ‘Selam.’ diyesin, gönlündeki niyazını onlara söyleyesin; yerden göğe, ‘ALLAH’ım.’ diyesin, şükredesin. Selamın her kapıya ulaşır, NAS ile diyenlere bulaşır.” dedi, YUNUS’um selamladı. 

14 Ne yolcu zordadır, ne hancı dardadır; her var olan, bilgisi ile sorgudadır. Hoşnut olalım, doğruyu öyle bilelim. Geçeni silelim, gelene gülelim, diyelim ki: ‘Ak ile kara, gölgenin rengi değildir; ne bilirsem bileyim, kainatın dengi değildir. Bir-bir alırım, bir-bir bulurum, binbir hal ile olurum; işte o zaman, kendimde olan ile kalırım.’ ‘Çaresizim.’ diyen, pişmeden lokmayı yiyendir. ALLAH’ım var ise, kul çaresiz kalmaz. VAR OLAN’a yokluk izafe etmek, VARLIĞI’na küfretmektir. Dar gelen gönüldür, dünya yaşantısı değil.

15Varız ALLAH’ım SEN’den geldik, her anımızda SEN’i yanımızda bildik, gönlümüzde bulduk, yaratılmışlığımız ile övündük, YARATAN’a dayandık, şükürler olsun ALLAH’ım.’ diyelim, DOST SOFRASI’nda niyaza duralım.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH